Şu Kaslara Baksana! Gülümyorummmmm!

Bugün yüzümü sürekli gülümseyen kasta tutmaya karar verdim:) Gerçi beni yakınen tanıyanlar bilirler, zaten genelde gülümserim. Mesela biri birine kızarken somuttur ya hani. Ben orada kinayeli bakış atar ama yine tebessümle süzülürüm sahnede:) Bir şekilde gülümseme vardır her ruh halimde. Bugün bir ses duydum ruhumda buna rağmen. Ve o ses bana dedi ki “Ne yapıyor olursan ol. Yemek yerken, kitap okurken, şarkı söylerken, biriyle konuşurken hatta uykuya dalarken, gülme kaslarını aktif et!” Evet. Ben de kabul ettim:) Bu kabulden beri yüzümün halini fark ediyorum aklıma geldikçe. Bakıyorum düz duruyor, hemen kısıyorum gözlerimi, kıvırıyorum dudaklarımı gülümseyiş yönüne:)

Amacım ne mi?

Gülümsemek beyinde mutluluk hormonunun salgılanmasını sağlıyor. Bu hormon bağışıklık için mucize demek. Ne kadar mutluysan, enerjin o kadar yüksek. Ve mutluluk frekansı demek, hayat demek. Frekansını yükselttiğinde şans seninle oluyor. Bu da demektir ki başına hep iyi şeyler gelecek. Yani iyi olacaksın, zengin, aşık, başarılı, sağlıklı. Bunun için işte, yüzünü sürekli güldür! Bu kadar. Hiç bir şey düşünmek ya da yapmak zorunda değilsin. Ne hissedersen hisset. İstersen içinden o an küfür ediyor ol. Çok canın yanıyor da olabilir. Çok üzgün de olabilirsin. Ya da zaten mutlusundur. Neyse işte, gülümseme kaslarını çalıştır.

Acilll!

Hemen değişmeyeceksin. Yani 5-10 dakika içinde her şeye daha mutlu bakman mümkün olmayabilir. Ben bu süre içinde daha iyi hissettim ama. Bunu da bil. Ağrı ya da korku eşiği gibi mutlulukta da eşikler var. Hepimiz birbirimizden farklı kabul süreçleri ile yaşıyoruz. Bundan dolayı da zorlama kendini, olduğundan daha iyi birine tez zamanda geçiş yapabilmek için! Tek şeyde ısrarlı ol! Gülümsemekte! Vücudunun daha ahenkli çalıştığına şaşıracaksın, gülen yüz halinle yaşamaya başladıktan sonra. Bir de bakacaksın, seni mutlu eden bir sürü şey gelecek sana. Her zaman diyorum. O domino taşı var ya hani. En öndeki! Ona güzel bir cümle yaz ve gülümse. Bütün sihir burada. Ardı ardına gelecek diğerleri de. Nasıl başladıysa öyle hem de. Yani güzelliklerle akacak zamanın nehri.

Gülümsersen!

Genelde pozitif biri olmama rağmen, bir süredir kendimi, düz duran bir suratla buluyordum. Yani ifadesiz. Ne yapıyorsam, o hale bürünmüş bir suratla. Oysa ben, yüzümü her hissettiğimde, kendimi gülümserken bulurdum. Malum bir sürü üzüldüm bir sürü zamandır. Haklıyım da biraz değişmekte. Lakin korktum da..! Aaaaa! “Olmaz:) Bu ben olamam..!” dedim kendi kendime. Ve ifademi aldım yüzümden hemen oracıkta:)

Ah ya tavla oynamayı ne kadar özlediğimi şu an aşırı fark ettim. Az ifadeler almadım ben… “Gel de bir ifadeni alayım:)” denir ya hani tavla aynayacakken karşı tarafa. Ne güzel meydan okumalar vardır aaayyyy!:) Tavla hıncı biriktirdiğim çeşitli coğrafyalar var memlekette:) İfadesini aldıklarımdan bir dernek kurulsa kurulurdu herhalde:) İddialıyım, ukalayım ve evet ben çok da güzel ifadeni alırım tavlada:)

Tavla aşktır gerçekten de. Bilmiyorum sever misin? Sevmeme şansın yok gerçi. Tavlayı ya bilmiyorsundur ya da seviyorsundur:) Başka seçenek yok, mümkünsüz! Budur yani:) Üstelik tavla son derece global bir oyun da. Yani “Türk oldun mu kahve ve tavla seveceksin aga!” psikolojisinden millerce uzakta kuruyorum cümlelerimi. Tavla, bugün dünya üstünde ciddiye alınan, değer bulan, katılımcısı oldukça yüksek bir oyun.

Gel vatandaş! Daha o zarları sallamadıysan, hemen bugün başla tavla ve felsefesini anlamaya!

Mirkelam bile Tavla demiş yıllar önce. Ah be… Tavla ve Mirkelam deyince hayalimde Dalyan beliriveriyor hemen. Gittin mi hiç Muğla Dalyan’a. Caretta caretta desem sana? Ya da Kaunos Mezarlıkları? Nasıl güzeldir İztuzu Plajı…. Köyceğizin oralarda çamur banyosunda güzelleşmek, şişe dibi güzelleşmeden çok başkadır:) Ha akşamına da şişenin dibini bulacağın enfes masalar kurulur;) Sen yeter ki niyetine git. Birbirinden enfes yemekler… Mavi ıstakoz yedin mi mesela hiç Dalyan’da? O güzelim Kaunos prensesinin hikayesini dinlerken mistik topraklar üzerinde, aşkın ruhunu hissettin mi..?

Çok Tılsımlı bir yerdir Dalyan… Çooook….

Ve ben Mirkelam eşliğinde ne tavlalar attım ömrümün en güzel yazlarından birinde… Allah rahmet eylesin çok değerli bir ruhu andım şu an. Hikmet Abi.. Kendisi bir ressamdı. Asker babanın çılgın oğlu… Ne güzel güldürürdü her kim varsa kendisine o an yakında duran… Ruhu şad olsun… Çoook yenerdim Hikmet abiyi de:) Dalyan… Aklımda şarkılar var. Fabrika Kızı.. Alpay söyler. Prince Of Kaunos adında çok güzel bir yerde kalmıştık Dalyan’da. Sahipleri tanıdık olduğu İçin oradaydık. Güzel bir aile işletiyordu bu cenneti. Gitar çalarlardı geceleri.. Bu şarkı çok çalınırdı, ben söylerdim, hepimiz söylerdik…

Gülmek, tavla, oradan da Dalyan’a geldik:) Ne güzel geziyoruz böyle laf lafı açarken:))

Gülümsemek için sadece kassal davran. Ama güzel anılar gülümsemek için en güzel biletlerindir. Bu aklında bulunsun:) An, andıkça da ömrüne ömür kat sana ait hatıralarını. Kulaklarını çınlat senin için değerli olan güzel yüreklerin. Yüreğin çınlasın anlamlarla. Oh be! Böylece, yaşanılası bir dünya yarat kendine. Herşey de yatırım enstrümanlarından, savaşlardan, salgınlardan, yeni daha yeni oyun konsollarından ya da telefonlardan, siyasetten, muhteşem doğru yaşamaktan ibaret değildir ki!

Hayatta “Yaşadım!” dediğin anlar vardır.

Anılmaya değer anlar. Bu anlara zaman ayıracaksın. O frekansa yükseleceksin. Böylelikle aynı güzellikteki oluşları ömrüne bir güzel de çekeceksin. Karar ver! Ben karar verdim:) Mesela bu yazıyı her zaman olduğu gibi gülümseyerek yazıyorum. Sonra da gülümseyerek okuyacağım;) Dilerim örnek olabiliyorumdur:) Ve sabaha gülümseyerek ayılacağım. Beynim diyecek ki “Ohooooo! Bu ne mutluluk yahu. Maşallah! Harikasın Arzu! Kim tutar seni! Al! Şans, kısmet, her şey senin avuçlarında!” Yaşaaasııınnnnn!:) En güzel haberler, en büyük külçeler, hepsi ama hepsi beniiiimmmmm! En sağlıklı beniiimmmm! Ya ben nasıl gülümsemeyeyim? Deli miyim! Yok! Deli değilim:)))

Sen de deli değilsin!

Kendi kendine gülene deli derler diye bir şey yok! Eski çamlar bardak oldu çoktaaaan! Bugün ve bundan sonra her gün gülümsüyoruz. İçten gelip gelmediğine asla önem vermeden. Ya bu iç aşırı karışık. Gelir, gelmez belli mi olur??? İçten gelen bir ömür beklenmez! Gülümser şekilde izliyor, duyuyor, yiyor, içiyoruz artık. Aradaki iyilik farkını da anladığımız güüünnnn! Mucizeyi gerçekleştirmiş oluyoruz.

Yaşamın sırrını fısıldıyorum sana. Duy ve kabul et… Seninle bir yerlerde karşılaştığımızda, yüzündeki gülümsemede bulmak istiyorum harflerimizi…

Harika bir gün olsun o zaman!:)

Şununla etiketlendi: