Kaça”ma”mak:))

Haftanın son günü hop yine gelmiş! Eeee nasılsın? Koca haftanın son günü çalışıyor olmak, maraton koşucusunun kurdeleyi gördüğü yer gibi değil mi?:) Akşama saatler kalmış oh ne güzel. Bu gece de şöööyleeee bir ev keyfi yapılır, miiisssss:))) Aman ne olacak canım:) Çok lazımsa cuma gecesi aktivitesi, yap evde:) Deeee ama nasıl??! Aktivitenin evde yapılanı vaaaar, yapılamayanı var(!)

Covit’in iyi tarafları da var! Yani kimine göre tabi:)

“Salgın kıyametin ne iyi tarafı var yaaa?!” diyenlerim bol, bildim ben:) Ah ben:))) Şimdi yaşam tarzına bir bak bakalım. Bir yokla kendini. Sen kendi hikayenin, neresindesin? Bu çok önemli. Kaçıncı sayfadasın ve de kitabın bu kısımlarında hangi karakterler var?:) İnsan doğar, büyür, okul, iş, evlenir, çoluk çorbalak sonra da işte torun tombalak:) Hikayemiz budur:) O kadar abarttığımız her şey buncacık:) Güneşte uzayan gölgen gibi bak mesela. Orta yaşta tam tepede güneş:) Ne o tarafa ne bu tarafa uzamıyorsun :))) Daha çok kendin olduğun dönem yani. Hem kendine yettiğin maddi manevi, hem de kendi istediklerini özgürce yapabildiğin dönem. Yani hem paran var, hem özgürlüğün hem de aklın fikrin. Saçmalama ihtimallerin bitmiş:) Hepsini yapmış yemiş yutmuşsun:) E bu da seni korkusuz canavara dönüştürmüş azıcık:)

Bırakıyorsun artık onlar korksun:)))

Orta yaştan öncesi zaten çocuksun. Hayata boş bakan ama çok bilen. Yapacaklarını izinle yapabilen ya da yapamayan. Zaten para da yok, ya işinden ya ailenden ya eşinden bir yönetim altında eriyorsun işte. Akıl fikir tam tecrübelenmemiş:))) Ben mesela lisede çok tuhaf bulurdum ünlü birinin öyle eski bir dostunu gördüğünde ya da çocukluğundan bir hikaye anlatıldığında ağlamasını. Meğer bu canlar çoook görmüş geçirmiş canlarmışlar. Hayat içlerinde çok birikmiş, akıl fikir bayağı gelişmiş(!) İncelmişler maneviyattan… İnceldikçe koptukları yerlerden ağlarmışlar bunlar meğer…

Çocukluğunu düşünüp ağlamak, özlemekmiş meğer hem kendini hem de artık bu dünyada olmayanlarını…

Annem anlattığında bebekliğimi, çocukluğumu, öyle mutlu olurdum ki… Göz göze, bazan elleri saçlarıma değerek, bazan çenemden öperek anlattığı günlerde çocukluğum, çooook mutluydu… Ne vakit Annem gitti bu dünyadan, o vakitten beri çocukluğum dahil tüm eskilerim, yüreğimden gözlerimi doldurur oldular… Hadi biri bana bir anlatsın şimdi çocukluğumdan bir anı, ben de gülerek dinleyebileyim, eskisi gibi… Nerdeeee….? Zaten kim anlatsın..? Anlatıcım gitmiş… Kim öyle hissedecek??? Kim zaman ayıracak insana, Annesi gibi….? Ama işte biri anlatsın sıkıysa… Mesela şimdi ben bir stüdyoda olsam, bana bir kaç anımı hatırlatsalar falan programın formatı gereği, ağlarım!

Neden mi?

Çünkü insan yol aldıkça, uzaklaşıyor “ salt kendi” olduğu zamanlardan… Sonrasında ne yaşıyorsa, ona göre birileri çıkıyor, insanın içinden. Yani insanın en kendi hali, değişmeden önceki hali. Kendini bulmak falan diyorlar ya hani. Bana göre şaka bu:) İnsan aslında kendini kaybediyor tam da orada. Bir mücadele içine giriyor, savaşmalar, yorulmalar gırla gidiyor. Sonra bir bakıyor kendine… Orada diyor ki “Hah! Kendimi buldum!” Yahu zaten sen sendin. Sonra hayat curcuna verdi sana yüksek doz. Şuurun bir gitti geldi. Zannettin kendini buldun. Tabii kendini buldun. Ama nasıl? Nerde? Kiminle???Sen, eski sen misin peki o buluşta?! Bak bir bakalım… Ya da bakma:) Belki de bakmasan daha iyi(!) Hani yüksek bir yerden geçerken aşağıya bakmamak gibi:)

Düşme aman!:)

Yani büyürken, içimize, yaşam hikayemize kattıklarımız çoğalırken, bir taraftan da eski benlerimizden bir şeyleri eksiltmiş oluyoruz, unutarak… Zaman içinde insan hep bundan değişiyor işte. Diyorum ya her sabah başka bir sen uyanıyor güne. Evet doğru. Her sabah yeni bir sabah. Yeni anılar ekliyorsun o hikayeye o yeni günde. Başkalaşıyorsun an be an. Bildiklerin artıyor, bilmediklerin azalırken. Ve bir gün, bilmediklerini özlüyor buluyorsun kendini. Çünkü çok bilince, çok temkinli yani çok tatsız kalıyorsun o yaşam yolunda….

Hep mi böyle yahuuuu?

Hep böyle… Pozitif olmak başka, farkında olmak başka mesele. Pozitif bakınca işte, bu gerçeklere karşı kalkanın oluyor. Şansın artıyor, daha da tatsızlaşmamak adına. Olaylara başka pencereler açabiliyor, “eski ben” özlemini böylelikle kandırabiliyorsun bir miktar. Önemli olan da zaten, mutlu bir yaşam sürebilmek. Başar da nasıl başarıyorsan işte! Ama olan bu mu? Bu! O güneş tependen baktı mı iyi. Yoksa güneş doğarken de batarken de o gölgen uzuyor ya hani, çok komik oluyorsun:) Şekil şemal ortaya kadar kendini anca buluyor, ortadan sonra da bulduğunu kaybetme çabasına giriyor:) Cuma Cuma da aman ne güzel iç açtııımmmm:))))

Şimdi bak bakayım sen sayfa kaçtasın?:)))

Covit buna göre ne kadar yararlı ne kadar zararlı bakalım hep birlikte:) Bir film var hani, “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar”. Bizimki o misal:) Evler kimine çok dar kimine çok bol bu dönemde:) Metrekare değil burada dar ya da bol olan. Sen o eve ne kadar sığıyorsun? Ne kadarın evin dışında kalıyor? Madden ve manen eve girebiliyor musun? Bunlar önemli. Covit yokken herkes canının istediği gibi yaşayabiliyordu. Bekarı eşini dışarıda bulabiliyor, evlisi bekarlığa kaçabiliyordu kapıdan çıkınca. Yalnızı dostlanabiliyor, kalabalık olanı ıssızlaşabiliyordu gaza basıp yollar aşınca…

Şimdi böyle!

Şimdi herkes kendi hikayesinin resmen içinde:) Kaçış yok!!! Covitin iyi tarafı da işte bu:) İnsanlar bu dönemde ne kendini ne de yaşam sayfasında bulunan karakterleri ALDATAMIYOR:) Evet, aldatmak! Tabi hiç bizde olmayan işlerden biridir bu aldatma meselesi(!) Diziler, filmler, gündüz programlarında falandır bu işler(!) Kaaatttt aaaaaa bizde böyle şeyler yooookkktur, yok! Bal gibi de vardır:) Ve bu bal gibi varlar, şimdi ne haldeler işte:) Evet, covit denen şey çok da harbileştirdi insanları. Herkes olduğu gibi olmak zorunda olunca, film gayet değişti:) Şimdi tüm filmler tür olarak “Aile” ya da “Korku” türünde:) Aksiyon, Romantik, Komedi falanlar taze bitti:))))

İnsan uzun süre rol yapamaz!

Özgürlük kısıtları sadece ekranlarda ilan edilmiyor bu dönemde. Özgürlükler işte saydığım ve daha da sayamadığım bir sürü hallerde kısıtlı, hem de uzun bir süredir. Böyle olunca da artık yalancıların mumları üüüffff olduuuu yatsıdan önce:))) İyi ki doğduuunnnn dürüstlük, alkışlıyoruzzzz:) Bu alkışlar acaba kime nasıl geliyor??? Protestodan da alkışlar yükselir göğe, saygıdan, sevgiden de. Söylesene, sen hangisini hak ediyorsun yatsıdan sonra??? Hım:)?

Covit, alkışlatıyor!!!

Nasıl manşet ama:)? Bakmış olduk covit kime nasıl yansıdı. Covit sadece bildiğimiz gibi bulaşmıyor yani. Bir de felsefi boyutu var bu covitin. Covit, aldatanlara, yalnızlara, mutsuz evliliklere, sevgisiz yapılan işlere, işsizlere, vasıfsız çalışanlara, maddi durumu zaten bozuk olanlara, psikolojisi çoktan bitmiş olanlara, hava atmadan yaşayamayalara, her şeyin para demek olduğunu sananlara çok pis bulaştı felsefi boyutta. Akla kara seçilmiş oldu yani:))

İyi mi oldu?

EVET! Lisede yazdığım sözlerden birini paylaşayım bu duruma örnek olarak.

“Yalanlara kanmanın mutluluğunu yaşamaktansa, gerçekleri görmenin acısını çekmeyi yeğlerim.”

Vay be! Daha lisede işte böyle atalık sözler peşinde koşarmışım… Heyhat! Ne kadar da doğru yaparmışım:) Oh bana:) Bugünkü yazım, takkeleri, külahları önümüze koyduğumuz bir yazı oldu. İçimden yine esti, harflerim özgürce böyle dökülüverdi. Belki bu mesaj sana??? Kafan karışık, hayat alıştığının çok başka halinde akıyor şimdi. Sana evrenden gelen ses şöyle diyor;

“Sana bir şans verdi hayat. Zorlanmaktan vazgeç. Bir virüs gelir, hayat değişe. Yalandan kaleler, kumdan kaleler kadar güçlüler. Kendine ait gerçek bir dünya olsun. Her kimsen, herkes seni öyle tanısın. Buna izin ver. Bırak, o köprüler yıkılacaksa yıkılsınlar. Zorla ayakta tuttuğun o köprülerin, o kalelerin ağırlı ruhunda Nasır, bak. Ruhunu sevgi doldur, at yüklerini içinden. Kanma, kandırma, olduğun gibi yaşa. Hissettiğin yoldan yürü. Pahası neyse de öde. İnan, ödenecek bedeller kadarın her zaman hem cebininde hem de ruhunda var. O güç hep sende var. Hesabı kapayınca da yeni bir hayat var sana vaadedilen. Sadece sen olduğun gibi yaşa. Sonrası kendiliğinde çözülecek. Ve sen artık gerçekten yaşıyor olacaksın… İnan…”

Hepimize çooook güzel, çoooook kendimiz, çoooook mutlu, çoooook sağlıklı bir haftasonu diliyorum… Çoooook sevgilerle:)

Şununla etiketlendi: