Yak Bir Gereksiz Hatıra da Şöööyle Keyfimize Bakalım:)

Uyandım ben:) Yeni bir Cuma gelmiş, gülümsedim:) Sessizliğin sesine sustum şöyle. Sessizliğin sesi vardır. Gerçekten var. Sabit sessiz bir ortamda dur ve duy. Bu sessizlik, çok sihirli bir fon olur, uzak yakın yavaştan başlayan seslere. Bir kuş öter, bir araba geçer, asansör çalışır birden… Kalorifer çıt pıt sesler çıkarır:))) Isı değişmez aslında ama ses çıkarıyor valla bendeki:) Havalı da değil halbuki:) Kalorüferin bile havaya girmişi sıkıntıdır değil mi(!) Senin işin ısıtmak kardeşim! Havaya giriyor, sonra al sana buz gibi kalorifer! Anında havası alınıyor oysa:) Ey kalorüfer! Senin havan kimeeee:)))

Sabah sabah:)) Kaloriferle bozmiiiim ben şimdi:) Neye bulaşsam bilemedim ki:)))

Bulaşık tipler vardır ama hakkaten de. Takar gereksiz bin mevzuya. Bu tarzlarına “ömür törpüsü” deniyor:) Yıllar yıllar önceydi:)) Sabah uyanmışım:) Yine böyle geriniyorum missss mis. Annemler yazlıktalar. Ben özgürlük dolu sabahlarda, daha bir elma şekeri:) Sabaha güneş kadar doğuyorum falan hatta:) Mutlu mesut hazırlanıp, evden hayata taşacağım:) İşe giderken radyodaki şarkılarla keyfim keka olacak her lastik boyu. Millet somurturken, benimle yüzleşip kendine gelecek falan:))) Çooook gam kasavet dağıtmışlığım vardır:) Aşırı dağıtırım! Hiç sevmem bezgin, bunalım duruşları! Açmışım müziğimi, trafik de gitmiyordur o esnada:))) Yer İstanbul! Ne bekliyorsun hemşehrim??? Trafik istemeyen, gidecek kıra bayıra. Hem kal içinde hem somurt dışında. Dünya kaç gün? Sevmiyorsan trafik, kaç git! Nereyyyseee:) Ama benim ruhum mavi tabi o zaman da:) Ben gayet havalarda:) Ama kalorifer kıvamında değil:)))

Bir bakıyorum yan arabada bir somurtuk! Sanki araba onu değil, o arabayı taşıyor! Bre garabet! Bir gül ya! Yanlışlıkla yüz yüze geldiklerine, acı bari(!)

İşte böyle tiplerle denk gelince, camlar arkasında güneşler doğardı o sabahlarda:) “Oh!” derdim içimden. Bir insana, gülümsemeyi hatırlattı yine şu suratım:) Ya trafik hep aynı. Neden aynı şey kafaya sürekli takılır ki? Buna benim aklım çok yetmiyor! Bravo da aklıma! Aman yetmesin böyle şeylere yaaaa!

İşte yine böyle bir gün başlıyor:) Ama henüz evdeyim:)

Alt katta da bir komşu var ki! Korku filmi gibiiii. Vallahi şaka değil. Bildiğin korkarsın gördüğünde. Yalnız yaşıyor. O zaman belki 35-40 arası bir yaşta. Saçlar beyaza yakın sarı. Asla tek teli başka yere oynamaz!!! Hep aynı! Nasıl bir dümdüzlük! Genelde açık renk şeyler vardır üstünde. Ama beyaza yakın açık yani:) Renkler açık uçuk:) Pek görünmüyorlar. Çok yakından baktın mı anlıyorsun, “Haaaa bu toz bembeeeee”:))) Öyle bir ışık formunda yaşıyor alt komşu. Mübarek sanki nur:))) Yüzü de sanki porselen bebek, öyle beyaz ama cilt parlamıyor:) Parıltısız porselen:)) Kireç gibi..

İfadesiz bir surat!

Hiç mimik yok! Zaten ses de yok:))) Sadece çok lazım olunca duyuluyor sesi:) O da kendisine lazımsa:) Kimselerle gidip gelmiyor, küs herkesle sanki. Şimdi ben neşeliyim falan ama gerçekten saygılıyım da çevreme. Sabahın körü ve doğal olarak kendime kadar gürültüm var. Hatta o zamanlar böyle bir alt komşu var diye, bütün müzik aşkımı, arabaya binmeye saklıyorum:))) Evde çıt çıkmıyor yani:) Kahvaltı dahi yapmıyorum evde. O zamanlar covit yok tabi:) Ah o poğaçalar…! Gerçi en sağlıklısı ev kahvaltısı. Bunu böyle bilmek ve de evden tok çıkmak gerek. O ayrı konu. İşte cahillik o zamanlar:)))) Diyelim:) Avunalım:))

Derken kapı çalınıyor!!!!

Açıyorum kapıyı. Karşımda kim olsun? Alt komşuuu! Bana donuk gözleri, kipkireç teni, ışık saçan giysileri, sapsarı ve dümdüz saçları ile bakıyooor! Annemler de yazlıkta! “Günaydın” diyorum kocaman bir gülümsemeyle. Tepki yok:) “Buyrun” diyorum:))) “Yürüyorsunuz da” diyor bana:)))) Anlıyorum ki işe gitmek için hazırlanıyorum ve doğal olarak yürüdüğüm İçin rahatsız olmuş alt komşum. Dünyamın altı, sabahın körü üstüme geliyor bir fiil!:) Ama artık bozuluyorum yani. Sabah sabah mis gibi uyanmışım. Git doktora, tedavi ol ama artık! Böyle kendini aşan stresleri, baz istasyonu gibi yaymasana konuna komşuna! Tabi benim kızgıntrak halim dahi güleçtir:) “Uçamıyorum da?:)” diyorum yalnızca. Kadın tepkisiz bakıyor. Ben aynı hafif sırıtmış bir suratla duruyorum. Hani bildiğin pembe dizinin son sahnesindeyiz, kıvamını alıyoruz saniyelerce:) Ve dönüp gidiyor:))))) Ben de usulca kapıyorum kapıyı:) Kalbimde biraz yükseliş:) Aşktan değil bu heyecan:) “Ah alt komşum… Senin adın neden Fahriye Abla değil?” diye diye hazırlanmaya devam ediyorum İşte:)

Evden bildiğin kaçıyorum hatta:)) Hazırlanmalarım hızlanıyor anında:))) Belli olmaz şimdi? Şaka gibi cevap vermişim? Evde tank mı var top mu var belli mi olur:))) Kadın suskun!:)

Millete gül yüzlü, bana kül yüzlü komşu:)))

Böyle ömür törpüleri var İşte dünyada. İtinayla kaçılası kişiliklere dikkat!:) Kırılacak eşya gibi kutulayıp kendimizi, hooop ışınlanıyoruz o anda. Çünkü deveyi gütmek bazan gereksiz. Hatta genellikle de gereksiz. En doğrusu o diyardan kaçmak:) Zaman değerli şey. Öğrendik(!) Dışarı anında çıkabildiğimiz günlerden geldik, bu maskeler, dezenfektanlar, yedek giysiler, atıştırmalık şeyler, sular ala toplaya çıktığımız günlere… Malum tabi gerekli ihtiyaçlarımızı, temiz halleriyle tüketmeye gayretli günlerdeyiz. Hatta dışarı çıkmasak daha iyi günlerde… Zaman önemli şey…

Masalsı bir güne gülümsüyorum şu an, sislere dala baka…

Fincanımın içine, sis doldurdum bu sabah. Masal oldu dilim damağım. Biraz Ingiltere’ye kaçtı manzara… Kırmızı ve yanan bir mum, masamda. Azdan en keyifli sade kahvemle okuyacağım harflerimi, seninle birlikte. Gülümseyeceğim bakışlarına. Aynı anda aynı harflere dokunduğumuzu düşünüp, sihirler isteyeceğim her bir sis beyazından.

Bugün “Dünya Madenciler Günü”.

Sihirler serpeceğim her bir madencinin yaşam hikayesine. Dileyeceğim, madenlerin çoook güvenli olmasını… Madencilerin çooook para kazanmasını… İş kazasında cennete giden madencilerin de mekanlarının cennet olmasını….

Hepimiz madenleriz…

Sevgiyle, emekle, değerle işlendik mi çoook güzeliz. Birileri güzel işlemediler mi seni? Ailede mi başladı sorunlar..? Şu sorunlu kaloriferler doğarken mi çevrendeydi? Soğuktu tabi hava hayli… Hep…

BOŞVER ŞİMDİ O ZAMAN!:)

“Dünü Unutmaca Günü!” olsun mu bugün? Hazır sis de varken:) Sis bu gün geçmiş kötü şeylerle aramızda bir sünger olsun! Hoşumuza gitmeyen şeyler hatırlanmamaktan, alınıp gitsinler hücrelerinden! Hatırlamazsan, küserler anıların. Hatırlama! Küstür onları, yüreğin dünyaya küseceğine! Bir kırmızı mum yak! Ya da bir kırmızı mum fotoğrafı bul:) Ya bir mum olsun İşte, ne renk olduğu da hiç dert değil! Yak onu! At içine canını sıkan her duyguyu! Üstüne de bir sis çektin miiiii! Bittiii gittiii:)

Ben çok sağlıklıyım!

Ben çok mutluyum!

Ben çok zenginim!

Ben çok şanslıyım!

Ben çok değerliyim!

Kendime çok güveniyorum!

Kendimi ve herkesi affediyorum!:)

Ben çok başarılıyım!

Ben! Ben iyi ki beniiiimmmmm!!!!!

İşlendik şimdi işte, en güzel duygularla!Oooh ne alâ:)

Şununla etiketlendi: