Ben Bir Hayat Rica Ediyorum Çayın Yanında!

Tavada sucuk kokusu, günlerden tatil ve zamanın adı yok. Rüzgarı üzerine çekiyorsun duvarların dışında, penceren ya da balkonunda. Güneşe gülücüğünü asıyorsun. O bile şaşırıyor bu umuda... Şarkıların hepsi senin. Onlar nereye çekerlerse seni, sen oraya. Müzikleri seçen sensin, sen tutuyorsun notaların ucundan, evreni kucaklıyorsun usulca. En güzel sahipliğin ve aitliğin ne olduğunu, anlıyorsun mırıldanırken şarkılarını. … Okumaya devam edin Ben Bir Hayat Rica Ediyorum Çayın Yanında!

Biz Issız Cuma’lılar:) Ya siz?!

Cuma:) Hani Robinson Crusoe’un ıssız adadaki yardımcısı değil mi?! Başka ne ki! Bu salgın kıyamette herhalde çıkıp da eğlence mekanlarına koşacak değiliz(!)Neeee! Koşanlar mı var! Var tabi... Var! Bu varlık işte, fazlaca çokluk... Nerde çokluk...(!) Çok olmak bu aralar gerçekten akla da insanlığa da zarar! Pandemi ve cahil cesaretliler gruplarından daha önce bahsettim. Bu bahsi … Okumaya devam edin Biz Issız Cuma’lılar:) Ya siz?!

Su’dan Sebep:)

Yaşam, bir bardak suda! İlk dokunan ruhuma, sevdiğim bardakların biri ile içtiğim su oluyor her sabah. Şu an su anımdayım mesela:) Göğün suyu ile bardağımın suyu arasındaki ufuk çizgisiyim... Neşeli bir masal gibi manzaralar. “Yeniden!” diyor kış ve “Yeniden!” diyor zaman. Tekrar etmek için şansın var ve bu defa bilmediğin bir yolu kullan! Her şey … Okumaya devam edin Su’dan Sebep:)

Sevgi Öğrencisinin Kaleminden….

Annem, mevsimleri severdi. Diyeceksin ki kim sevmez ki? Sevmek, hissetmeden, farketmeden sevmek midir diyeceğim o zaman ben de. Evet. Sevmek, sevdiğini hissettiğini farkettiğin yerden doğar, büyür, güzelleşir. Sonsuzlaşır. Çünkü beslenir ve önemsedikçe daha da çok değerlenir. Sevmek, sevince biten birşey değildir bilinenin aksine. Sevmek, ona karışmak ve anlamlanmaktır bu aidiyette ve sahiplenmede. Annem mevsimleri böyle … Okumaya devam edin Sevgi Öğrencisinin Kaleminden….

Ölümsüzlüğün Formülü!

Naim Süleymanoğlu... Cep Herkül’ü... O zamanlar küçücük bir çocuktum. Ailece Naim Süleymanoğlu için heyecan duyduğumuz anları hatırlıyorum. O yıllar... Annemin henüz çok küçük olduğu güzel yıllar... Hani çerçeveler boş, hani Sezen’in şarkısının tıpkısının aynısı yıllar.... Hep düşünürüm zaten, hepimizin bu dünyaya belli bir görev için geldiğimizi. Yoksa hiç doktor, doktor olabilir miydi(!) Olamazdı! Kim ister … Okumaya devam edin Ölümsüzlüğün Formülü!

Müzik’Al:)

Müzik... Evrendeki eşsiz büyü... Görünmeyen sarmaşık, ruhun en bilinmez noktalarını kucaklayan... Sabahın saçları şimdi Malek Janda ile taranıyor burada. Balkondayım, dışarımda kuşlar... Belki de içimde uçuşuyor özgürlükleri... Notalar... En olmazları, imkansızlıkların zehirli tellerinden çekip çıkaran savaşçılar..! Bana soruyorlar. “ Nasıl böyle hep bir hareket ve mutluluk halindesin? “ Üstelik insan yaşıyor ve hikayesine neler neler … Okumaya devam edin Müzik’Al:)

Zamancağız…

Beyaz eşyalar sararır. O monitör kalın kalır yeniye göre. O telefon ucuzlar elinde hatta kullanılmaz kalır çekmecenin bir köşesinde. Kimse sana zaman geçiyor demez. Doğum günlerinde kandırılırsın pastalar hediyeler falanlar filanlar. Yok bişeeyyyy hadiiii bak gülümse kamerayaaaa hallerindedir herkes. Doğumgünlerine gelenler doyarlar, vicdanları hep suçlu çünkü kilo almak da vermek de hep problem yani sende … Okumaya devam edin Zamancağız…

Hamdık… Piştik… Yandık…..

Yeni bir gün doğar her sabah ömürlerimize. Bugün 17 Ağustos 2020... Hüzünlü bir tarih... Bugün mutlaka acı kayıpları olanlarımız da var aramızda. Zaten bir kayıp varsa, bu hepimizin kaybıdır da ki öyle de....... Çok neşeli olmamızın zor olduğu bir gün bugün.... Zorlamayacağız o zaman. Hüzünden kaçmak, aslında ona saplanmaktır çünkü. Hüzün, bataklık gibidir. Debelendikçe içine … Okumaya devam edin Hamdık… Piştik… Yandık…..

17 Ağustos 1999……..

Milenyum’a 1 kala... Hayatımda deprem nedir, sadece coğrafya derslerinde öğrendiğim kadar biliyorum. Derslerde anlatılıyor aslında. Türkiye bir deprem ülkesi deniliyor. Ama asla aklımın ucundan geçmiyor deprem... Bir de bir kaç deprem filmi izlemişliğim var. Deprem algısı, dolayısıyla hiç yok bende... Tarih 16 Ağustos 1999.... Marmara Bölgesi’ne uyumsuz bir sıcaklık var havada. Canım Annemin Gemlik, Küçük … Okumaya devam edin 17 Ağustos 1999……..

Yaşamak için lazımsın!

Kış geliyorum diyor. Duyuyor musun? Artık balkona çıkınca serinleyebiliyorsun İstanbul’da! Bir ferahlık, bir efillik hakim histe:) İyi haftalar ola bakalım. Yeni bir pazartesiye açılan gözlerimize neler dolacak bugün? Kendini nereden nereye taşıyacaksın saatler farkında? Sorma bence:) Ya taşınamazsan..? Ya da zorlanıyorsan gitmekte ya da kalmakta...? Aman! Dalgadır hani suyu bulandıran. Hele ki çok yosunlu falansa … Okumaya devam edin Yaşamak için lazımsın!