“Ol” “Um” lu Düşünceler:)

Güzel bir hafta ortasından merhabalar. Yıl sonuna doğru koşan zaman içinde, nasılsın? Tuhaf bir şekilde eskidi bu yıl. Öyle ki gelecek yıldan korkuyor herkes. Diyorum ya bir sürü haber adında stres dolaşıyor iletişim görevli platformlarda. Hiç bilmiyorum, bildiklerimden fazlasını bir süredir. Daha mı iyiyim? Daha iyiyim! Suyun akışını izliyorum öylece. Ne de olsa su akıyor yolunu hep kendi bula bula. Boşuna telaşlar bunlar. Her şey olacağına varıyor. Kocaman gülümsememi asıyorum suratıma ben de:) Değiştiremeyeceğim şeyleri boşveriyorım. Yok sayıyorum. Ooohh!!! Bakıyorum yaşamaya!

Yaşamak! Ruhumu görünen zerrelerime yapıştıran mucize! Ben bu mucizeye elbette hayranım!

Yaşamak! Islanmak hayallerde! Bir kahve fincanında tütmek belki! Hiç gidilemeyen sahillerde güneşlenmek… Aşk olmak yüreğinin atışında, o güzel gözlerin ruhunu okşamadığı anlarda bile… O güzel gözleri henüz bulmadığın zamanlarda bile…

Belki bugün?

Hayatına istediklerin dolar ne dersin? Bakınca, istenenler sanki olamaz gibi. İstenmeyenler de sanki hemen kapı ardında bekliyor. Aman kapıyı açma(!) Halbuki olasılıklar aynı. Ne var ki? Sevgi seni bulur da bulmaz da. Neden olumsuz olan sanki daha güçlü? Bunun cevabını ben biliyorum!

Çünkü mutluluk veren şeyler çabuk unutulur. Ama mutsuzluk acıtır ve acıtan şeyler korkutur. Korkmak, güçlü bir duygudur. Mutluluktan kaçıran öcüdür çünkü korku…

Bundandır işte o sütü üflemedik diye ağzımız yanınca, yediğimiz yoğurtların bunca üfürüklenmesi:) E üşeniyor da insan yeri geliyor. Üflemek yerine, yoğurdu yemekten de vazgeçiyor… Hayat, böyle böyle kaçıyor elden… Elde ne kalıyor? Kocaman bir SIFIR”… “Elden ne gelir?” denir ya hani. Doğru. Bazan elden bir şey gelmiyor. Çünkü elde sıfır kalmış kala kala. Tükenmiş varlıklar. Bundan hep başarısızlıklar…

O zaman hayatı ele almanın tam vakti!

Hastalanmak isteyen SIFIR noktasında kalabilir elbette. Covit ve her türlü hastalık, elden bir şey gelmediği anda peydahlanıyor! Ara ki bulasın failini… Kimin yüzünden bu hale düştün sen sahi? İşini kaybettin, aşkını, kendini, sağlığını, hayallerini…. Kim yaptı bunları sana? Git git gerilere! Ne kadar melankolik olabiliyorsannol!!! Bak o elindeki sıfır, nasıl da düşüyor EKSİlere!!!

Gitme!

Hayatı ele almak için, ne geri ne ileri! Sen ŞİMDİne bak. Failini de boşver. Sadece barış. Kendinle, hayatla, olan ve olmayanla BARIŞ! İnan barışınca, kalbin sakinleşecek. Ödenmeyen faturalar, yıkılan hayaller, aşk acın, hastalığın yani şu an hangi enkaz halindeysen işte, boşver. Şunu bil ki SEN VARSAN, HER ŞEY VAR! Dert de deva da sen varsan var. Ararsın devanı, bulursun. Yeter ki sen dertten vazgeç. Her olumsuzluğa rağmen, kapa gözlerini ve en güzel anlarını bul ruhunda. O anlarda dirilt kendini yeniden. İnan, sen yaşamak istersen, yaradan sana ömür verecek. Ve İnan o faturalar da ödenecek, o aşk da yüreğinde tazelenecek. Sen ruhunla iste yeter ki!

Bir gün…

Öylece oturuyorum. Ohoooo! O tarih hayatımın akışındaki konular işte. Bana göre en önemli şeyler… Bazan insanın bir sürü cephesi olur savaş verdiği. Nereye gidecek, nereyi konuta edecek, şaşırır…. İşte öyle bir dönemdeyim… Yürüyorum km’lerce. Bana öyle iyi geliyor ki çoook ama çok yürümek. Sanki yürüdükçe, kendimden kaçıyor gibi ve hatta kendime geliyor gibi ola ola! Yağmurda, karda… Yürüyorum. Bana iyi gelen şey o dönem, yürümek. Ama çooook yürümek. Kulaklarımda şarkılar….

İşte tam da o günlerde bir gün….

Bir arkadaşımla, işi icabı gittiği bir yere, ben de gitmiş bulundum. Kafamda bir sürü fikirler uçuşuyor ama. Yurt dışına mı gitsem? Yeni bir sektör mü düşünsem? Kalp hayatım tatilde:))) Lütfen bir süre kalsın orada hatta:) Kendimi işe vereyim de kalbim daha kırmızı olsun… Azıcık bulutlu… Sisler dağılsın… Ama nasıl bir iş? Kendi işimden başka bir iş olmalı! Çünkü hayatımdaki her şey değişmeli! Çünkü ben değişmek istiyorum….

Böyle böyle uçuşuyorum içimde işte:)

Gittiğimiz yerde, birden ne istediğimi buldum o gün. Kurabiye kokuyordu mutfak. Sıcacıktı ev. Huzur doluydu tüm eşyalar. İçimden istedim. Huzur, sakinlik ve kurabiye… Sanki çıkasım gelmedi oradan. Ama çıktık tabi:) Bu bende kaldı. Hiç bir şey paylaşmadım arkadaşımla. Bir tek Annemi aradım günün sonunda ve anlattım… Yürümeye devam ettim. Bu arada ne istediğimi bulduğumu aslında o anda bilmiyordum:))) Ben sadece yürümeye devam ediyordum.

Her şey beni istediğim şeye götürmek adına çalışmaya başladı!

İnsan, hayatındaki akışları, tarihler sonra görebiliyor. Yaşarken “Ne, neden oldu?” kısmı karışıyor. Bunları, yüreğimin istediği şeyi bulunca anladım mesela:) Yürümeye devam ettim. Sonra gerekli insanlarla karşılaştım. Sonra tesadüfler birbirini kovaladı ve kurabiye kokusunda kahvemi içiyordum işte! Arkadaşımla gittiğim o yer, bir zaman sonra benim gerçeğim oldu. Başka bir adreste, başka isimlerle ama bana ait olan bir hayat, yeni bir hayat, bana armağan edildi, içimdeki istek ve inanç sayesinde. Yaradan, hissettiklerime gülümsedi ve OL dedi. Her şey birden OLDU.

İNAN! Mucizeler her yerde. Sana gelmesi için, yüreğinin o mucizeyi çok istemesi gerekiyor sadece.

Ama öyle çırpına çırpına istemekler değil! Yüreğinde var kabul edip istemekle oluyor tüm “OL”lar… Şimdi kendi mucizenle aranda, sadece kendi inançlarının olduğunu biliyorsun. Artık istediğin hayatı nasıl çağırman gerektiği hakkında bir fikrin var. Bugün dener misin lütfen? Bunaldığın yerden bir, kalkar mısın lütfen? Yürüyemeyen bir hasta olsan dahi, iyileşme inancınla bir kalkar mısın ruhunla ayağa bugün lütfen?

Seni kurtarabilecek tek kişi SENSİN! Seni, kendinden kurtardın mı gerisi çok kolay! Sana olumlu ve olumsuz her şeyi sadece sen hissettiriyorsun! Aradaki olaylar ve kişiler sadece varlar. Değişmeyen ve asıl güç, sensin.

Emin ol bu böyle.

Bugün denersen, yaşayacaksın. Eline alacaksın hayatı. Sıfır noktasından kaçtıkça, hayatın tadı yerine gelecek. Hareket hep var. Ne tarafa doğru olacağına, sen karar vereceksin. Pozitif? Negatif? Ne tarafa hemşerim?:)))

Kahveni içtin mi?

İçmediysen, üşenme hadi. Güzel bir kahve kat anına ya da bir bitki çayı ya da su ya da ne bileyim? Sana iyi gelen keyiflerle bezen. Sana ve çevrene zarar vermeyen keyiflerinle güzelleş anlarında. Gerektiği her an böylelikle, elinden bir sürü şey gelsin. Hayat hep elinde olsun! Hayat hep içinde olsun!

Sana bunları yazarken, yüreğim coşuyor biliyor musun?

Sadece sana dokunmak, ömrüne bir gülümseme katmak, benim ruhsal şifam çünkü. İyilik, bulaşıcıdır. Ve ne mutlu ki bulaşması korkutucu değil bu iyilik denen şeyin:) Bulaşalım böyle hep bulaşalım!!! Bütün evrene bulaşsın iyilik!

Öyle güzel yağıyor ki şu an yağmur. Adımlarım beni çağırıyor sanki bu sesle hareketlenerek. Arınmanın en güzel halidir yağmurda ıslanmak.

Tabii hasta olma boyutuna geçmeden:))

Bugün mucizelerin her zerremize dokunduğu çok güzel bir gün olsun! Ben kahvem sonrası dışarı kaçıp, yağmura dokunup öyle devam edeceğim işlere güçlere. Hissedeceğim her güzel duyguyu tüm evrenle, paylaşıyor olacağım. Yapman gereken tek şey göğe bakmak ve ilk gördüğün buluta gülümsemek. Gülümsemeni oradan alacağım ben:) Ben zaten hayat fırlattım göğe:) Sen gülümsedikçe, hayat yağacak her zerrene…

İyilikler, gülümsemeler, mucizeler şifamız olsun o zaman!!!! Olsun!:)

Şununla etiketlendi: