Şanslıyız Biz Çoook Şanslıyız!:)

Gündemler, gündemler, gündemler! Artık tepemin tası ciddi anlamda sarsıntıda. Olumlu düşüncelerle tas halen dengede, şükür:) Ama yani! Artık normal sabahlar ve gündemler istiyorum! Bu arada aslında şunu da düşünüyorum. Acaba hep aynıydı da bizler mi bu kadar haber alamıyorduk??? Yani depremler hep oldu. Virüs tamam bu fazla abarttı. Onu bir ayrı tutalım. Ama göktaşı yaklaşıyor, denizler bilmem ne oluyor, buzullar çıldırdı, bir şeylerin nesli tükendi falan! Bu ve benzeri gelişmeler hep vardı aslında. Sadece şu an bilim daha bir anlıyor, teknoloji daha bir iletiyor. Ya biliyoruz hepsini, ne alâ ama gerildik sanki hımmm?! Yeter bu kadar bilmek! Bilmekler, bilmekler ama hiç bir şey yapamamaklar! İşkence mi ne bu?

Yani buzullar eriyor!

Sen ne yapıyorsun? Hiç! Klimayı kapama, parfüm, deodorant kullan, hala egzozdan zehir saçıl, saç kurutma makinelerini daha da geliştir, herkes her gün daha bir fönlensin, kurunsun, ağaçları kes, fabrikalar filitresiz paralar doldursun küplerine, gereksiz enerjiler kullan, dünyayı radyasyonla, toprağı zehirle çıkar o altınları bilmem neleri, sonra da de ki “Hay Allah! Buzullar eriyor! Ne yapsak ki!!!!?” Ya buzullar neden eriyor ben bile biliyorum. Dünya da biliyor. Sen neden halkın insiyatifine bırakıyorsun? Madem zararlı, izin verme zarar veren şeylere! Paris Anlaşması var! Uydun herkes! Kaldır hatalı ne varsa! Üretme plastik? Kirletme denizi!

Öööffff!

Deprem korkusu içindeyiz! Bu kadar yıldır ne yapıldı? Ne yapılmadı? Neler lazımdı? Şimdi kim nereye gitsin? Haberleri aç, çatlak patlak yusyuvarlak evler, okullar, hastaneler, postaneler, pastaneler!!! Bu nedir? Hakikaten nerde bu insanlık??? Madem deprem bir gerçek, o zaman önlem gerek. Ne olursa olsun, öncelik insan OLMALI… Ama olamıyor ki ne buzullar rahat, ne de binalar… İnsanlar sürekli GDO beslenmesi ile şekilden şekle giriyor… Ortalıkta saçma sapan genetik hastalıklar dolanıyor. Pestisist denen zehri her şeye sıkıp sokuyorlar mutfağa gıdaları! Neymiş efendim? “Sirkeye bas aldıklarını!!!” Ya zehir çekirdekte! Hangi sirke!?

Yeter!

Nasıl ama tepemin tasından taşanlar…. Ama bakıyorum rüzgara, rüzgar rüzgara benzemiyor. Yağmur yağıyor, arabaları göçürtüyor. Virüs bütün insanlığı tehditte. Göktaşı, uzaylı istilası, yeni dünya var mı? Ama bu eziyet nereye kadar? Sonra da hadi bütün dünya iyi hissedelim, enerjileri toplayalım, arınalım! Evet, enerjileri toplayalım. Bari bunu yapalım da hayatta kalabilelim. Şakam yok. Böyle bir ortamda elinden geldiğince iyi hissettin, hissettin. Hissetmedin, bilemiyorum ne olur? Manyetik alanından, enerji patlamalarına yani güneşin sistemine kadar ayar kaçmış halde, biline. E şimdi felaket tellallığı mı yapıyorum?

Yo yapmıyorum… Elimden geleni yapıyorum sadece..

Elimden geldiği kadarı ile farkındalık yaratmak istiyorum tüm yüreğimle. Geçen gün dayımla görüşüyoruz telefonda. Gelini covit oldu.. Yani kuzenimin eşi, onun ailesi, muhtemelen kuzenim.. Tam da zeytin zamanı. Bizim sülale zeytinci atadan. Bahçeler, zeytinlikler şükür var öyle orada… Güzel anlamlar, bereketler… Diyor ki dayım, zeytinler de bahçede.. Çünkü diyorum kendisine, “Aman dayıcım, sizler izole olun, çıkmayın dışarı…” Diyor bana, “Ama bir gidip neler oluyor bakmak gerek…” Haklı mı? Haklı… Ama işte tam da burada bir durup, düşünmek gerek. Annemin zeytinleri dalda… Ve Annem artık bu dünyada değil zaten… Yani ben varsam, her şey var.. Yani dayıcım, sen ol, zeytinler de olsunlar dalında ya da yerde… Yeter ki cana gelmesin gelen…

Covit çıldırdı! Şimdi daha bir dikkat! Lütfen…

Elden geldiğince izole olmaya gayret edelim Kasım, Aralık gibi özellikle. Süreci takip edip ona göre hareket edelim. Zaten yetkililer de anlatıyorlar yapılası herşeyleri. Ben bu işlerin uzmanı elbette değilim. Denilenleri hatırlatmak babında harflerim. Sevgiyle her bir güzel yaşamı sadece dikkate davet edesim var. “Güzel Sen, lütfen kendine ve sevdiklerine çok değer ver. Sen çok önemlisin. Bu dünyada sen de sevdiklerin de sadece birer tanesiniz…” Hepimiz sadece tek bir yaşamın sahibiyiz. Hepimiz bu dünyada bir taneciğiz. Ve çok kıymetliyiz. Çünkü nadiriz. Tekiz.

Depreme hazır olmak…

Bu belki çok da mümkün değil ama şu düdüktü suydu bunları hazır tutalım hepimiz, olur mu? Gerisi zaten taktiri ilahi… Yaşam üçgenlerini tespit edelim evlerimizde, iş yerlerimizde. Duvara sabitleme işlerini yapalım bir an önce. Eşyalar da zararsız olsunlar aman. Bu da çok önemli. Duvarlara bir çivi çakalım, gecikmeden… Kiralık da olsa o ev, çakın o çivileri. Sonra az alçı, az boya ile o çivinin yeri dolar. Sorun yok. Yeter ki o gardrop devrilmesin bir sebepten…. Kaçış planlarımız da olsun. Herkesin yatarken yatağı yanında terliği, pijamasında bir kaç maskesi, başucunda suyu, düdüğü dursun. Bir de hem camdan uzak – çünkü kırılıyorlar hani – hem de binanın dışına yakın alanlarda durmaya çalışılmalı. Arama kurtarma ekipleri bu şekilde daha şanslı oluyorlar kurtarma çalışmalarında.

Aman ne güzel muhabbet!

Dilerim hepimiz çok sağlıklı, mutlu, huzurlu, aşk dolu olalım. Bu yazdıklarım da işte önlem anlamında bir köşede dursun. İnşallah hepimiz uzun uzun ömürlerde, mutlu mesut yaşayalım. Bilmek her zaman şanstır. Bilgi, kurtarır. Bilgi, yaşamdan alınan keyfin aslında dozunu da arttırır. Mesela tarihi eserleri gezerken bilgi çok güzeldir örneğin. Bilirsen dokunduğun duvarda neler neler yaşanmış, hayal edebilirsin o zamanları. Daha bir hissedebilirsin gördüğünü, gezdiğini. Bilgi, özgürlüktür. İçinde olduğun duruma göre ne yapacağını bilirsen, hareket edebilirsin. Yönünü tespit edebilirsin.

Sadece bilginin fazlası ve de kirlisi gerilimli!

Bundan dolayı belli kaynaklar dışındaki herşeyi okumak ve dinlemekten bucak bucak kaçılması en evlası. Benim yaptığım budur:) Tv’de haberlerden sadece birini izlerim, biraz yazılı basına da bakarım. Gerisi yok:) Gerisi fazla demogoji, fazla öcülü bücülü:) Ben cicili bicili severim illa ki:)

Günlerden Çarşamba!

Bu ne mi demek? Yaşamak demek tabi ki! Az gerilimli, çok gülümsemeli, dikkatli bir güzel gün olsun hepimiz için. Gelecek günler de yarışsınlar birbirileriyle ben daha güzel olacağım diye. Olumsuz her ne varsa, gitsinler, kara deliklere dolsunlar istif istif. Bizlerden uzak olsunlar. Bugün aşık olalım kendimize. Bugün hayata doğalım her kabul ile. Önlemler alıp, zırhlandığımız kadar da yaşamaya devam edelim delicesine! Evet, delicesine! O kadar gülelim durup dururken! O kadar deli desinler bize! O kadar!

Kendi kendime gülüyorum şu an mesela:) Ooooh canıma değsin! Canıma değsin bu gülümseme ki canıma can katayım yahuuu!

Bugün cana can katan güzel dostlarla ekrandan da olsa görüşelim. Bugün korkmayalım olur mu? Korkmayalım. Bilelim ki zaten olan oluyor. Bir de korkulan hep başa geliyor. Korkmayalım bugün. Bugün sadece şansa inanalım. Başımıza şanslı şeyler gelsin:) Şansımız yaver gitsin! Şans kapımızı çalsın! Şans bizden yana olsun! Oooh çok şanslıyız bugün çoook! Bugün ve her gün şans demek biz demek olalım!

Olduk bile:) Bol şans hepimize!

Şununla etiketlendi: