Yağdır Mevlam Su….

Güzel Çarşambaya’ya geldik! Kulaklarımda meditasyonlu nağmeler var bu sabah. Yine dalgalar dokunuyor ayak bileklerime kadarcık seviyede tenime… Kumları hissediyor topuklarım dahi… Kumlar… Islak, tuzlu ve çocuk sevinçli taneler… Mis gibi bir hava, saçlarımda gerçekliğini görünür kılıyor. Zaten yataktan çıkmış, kendimi sokağa atmış güzellikte saçlarım:) Yani iyi ki güzel rüzgar tarıyor saçlarımı… Annemin elleri oluyor bu şefkat hatta… İnsan müzikle böyle de gezebiliyor alemi… Koltuk kadar kuru ve rüzgarsız bir yerde, böylesi sahil doluyum şimdi… Yaşasın müzik ve doğa sesleri!!!:)

Günaydınnnnnn dııııınnnn dııııııııııınnnnn:)

Günaydın diyenin kaç tane?

O sonunda “dıııınnnnnn” var ya hani “günaydın”ın, alarm gibidir:) Hele ki söyleyenin çok olduğunda, vurgusu daha da kuvvetlenir. Kalabalık evlerde yaşayanlar bilir. Ne güzel bir kelimedir “günaydın”. İçten söyleyenin gözleri kadar güneş doğar sabahında. Kıymet bilinesi “günaydın”ları, sakın kaçırmayasın, sabahlarında… Gün aydınlığı, gün görümlüğü armağanıdır bu tatlı kelime. Bilmiyorum, şimdi ne kadar diyorsun, söylüyorsun???

Biz Annemle çok tatlı “günaydın” derdik…. “Güüüünaaaydııııınnnn! Güüünaaayydıııınnnnn! Güüünaaaydııınnnnnn…..!:)”

Müzikli “günaydın”larımız vardı:) Karşılıklı, seslendirdik eğer telefon mesafesindeysek. Zaten birlikteysek, ne güzel olurdu öyle, birbirimizin yataklarını ziyaret etmek… Yine özlemişim di mi.. Çok belli… Hüzün yapmadan özlemek ne kadar değerli bir şeymiş. İnsan an be an anlıyor. Hayatta bir terazi var. Sürekli bir taraf diğer tarafa ağır geliyor. Dengede kalan kaç kişi var? Var mi acaba o dengeyi bulan? Hakkaten Tibet mi paklar bizleri???? Bilemedim:)

Sular seller akıyor kulaklıklarımda:)

Ne güzeldir su. Ne güzel arınmaktır ağlamak, yağmurda dolaşmak sırıl sıklam, denize cuuuuppaaaadanak dalmak balıkmışçasına… Su gerçekten hayat. Yağsana su! Kar olsana, yağmur olsana! Hadi bir el atalım, şu marşa bassana doğa… Akü yedi ayvayı herkes farkında da… Yani işte sen kendi kendine gene iyi olsana… Bizlere rağmen… Ama işte camlarda bol bol güneş. Gayet de pikniksel havalardayız… Ocak’ta….

Kardan Adam’a aşıkmışım meğer:)

İnsan kaybedince anlıyormuş değerini gerçekten de:) Çocukken Annem kardan adam yapacak kadar karda durmama pek izin vermezdi. Herkesin burnu soğuktan mor mor olurdu, biz sobamız sıcacık yanarken, onların hezimetlerini seyrederdik pencereden:) Azıcık kara değerdim:) Düşerdim, kalkardım, üşürdüm, ıslanırdım, ellerim sızlamaya başlardı hafiften. Sanki Annemde tüm bunların sensörü vardı??? O ses duyulurdu pencereden hemen. “Aaaaarrrzuuuuuuu” Tek sefer:) Gerisi de yok:) Hani gel falan yok:) Sadece “Aaaaarrrrzuuuuuu” Anında merdivenlerde bulurdum kendimi:) Bizde öyle terlik havaları falan hiç olmadı:) Yüz göz büyümedik. Annem gerçekten muhteşem bir kadındı. O söylerdi, ve her şey olurdu:) Arzu dedi mi ben koşardım eve:) Bu yüzden de o kar yağdığında, anca kartopu heyecanı kadarını yaşardım:) İşin suyunu çıkarmazdım yani:) Millet sonra hasta olurdu, ben olmazdım… Annem… Beni sokağa postalayıp da keyfine bakmazdı… Bilakis, çocukları Annemin en büyük keyifleriydi. Herkes evde, Annem huzurlu… Gerisi Nuh Tufanı…..

Yani Kardan Adam’a aşıkmışım meğer platonik:) Bilememişim:) Ah be, tren kaçtı galiba…? Büyüdüm, artık Kardan Adam yapabilirdim oysa… An işte… An kadar şanslarımız varmış demek ki hayatlarımızda…..

Güzel bir gün. Güneşli ve kuru…

Bu havalara eskiden yazdan çalınmış havalar derdik. Kış zamanı böyle havalar, herkesin kutlama havaları olurdu. Ama artık her sabah havanın ve sokakların haline bakmak istiyorum pencereye koşarak. Acaba bulutlar toplanmışlar mı? Sokaklar ıslanmış mi ben uyurken? Yok….. Havadan sudan muhabbetler ne kadar da önem kazandı şimdilerde değil mi(!) Havadan, sudan…

Haberleri açmıyorum..!

Yani hava durumu falan bilmiyorum? Nedir? Gelecek mi o bardaktan boşanan yağmurlar, düşecek mi kardan adamlık karlar? Sular kesilecek yakında, bundan haberim var. Sabah sabah karamsar şeyler demesem ama… Farkındalık yaratmam gerektiğini hissediyorum günlerdir. Artık bu su mevzuu üzerine harflerimle bir gülümsemek icap etti sanki(!)

Küresel ısındık ve bunu artık biliyoruz. Şimdi bireysel olarak yapacaklarımızı yapalım. Görev hepimizi çağırıyor!!!

İlk olarak da SUYU DİKKATLİ KULLANALIM!

Su her zaman değerli lakin bu aralar çok daha değerli. Senden rica ediyorum, lütfen damlayan musluk var mi bir bak. Evde, iş yerinde, umumi kullandığın tuvalette. Her yer bizim, çünkü su hepimizi ilgilendiriyor. “Elalemin faturası” kadar alakasız değilsin artık akan suya. Evet, genelde kimse kimseye bu anlamda hayırlı gelmek istemiyor. “Bana ne” ci oluşunu kimse şimdi gizlemesin. Aramızda mutlaka ilgili, hayırlı güzel yürekler de var. Ama geneli çok da duyarlı değil…

Artık duyarlı olmak zorundayız HEP BİRLİKTE!

Doğa suyu kesti çünkü…

Bu durumda idareli moda geçmemiz şart oldu. Fazladan su akmasın çeşmelerden. Traş olurken, diş fırçalarken, bir şeyler yıkarken buna lütfen çok dikkat edelim. Mesela ben uzun bir süredir bulaşıkları makineye koymadan önce çalkalama faslımı, tek lavabo suyu ile hallediyorum. Bulaşıkları çalkalarken, lavaboyu tıkaçlıyorum. Yarısından az seviyede su birikince lavaboda, çeşmeyi kapıyorum. Sonraki çalkalama bu şekilde oluyor. Çalkalama yapıyorum çünkü kimyasal içeriği fazla deterjan kullanmıyorum. Bundan dolayı yemek artıklarıyla birlikte makineye bulaşık koyulmuyor bu evde! Sizlere de yoğun kimyasallı bulaşık deterjanlarından en erken zamanda ayrılmanızı diliyorum. Önemli konular bunlar.. Bir gün yazarım hepsini hatta. Temizlenme çabaları, kimyasal kirlenmeye dönüşüyor çünkü…

Bardaklardaki suları ziyan etmemek de çok önemli!

Bardak bardak sular öyle çok ziyan okuyor ki… İçilmeyen çaylar, fazladan yapılıp atılan yemekler… Gereksiz altı yanan çaydanlıklarla buharlaşan suları da hesaba katmak gerek. Gereksiz akan duş suları. Sürekli kullanılan jakuziler… Lütfen bunlara dikkat edelim. Kıyafetleri de daha dikkatli kullanıp, daha az aralıklarla yıkayalım. Dolmayan bu barajlardaki suları, gerçekten gıdım gıdım kullanalım. Yoksa ciddi bir susuzluk kapıda. Herkes evine biraz su stoğu da yapsın bu arada. Su şişeleri doldursun, banyolara, balkonlara koysun herkes. Su depolarınız olsa da! Sitelerde su depoları var artık. Ama yetmeyebilir..? Temkinli olmak önemli.

Bugün de böyle bakalım:)

Her şekilde, her şartta sayıklamayı ihmal etmiyoruz:) O şişeler doluyor, o kumsalda yürüyoruz hayalen ya da şanslılarımız vardır, gerçekten yürüyenler! Diyorum ya her şekilde her şartta, en güzel haliyle yaşıyoruz bu günü de! Ve başlıyoruz şimdiiiii! Eğer müsaitsen lütfen bağıra bağıra söyle olur mu?

Ben sağlıklıyım!

Ben mutluyum!

Ben şanslıyım!

Ben başarılıyım!

Ben huzurluyum!

Ben güçlüyüm!

Ben güvendeyim!

Kendimi, herkesi, tüm evreni çoooook seviyorum!

Kendimi, herkesi ve tüm evreni affediyorum!

Korkularımı, hüzünlerimi, hastalıklarımı, zayıflıklarımı, hatalarımı, gereksiz tüm inançlarımı iptal ediyorum!

Güvende, sağlıkla, huzurla, mutlu, başarılı, şanslı yaşamayı seçiyorum!

Ben istediğim her şeyi yapabilirim!

Kendime, herkese ve tüm evrene teşekkür ediyorum!

Şükürler olsun!

Ooohhhh beeeee!!!!!:)

İnan seninle aynı anda bunları söylediğimi hayal ediyorum ve daha da harika hissediyorum! An denen şey çok kıymetli. Anlara güzel duygular katmak çok önemli. Kendini kendine inandır bugün. İyi şeyler yaparak değerlen. Gülümseyerek güzelleş. Şifalan bugün, öfkeden uzak durarak. Olana olmayana boşu boşuna takılmadan, yürü bugün, dimdik! Nefeslerini hisset. Nefeslerini içine aldığını farket. İçinde tut nefeslerini bugün. Yavaşça bırak onları. Yavaşla bugün. İnan hayat sen yavaş olsan da bildiği gibi akacak. Hatta sen sakin olursan hayat daha da güzel akacak. Gülümse:) Ve bozmuyoruz:) Uyuyana kadar LÜTFEN böyle kal….

🙂

Sevgilerimle o zaman:)

Şununla etiketlendi: