Beyaz Baston 1931…

Dünyanın dönme hızı artmış:) Hani gün yetmiyor deniyor ya. Zaman hızla akıyooooor! Ve ben bunu sürekli söylüyorum:) Bilimsel de kanıtlanmış:) Haydi hayırlı olsun:) Gerçi bilim insanları bu hızlanmanın hissedilebilir olmadığını da bildirmişler lakin ben gayet de hissediyorum, tüm hissedenlerle birlikte. Nihayetinde buyur bak günlerden geldik Perşembe’ye!!!!!

7 -14 Ocak Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası!

Evet bu Perşembe, önemli bir haftanın başlangıç günü oldu. “Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası” na girildi. Adından belli haftanın anlam ve önemi. Öncelikle harflerim dilerim görme engelli harf severlere de bir şekilde ulaşıyordur diyerek, bu haftaya destek vermek, bir selam göndermek istedim değerli canlara… Selamlar!!!! Zamanı planlayabilir isem şayet, yazılarımı sesli de yayınlamayı düşünüyorum. Bu şekilde görme engelli güzel yüreklere de dokunabilmiş olacağım. Bunu yürekten istiyorum.

Neden Beyaz Baston denmiş?

James Biggs bir fotoğraf sanatçıdır. Kendisine 1921 yılında bir araç çarpar ve bu kaza sonucunda değerli sanatçı görme yetisini yitirir. Sanatçı artık hayatına karanlıkta devam edecektir… James Biggs motorlu taşıtların yanından geçerken, farkedilebilirliğini arttırmak adına, kullandığı bastonunu beyaz renge boyatır. Zaman içinde beyaz baston, bir çok görme engelli tarafından kullanılmaya başlar. 1931 yılında da Fransa’da beyaz baston ile ulusal bir hareket başlayacaktır. Bu harekete katılan görme engelliler, beyaz bastonlarıyla farkındalık yaratmışlardır. Bu farkındalık hareketi sayesinde Ocak ayının 2. haftası tüm dünyada “Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası” olarak kabul edilmiştir.

Şimdi gözlerini kapa…

Bu önemli haftanın ilk gününde senden 15 dk gözlerini kapalı tutmanı rica ediyorum. En müsait zamanda, kendini ve çevreni tehlikeye atmadan, lütfen gözlerini kapa ve karanlıkta yaşamanın nasıl bir şey olduğunu, eser miktarda da olsa anlamaya çalış. Ve sonra da kocaman bir gülümse, gözlerine ışık dokunduğunda… Ne kadar şanslı olduğunu fark et. Ve fark et ne kadar zor bir yaşamdalar, gözlerine ışığın girmediği canlar…

Onlar bizi göremiyorlarsa, biz onları görelim!

Maalesef engelli canların daha konforlu yaşayabilmeleri için alınması gereken kararlar hala tam alınabilmiş değil ülkemizde..! Hala evet 2021 yılına girdiğimiz halde hala, engelli canlar için uygun yaşam şartları tam olarak sağlanabilmiş değil. Dilerim her zaman daha iyiye doğru gider dünya ve ülkemiz… Diliyorum…

Görme yetin ne durumda?

Bakmakla görmek arasındaki dağların, yücelerden yüce değildir umarım(!) Öyle çoklar ki gerçek bir engeli olmadığı halde göremeyenler olayları ve diğerlerini!!! Bunlara rahmetli dedem Boşnakça “Çordap” derdi. Yani Türkçesi “Bakar kör”. Görme engeli olan güzel canlar, eksik kalan algı organını, başka algılarını güçlendirerek, sanki kullanabiliyorlar. Yani görmedikleri halde rahatlıkla hayatlarını idame ettirebiliyorlar. Peki ya aslında biyolojik bir engeli olmadığı halde, engelleri olanlar??? Onlar kendilerinin farkında değiller. Bundan sebep de tedavi olamazlar, diğer algılarını da geliştirmeye ihtiyaç duymazlar. Sanırlar ki her her aydınlık… Oysa kendi algıları kadarlık bir dünyada yaşarlar… Hayatlarından çok şey gelip geçer, onlar göremezler….. Hangi körlük daha fena???

NanKÖRler vardır bir de!

İşte bunlar oooofffff! Yedi düvelin ortak karanlıklarıdır bu nankörler. Emeklerini çürütürler. Karşılıksız çıkarlar, en ama en lazım olduklarında. Ekersin, biçilmezler!!! Ayy! Ne yapacaksın bunları? Hiç de bir şey yapmazsın zaten. Güvenini yerler. Başkalarına hatta kendine bile kalmaz o güvenden zerre miktar. Enerjini yerler. Hırsızdır bunlar ya. Senin gelirler, vaktini, naktini, hayallerini, emeklerini hoooop kapıp kaçarlar. Bu körler ne olacaklar peki????? Kadir kıymet bilmez kötüler? Bunları işte o beyaz bastonla eskitmek, halı gibi pata küte dövmek en fevkidir fevkaladenin:) Ay!

Aşkın körlüğü güzeldir:)

Aşkın gözü ne güzel de kördür. Kusurları görmemek, ne kadar da büyük bir meziyettir. Başa iş açması vardır elbet ama çok da lezzetlidir çooook mutlu olabilmek… Hesapsız, kitapsız, sadece açmışsın gönül gözünü, yummuşsun dünya nimetlerine gözlerini. Bilinen ışıktan çok daha fazlasını, aşkının gözbebeklerinden almışsın ruhuna… Gözünü almış ihtişamı yarin. Bakakalmışsın, gözlerini ondan alamamışsın, gönlün ve her şeyin onda kalmış. Daha ne olsun be! Bu delilik hangi görünür şey ile yaşanır? Dünyada görememenin en güzel kıvamına derin saygılarımı sunuyorum, tüm aşıkların önlerinde beyaz baston ile reveranz ederek!

Görgüsüzler de var!

Hıh bunlar ne olacaklar bunlar?! Mesela medeniyet görgüsüzleri!!! Ya dünyada yaşıyorsun, her türlü iletişim halindesin evrenle! Neden geride kalırsın? İlla illa neden huylarını düzeltmezsin?

Çok harika bir yerde yemek yiyoruz.

Pandemi falan yok tabi o zamanlar. Ordan öbür tarafa sürekli geziyoruz. Canım Annem… Ruhun şad olsun…. Ve bir gün yine o çok sevdiğimiz mekandayız. Aaaaaaa! Yan masada bir gariplikler bir gariplikler! Masada harala gürele bir arbede!!! Hakkaten skandal!!! Garsonlar masaya yetiştiler falan, yangına yetişen yangın söndürme tüpleri misali:) Köpük köpük fışkırıyorlar masaya:) Tansiyon düşsün diye resmen garsondan duvar örülüyor anında. Bir de tabi bu garsondan duvar, kamuflaj kalabalığı da az miktar. Neyse olay yatışıyor. Mevzu aile arasında(!) El Arabi aile meğer sevişiyorlar kendi aralarında(!) Ama diğer masalar bu sevgiyi nasıl da anlayamıyorsak artık(!) Bre gelmiş buralara da paralar saçmakta olan canlılar! Azıcık görgü! Azıcık medeniyet yahuuuuu!

Ha bu arada bunun farklı versiyonlarını yaşatan gayet hemşerilerimiz de her zaman vardırlar türlü türlü yerlerde.

Annemle mesela yıllarca muhabbetimize gülmelik olarak katmıştık “Emirgan’da oturuyoruz biz!” cümlesini:) Sana nerde oturduğunu sormadıkları bir masada, ilk sessizliği fırsat bilip de, bu cümleyi kurduğunu bir hayal etsene:))) Görmemiş olsana gözlerin fıldır fıldırken…. Beyaz baston şimdi burada da iş yapmaz mı?! Bunlar o bastonu hakkaten de yutmasınlar mi yani(!) “Biz Emirgan’da oturuyoruz.” Bu arada Emirgan kelimesindeki “a” harfi de yumuşatılmadan telafuz ediliyor. Yani kelimedeki “gan”, “gangster” kelimesindeki gibi telafuz ediliyor:))) GAN! Üüüüh! İnsan Emirgan’dan soğur!! 🙂

Hor görenlere Beyaz Baston!!!!!

Bir gün, ama çooook çok sıcak bir gündü… Yine bir mekandayız. Bahçelik bir yer. Oranın güvenliği masaya çağırılıyor… Mekanın sahipleri masamızdalar… İşten çıkarılacağı, alakasız bir kalabalığın içinde o güvenlik çalışanına bildiriliyor… Masada buzlu karpuzlar…. Güvenliğin alnında boncuktan terler….. Tarifsiz bir andı benim için. Gereği düşünüldü elbet tarafımdan, kalkıldı gidildi oradan lakin düzen değişti mi..? Değişmedi…. Egoların yükseldiği yerlerde yaşanan bu zavallı haller vardır bir de.. Oysa büyüklüğün, küçüklüğün kadardır bu alemde… Minnak kapılar yapılmış vaktiyle. Eğilerek girilmesi zorunlu kapılar… Eğilmeyi unutmamak için… Heyhat… Nereden nereye…? Üstelik adı İnsan” olan bir canlıyken… Üstelik bir zerre covite gücün yetmezken… Görme engelliler mi karanlıkta, bu zavallı bakış açılarıyla soluyanlar mı? Buraya da beyaz baston gerek!!!

Gör dünyayı! Gör alemi! Gör kendini!

Gözün gelen ışıkla beyninde fotoğraf çağırsın ya da çağırmasın, sen gör yaşamayı! Karanlıkta gör aydınlığı! Aydınlığının değerini bil. Hor görme! Görgüsüz olma! Aşkla körelen gözlerini, sahte mantıkla açma! Açık göz olma çabasıyla ona buna kazık atma! Bil ki zaten az günlük dünya. Farketmeyecek yaşasan da 1000 yıl. Geleceksin yine 999. güne. Yetmeyecek o gün de sana… Madem gidiciyiz cümleten, nedir bu haller hareketler???!

Bugün kapa gözlerini… Dinle yüreğinin sesini…

Hiç bir etki altında kalmadan. Henüz bir şey öğretilmeden sana. Biri gibi olmadığın ya da sütten ağzının yanmamış halini ara kendi içinde. Bul içinde özünü. Hani bir sen var sende senden içeri ya. Bul onu bu günün niyetine. Törpüle kötülerini, tamamla eksiklerini, sevgiyle… Sevgi denen şey çok önemli. Çok yaşamsal bir enerji sevgi. Her şey bir enerjiyle çalışır. Ruh da sevgiyle bedende kalmayı İster. Yaşam süreni uzatmak istiyorsan yani, ruhuna sevgi ver.

Sev.

Sevildiğin kadardan çok sev. Sevilmediğin kadar sev. Hak etmediği halde sev. Kendini yüceltecek kadar sev. Yani Mevlana’nın dediği gibi hatta. Hani diyor ya “Ne olursan ol, gel…” İşte öyle bir güzellikle sev. Ne olursa olsun, sev… Çünkü sevgi başkasına verdiğin bir armağandır belki ama en çok da kendine şifadır. Yani sevmek de sevilmek de yaşamak için gerçek bir ihtiyaçtır. Başkasına cimrilik edeceksin diye kendini şifasız bırakma…. Gönül gözünü kapama… O beyaz bastonla önüne gelen her kalbi kırma!!! En çok da kalbini nasırlaştırma! Vur vur nereye kadar..? Elbet kalbine kadar…..

Beyaz Baston Dünya Engelliler Günü, miladın olsun mu?!

Ben sağlıklıyım!

Ben mutluyum!

Ben değerliyim!

Ben başarılıyım!

Ben şanslıyım!

Ben zenginim!

Kendimi tamam hissediyorum!

Kendimi, herkesi, tüm evreni çok seviyorum

Ben her güzel şeyi hakediyorum!

Olumsuz her duygudan arınıyorum!

Sağlıklı, mutlu, huzurlu, şanslı, başarılı, güvenli, zengin olmayı seçiyorum!

Kendimi, herkesi, tüm evreni affediyorum!

Yaşadığım her şey adına teşekkür ediyorum, bana yaşadıklarımı yaşatanlara!

Şükürler olsun!

İşte muhteşem Perşembe budur!:)

Kendini iyi hisset bugün lütfen. Bana güzel enerjiler ulaşsın. Hep birlikte ne kadar güzelsek, o kadar şanslıyız. Şans sadece gülümseyenlere geliyor, unutma:) Sen gülümse ki şans da sana gülsün:) Bugün çooook şanslı bir gün olsun. Görmek dolu bir gün olsun bugün. Evrene güzel bakalım bugün. Ruhumuzun gözünü açalım henüz uyanmamışsak. Bugün hepimiz beyaz bastonlarımızı alalım… Ve görelim GERÇEKTEN…

Çoooook sevgilerimle:)

Beyaz Baston 1931…’ için 7 yanıt

  1. Arzu harikasın…Rahmetli dedem, ömrünün son 10 yılını kör olarak yaşadı, şeker hastalığından dolayı. O zaman çocuktum, anlamazdım. Hatta haşarılık olsun diye kapıya astığı bastonunu devirip kızdırmaya çalışırdım onu 😦 Bu hastalıktan gözlerini kaybetmiş olmasına rağmen, beni yakalayınca elime para sıkıştırır, şuradan bana dondurma al diye gönderirdi.. Ben de tabii çocuk şuursuzluğu, alır getirirdim..
    Elektrikler kesilince empati yapmaya çalışırım kısa süreliğine. Çok meşakkatli bir durum..Allah yardımcıları olsun herkesin. WeWalk buluşuna bir göz atsana, görme engelli bir Türk geliştirdi.. Akıllo baston.

    Çok uzattım..Sevgiler ve bu güzel yazı için teşekkürler.

    Liked by 1 kişi

    1. Anılar.. Dedene ve tüm gidenlerimize rahmetler diliyorum🙏🏻 Zor anlar.. İçinde ve yanında olana, zor deneyimler.. Ne kadar güzel yürekli bir dedeymiş ki neşeli anılar doldurmuş yüreğini🙏🏻 Çok anlamlı. Ben bölge diyorum böyle özel ruhlara. Çocuklukta başarılın olmayacak da ne zaman olacak ki:) Yüreğin üzülmesin, zaten deden de harika karşılık vermiş her defasında, neşeli dondurmalarla🙏🏻 Elbette bakarım We Walk nasıl bir şey? Paylaşımın adına çok teşekkür ediyorum🙏🏻 Sevgilerimle…🧚

      Beğen

  2. Evet haklısınız çeşitli körlük kavramları var, tespit ve tanımlamalarınız çok güzeldi. Herkesin gönül gözü açık olsun duyarsız kalmasın diyorum.
    Gülen şanslar, güzel enerjiler le dolu mutlu günler sizlerle olsun🤗💕

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s