Usturupsuz:)

Okumaya başlamadan önce, yazı sonundaki linke tıklayarak, harflerim dökülürken çalan müziği sen de dinleyebilirsin ki tavsiye de ederim.

Merhaba! Yeni gün başlayalı bir sürü Pazartesi klasiği şu ana dek halloldu hayatımda. Saat 09:58. Bugün, daha elinden iş gelir modumdayım:) Hep de böyle olmuyor, inan bana. Bazen her şey için daha çok gücün vardır. Bazen de bunun tam tersi. Sen hangi tarafından bakıyorsun güne? Bazen yatağın neresinden kalkarsan kalk, şans seninle olmak istemez. Oysa sen dört yapraklı yoncaya inanırsın,, kimseler bilmeden… İnanmak, çocuksu durur çünkü ve çocuklar güçlü değildirler… Sadece güçlü görünmek için dahi, gökkuşağını bırakmak zorunda kalırsın gülüşlerinde. Daha usturuplu gülmek denen şeyi birileri anlatır sana, sen de o anlatılanı sevmeden, anlamış gibi yapıp, ruhuna uydurmaya çalışırsın işte. Ne anlatanı sever o gülüşü ne de diğerleri. Gülme daha iyi!

Oysa en güçlü olduğumuz zamanlarımızdır, çocuk zamanlarımız.

Bedenin ve tecrübelerin yokken… Şimdiye göre çok eksikken… Daha tam olduğunu hissedersin, büyürken kendini her, “daha eksik” hissettiğinde. Tam olma duygusunu korkutur eksikleştiğimiz anlar. Kaybettiklerimizi özlerken, sevgisizleşirken, başaramadıkça, kötü haberler yayınlandıkça her yerde, hata yaptıkça, saçmaladıkça, daha çok usturuplu güldükçe, korkar içimizdeki çocuk biraz daha… Büyümenin tadı kaçtıkça kaçar ve iyi görünmez hale de geliriz zamanla. Herkes zanneder ki takvimsel aşınmalar şu fotoğraflara yansıyanlar. Aynalarda herkes yaşı kadar göründüğüne iknalı, alır verir nefeslerini. Hayır! Yansıyanlarımız, içimiz… Kalbi güzel olanın yüzü güzel olur derler ya hani. Hani kalbininin güzelliği yüzüne vurur ya. Büyüklerimiz, biliyorlardı… Kalpte taşıdıklarımızın sadece orada kalmadığını… Onların bildiklerini bilenlerimiz hayattalar şimdi. Gerisi metaverse kurulumundalar… Robotlara hayranlığımız, insan olmaktan uzaklaştığımız için olabilir mi..?

Geçen gün fikirlerimi paylaşıyorum bir can ile. Planlarım var, biraz daha dışarı çıkabilmeyi tercih edeceğim günler için.

Fiziki şeyler anlatıyorum ha bire. “Şöyle bir proje, şöyle bir….” Projeksiyonu açmışım, anlatıyorum detay detay. Karşımda mucit bir gülümseme… “Ya sen bu projeni metaverse dünyasında yapsana. Gözlükleri satışta. Ne gereği var bunlara. Zaten artık dünya oraya gidiyor.” Ürktüm… Benim insan insana olma duygularımın üzerine kar yağdı birden. Kızmadım ki duyduklarımı söyleyen güzel canıma. Kızmadım ki ben dünyanın yeni kıvamına. Sadece üzüldüm ve üşüdüm… Haklı olması… Haklı olduğunu bilmek, bana tartışma ortamı yaratmadı o anda. “Haklısın aslında.” dedim, sesimin yazını kısıp. Usturuplu gülüşüm suratımda… “Ama” dedim, “Ben projemi hayata geçireceğim de. Çünkü” dedim, “Önemli olan bir yerde bir araya gelmek “insan insana”. Ama çağın gereklerini de atlamak doğru değil. Orada da varlık göstermek elbette harika…” Kazanmak… Daha az şey yaparak, daha çok kazanmak… Ne kadar da usturuplu güldüren haller bunlar… Oysa ne kadar az şey yaparsan, o kadar az seversin o yaptığın her ne ise. Ancak emek verdiğin şeyler, hayatında var olur. Sadece idareten olan ne kaldı hafızanda? O hamburger? O gece? O çay, kahve? O şarkı? O mesaj? Boşluk dolar mı kucağa..? Kucağın var senin, evet… Sadece sana ait değil üstelik… Orası, sevdiklerinin yeri ve seni sevenlerin… Emek verdiklerinin ve usturupsuz gülebildiklerinin…

Bu hafta, çok gülelim mi?

Çok gülmenin sihir olduğunu bilmelisin. Herkes iyi günde güler. Biri gıdıklayınca ve gülmek için bilete para verince(!) Ama sen canın yanarken gülmelisin. Dünyadan hoş olmayan haberler aldığında… Biri seni kandırdığında… Kucağın hala boşken ve sana usturuplu gülerlerken… Şarkıları sadece sen dinlerken mesela. Birini kaybettiğinde… Özlerken… Paran yokken, hayallerin yokken ve çuvallamışken… O harika yemeği yerken, “yalnız”… Kıskanılırken ve hiç dostun yokken… En zirvede halinle, hiç tadın kalmamışken… Hastayken, şişmanken, çirkinken… O arabada değilken. O evde değilken. Onun omzunda değilken… Deli derler sebepsiz gülene diye düşünme. Asıl sen gülmenin sihrini kullanmazsan, metaverse dünyasının parçası olacaksın(!) Delilik kavramı artık köyün orta yerinde dolaşmak kadar bir şey değil… Delilik, yönetenlerin yaptıkları, dünyadaki açlık, eriyen buzullar… İçinde yaşadığın gezegeni bile isteye tüketenler deli! Ve hepimiz her an daha çok deliyiz… Ancak gülebilenler, hala deli değiller… Korkma… Usturupsuzca… Gül…

Bugün böyle başladı bende:)

Dedim ki kalk ve silkelen! Hadi! Bu hafta, bu Pazartesi senin! Bir şeyler için daha iyisini yap! Ve bu ilhamı seni tanıyan herkesle paylaş! Harfler bizim özgür ülkelerimizdir derim ya hep. Özgür ülkelerimizde, beraber bir sabah olsun dedim. Özledim hepinizi… Zaman araya girdikçe, harflerim bakışlarından uzaklaşıyor. Ve ben bu anlamlı bağın sessizleşmesini aslında hiç istemiyorum. Bugün gülmelerimi sana armağan etmek istedim, sırf bundan. Dünyanın en akıllıları toplanalım istedim. Hep birlikte bugün ve tüm ömür gülelim istedim. Evet! Bu harfler sana ulaştığına göre, kesinlikle seninle konuştuğuma emin olabilirsin. Bu hafta daha güçlü olman gerekiyor. İçindeki çocuğa dokunman, kucağını anlamla doldurman ve gülmen. Dünyanın maviye ihtiyacı var. Ve diğer tüm renklerin yaşamaya… Birlikteyken bir dünya ediyoruz. İnsanken, düşünebiliyor ve hissedebiliyoruz. Çok değerliyiz ve sadece belli vakitte, bir süreliğine birbirimize denk geliyoruz. O zaman kıymetini bilelim mi? Bu işareti, bu daveti kabul et ve bugün benimle birlikte iyi hisset. Ve armağan et kendini dünyaya. Sen kendine inan ve herkes sana daha çok inansın. İnanılır olalım tüm inanılmazlıklara inat…

Hadi o zaman!

Bugün eski fotoğraflarına bak. Özlediklerini an… Anında var olanları gerçekten var et. Onları ara ya da onları bul, sarıl, öp… Yaşamak için vaktin varken, manzaraları gör. Bir ağaca dokun ve nefes aldığın havayı sev. Göğün tonlarını, bulutların şekillerini fark et. O nereden nereye gittiğini bilmediğin uçaklardaki insanlara, iyi niyetlerini ve dileklerini yolla. Hiç tanımadığın insanlar için dua et her neye inanıyorsan o şekil. Düşünsene, hiç tanımadığın biri, senin çok ama çok iyiliğini istiyor. Ve sen bunu bir kahveyi yudumlarken, sadece hissediyorsun. Nasıl lezzetli… Yaşar mısın bugün bunu? Nasıl mı? Bu duyguyu birilerine yaşatarak elbette. O kahveyi içerken, birileri için iyilikler dileyerek ve gülümseyerek… Mesela ben bugün senin için bunu yapacağım. Hisset e mi..?

En usturupsuz halli, sevgilerimle…

Usturupsuz:)’ için 3 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s