Bir Adam Olsun İstiyorum:)

Ada. Okyanusun ortasında bir dağın tepesi. İnsan, önceleri dağ olduğunu bildiği bir yerin, azgın suların altında kalışını hayal ediyor, sonsuz maviliğe bakarken. Ve aslında ürkütücü bir düşünce bu. Derinliği düşünüyor. Dağın zirvesindesin ve okyanusun dibi, neredeyse dipsiz bir kuyunun dibi gibi uzak gün yüzüne! Bir de bir sürü bilmediğin aç yaratık! Denizin içi bu! Megadolon bile vardır Allah bilir? Nereden bileceksin taaaa aşağıları?! Onlar biliyorlar mı yukarıları, oltaya gelirken..?

Adadasın… Uçsuz bucaksız maviliğin ortasında. Büyük bir ada, sana büyük bir kara parçasında olduğun hissini veriyor. Sonra düşünüyorsun, acaba büyüklük ve küçüklük nasıl bir şey? Bir karınca, güneşi hayal edebilir mi? Ben kime kocamanım, nasıl bir zerreyim alemde..? Ada insana bunları düşündürüyor. Güneş ve sen. Dalgalar sakin. Uzun uzun asırlar önce öyle çok yorulmuşlar ki dalgalar… Dolmuşlar boşalmışlar işte. Manzara hala yeni, okyanus ve ada için, asırlar geçmiş olsa da… Sana bol yosun tutmuş kayaları eski geliyor bakınca. Eski ve köklü. Halbuki bir tsunamiye bakar!!!

Bir adada mahsur kalmak fikri ne de ürkütücüdür normalde. “Issız adaya düşersen, yanında ne götürürsün?” Bu soruyu sana sormamış olmaları mümkün değil, eğer başka bir gezegende büyümediysen:) Ama işte bir sürü para verip de adaya gelmek de bir turizm hali:) “Neredeydin balayında?” “Adada!” “Aaaaa ne hoooşşşş!” “Ne yaptınız?” “Güneşlendik:)” “Başka?” “Denize girdik:)” “Aaaaa muhteşemmm!” Çünkü başka bir yerde deniz yok(!) “Ha bir de köpekbalığı besledik!” “Balayında mı?” “Eveetttt!” “Ne romantik:)))))” Balayında adaya gidenler, çoğunlukla o birbirinden başka yiyeceklerle mideyi bozarlar:) Bilenler bilir:)))

Adaya gitmek hissen ıssızlık çağrışımı yaptığından, balayı aşıklarını cezbeder tabii. Ama bir giderler ki ne görsünler! Ayol ada olmuş moda:)! Çok moda ama :)))) Herkes orda! Hay Allah ya…:) Issız ada tatili yok muydu ki? Yok işte o yok:) Gerçi var ama oraya Bill Gates ve saz arkadaşları takılıyorlar:) Senin bütçe azıcık kütçe kalabilir orda:) Kütdedenek gidebilirsin o hesaplarda, kitaplarda:) Külçelerin olacak ki gidesin yani:) O düğünde takılan teller, dantel bile etmez Bora Bora da mesela:)

Gideceksen adaya, kendin keşfedeceksin! Ada dediğin öyle güzel:) Yoksa Puket tavsiyem değil! İnsan düşünüyor. Bir ada keşfetmek nasıl da güzeldir bir kaşif için… Tamamen sana ait. İlk senin ayak izlerini bilecek o kara parçası. İçi sürprizli bir paket:) Artık yerlisi var da yersiz hareketler yaparlar mı sana?:) Seni yaratıcı sanıp da sana taparlar mı yoksa bir tavuk kadar yemek mi isterler butlarını?:) Orası muamma!

Bilinmeyen hep çok cezbeder. Tehlike midir çekici olan? Aşk bundan mıdır aşk? Tehlike keşifle biter. 4 yıl biçerler aşkın ömrüne. İnsan en fazla 4 yılda deşifre edilebiliyor bu duruma göre:) O zaman ilişkilerde aşırı gizemli olmak, değerli bir formül olsa gerek:) Ama bir taraftan da şeffaf olalım diyoruz durmadan? Hangisi doğru? Aşkı besleyen bir sır küpü olmak mı? Dolu dizgin her ne isen öylece akmak mı sana akan nehre? Hayattan ne istediğine bağlı hepsi de! Nasıl görünmek istiyorsun? Bir ada gibi mi? Köy mü olasın var, sıcacık, bilinen, organik:) Hangisini tarihler yazıyor? Köyü mü adayı mı yoksa New York’ta sonbaharı mı?:)?!

Okunalısı bir hikayen mi olmalı? Yoksa kendi içindeki cennetle mi kucaklamak istersin ömrünü an be an? Sepete artıklarındır hayatın. Kimse sana bedavadan ve zorla bir şeyler vermez. Her ne yaşıyorsan, kendi davet ettiklerin. İşler, herkesin davetlileri olması kısmında karışmaya başlıyor işte:) Lise aşkları bu yüzden unutulmaz:) Orada davetliler çok süper anlaşıyorlar birbirleriyle:) Henüz kimse psikopata bağlamamış, sütten ağzı yanmamış. İyiler ve kötüler henüz mimlenmemiş. Olumsuz ön yargılar henüz yeşermemiş yani… Adaya ilk sen ayak basıyorsun anlayacağın:)

Nasıl güzel her şey… Git o yıllara. Birinin dediği şeye herkes uyardı gayet rahat. “Şunu yapalım?” “Yapalım!” “Bunu yiyelim? “Olur.” “Biri doğmuş!” “Hadi kutlayalım! Parti nerde! En harika hediyeyi ben almalıyım!” Herkes ne diyorsa iyi ne anlıyorsa iyi. Şimdi öyle mi? Kim ne dedi? Ne demek istedi? Kesin bunun için dedi! Eskilerde bir tabir vardı. Biri birine bağırınca, kalaylamış olurdu. “Yine kalayladı sabah sabah” mesela:) “Annesi çocuğa kalayı çekti:)” gibi.

Şimdi işte aşırı kalaylıyız:) Bu kalay işi de pek bir tehlikeli(!) Kalayı çizdin mi al yandın! Hassas yüzeyler oluşuyor ömür ileri ileri gittikçe… Ah be! Ben harika bir ada keşfetmek istiyorum:) Covit henüz yok orada:) Yerliler de yok! Öyle ben işte:) Tamam kabul, bu yalnızlık fazla da iyi olmaz uzun vadede:) Benim gibi adaya gelmişler de olsunlar elbet. Ateş yakalım, etrafında şarkılar söyleyelim. Para yok, cips yok, kesinlikle internet yok:)))) Gece ateşböcekleri, yıkdızlar ve ay var aydınlatıcı olarak ateşe destek! Mis! Ne ala memleket:)

Hemşerim! Belki bir gün görüşürüz seninle bu hayalde…? Ada, Adana, Badana! Şu duvarı badanalamalı mı, badanalamamalı mı yoksa!!!:))))) Tekerlemeyi tekerlesene:)

İyi cumartesiler yahu:)

Şununla etiketlendi: