Güç BİZde Artık!

Güneşli bir günden merhaba. Biz ne kara kışlar gördük birlikte değil mi güzel ruhum. Nasıl da iyi geliyor şimdi bu güneş. Sanki çocuk yanımızı gülümsetiyor, güneşin sıcaklığı. Bebek kundağımız ya da ana kucağımız gibi biraz.. Yaşamak, sıcaktır ya hani. Yaşamak gibi geliyor güneşe, güne dokunmak. Açıyoruz mevsimlerce yaşam yolunda. Göğün tüm renkleriyle anlamlana anlamlana… Bu sabah, yaşamak asılı tüm pencerelerde. İhbar ediyorum hayatı! Evet! Hayat her yerde! Görüldüğü yerde, alıp içe hapsetmelik hayatlar bunlar! Alanı pişman olmuyor. Almayanı, yaşlanıyor zaten…

Evet, yaşlanmak böyle böyle oluyor.

Sanıyor musun ki sadece pastanın üstünde yanan mum kadar ediyorsun? Ya daha fazlasın ya da daha az. Yıpranmanın çoğunu azını, orada üflediğin mumlar değil, işte böyle güneşten aldığın ya da almadığın mucizeler belirliyor. Bugün, kendine yaşamak alır mısın göğün güzel yüzünden? İnanır mısın kendine, az önceden daha bir fazla? Ben öyle yaptım yine bu sabah. Çıktım balkona, gülümsedim güneşe ve kuş seslerine. Bakınırken etrafa, asılmış bir pardöseye hop etti yüreğim falan falan:) Evet! Güneşe asılmış bir pardesü vardı bahçede ve ben birden dedim ki acabaaaaa bir şeyler mi görmeye başladım!!!? Valla boş bulundum, bir şaşırdım:) “Oh!” dedim hemen de o an. Hayat dediğin şey gülümsemekte, kalbinin atışında çoğalıyor. Kendine gülümseten sebepler bulunca, kahvenin kokusunu daha bir çekebiliyorsun içine. İçini de dışını da hissedebilince, bu boyutunla sen, daha bir güçlenebiliyorsun. Yani çok boyutlu olduğunu farketmek, sana güç katıyor. Ve inan, güçlü olmak böyle bir şey. Diplomalarından, bankadaki numaralarından falan, daha bir başka şey GÜÇLÜ HİSSETMEK.

Güçlü olacağın günü bekleme! Gücü içinde hisset!

Bir gün Annemleyiz.. Karamürsel vardır Kocaeli’de. Sahilinde iki can, öylece yürüyoruz… Annemle biz o sahillerde ne de çok yürümüştük bir zamanlar. Selam olsun şimdi o güzel yerlere, o güzel insanlara… Yürüyüşlerimizde Annemle, bazen ritim olsun diye bir şarkı mırıldanırdık. Eski bir reklammış… Ben hiç bilmiyorum… Annemin zamanı reklamlardan yani… Bir makarna reklamıymış bu reklam. “Garson Ece getir, garson gece getir, garson hemen getir, afiyet olsun”:))) Bunu hızlı söylemek ve o ritimde yürümek, bizi güldürürdü… Annem, gülümseten sebepleri hep bulur ve de taşardı içinden bu hayatla. Yanındaysan, yaşardın zaten… Neyse, yine böyle bir gündü:) İki tatlı kız yürüyoruz sahilde:) Kimselerin duyamayacağı bir ses ile söylüyoruz gerçi:) Ama orada bir simirçi çocuk varmış. Annem de o sıralar biraz diyette gibi:) Hani sabahları limon suları falan içiyor. Simitçi demesin mi ” Abla bende simit var!”:))))) Düşünsene:))) Anne kız çıkmışlar sahile, garsondan hemen istiyorlar bir şeyler:))) Koştura koştura yürüyorlar:))) Nasıl da dışarıdan gözü dönmüş görünüyorsak artık:))) Simitçi, imdadımıza koşmak istemiş gibi dedi:)))

Bize bir gülme geldi tabi:) Bir de durduk hem de ZINK diye:)

Canım annem. “Ah” dedi. “Ne güzel çocuk maşallah. Aferim, adam olmuş. Bak ne güzel simitler satıyor. Alalım tabi.” dedi maviş gözlü küçük Boşnak çocuğa. Annem, çok severdi insanların yüreklerini hissetmeyi. Bunun için de iletişimi çok güzeldi tüm evrenle. Hele hele böyle tatlı bir simitçi çocuk görmüş… Mutlaka sevecek, yüreklendirecek, simit satan çocuğa illa hayat ikram edecek… Güzel yürekli Annem…Sardı simitçi tatlı çocuk simitleri… Bıraktık garsona da getir demeleri:) Düşürdük ritmi. Oradan geçtik çay bahçelerinden birine… Söyledik çaylarımızı, şifalı simitlerimizin yarenliğine… Dertsiz tasasız yedik içtik işte. Ne var ki?

Hayat, hep mi kurgulu? Hep mi planlı? Yooo, değil. Zaten plan falan hakikaten hikaye. Olacak olan oluyorken, evde hazırlanmış kahvaltıyı boş vermek gerekmez mi? Akışa bırakmak lazım gelmez mi yani..?

Evet:) O gün kahvaltımız evde planlıydı lakin, biz simit denen susam bayramında bulduk kendimizi birden. Şimdi anlatacağım mis bir anı oldu o sabahki kahvaltımız. Bininci yediğin değildir önemli olan çünkü. Önemli olan, başkaca yaşadığındır anda. Ruhun şad olsun benim bilge, benim hayat, benim canım… Annem….

Yani diyeceğim o ki sabah uyanıyorsun ya hani. Uyandığın an, senin film şeridin akmaya başlıyor dostum. Bildiğin şerit şerit akıyor hayatın. Artık onu boşa mı doluya mı akıtacaksın? Bundan sonrasını sen düşün. Eğlenerek yaşamanı tavsiye ederim. Olana olmayana gülümsemeni, dünü dünde bırakmanı, çok sevmeni öneririm sana. Çünkü sadece böyle hissediyor insan Perşembe’yi, baharı, şarkıyı ve uyumayı… Birazdan kahvemi yudumlayarak harflerimi seninle birlikte okumaya başlayacağım yine. Bakışlarımız, gülümseyişlerimiz, duygulanışlarımız falan, hepsi karışacak birbirine. Ve bu da biz edecek hepimizi. Ne güzel de BİZiz biz böyle… Ne kadar da güçlüyüz birlikte! Heeeyyyt!:)

O zamaaaannnnn! Aç bugün şarkıları biraz daha avazlı! Seç bir tatlı film kendine akşam için! Ara bugün birilerini! Çikolata ye! Yalan söyle azıcık:) -Beyaz ve pembe renkli olanlarından ama- Denize yakınsan, taş fırlat uzaklara. İyotu sıçrasın ruhuna! Çay iç bugün! Ama en farkında olarak içtiğin çay olsun ünvanı! Veee bugün, sanki ağzının iki tarafından mandalla tutturulmuş gibi, gülümseye kal! Zorla güzellik olsun bugün! Şöyle bir aküye enerji lütfen! Hani akü boşalınca, yandaki arabadan kabloyla falan enerji çekilir ya. O misal. Çek halatları, bas marşa! Hadi!!! Bugün bu araba illa ki harekety edecek! O akü dolacak! Oh! İşte budur yaşamak!

Güzel nice perşembeler ola… Hatta OOOO LAAAAAAA LAAAAAAAAA:)

Sevgilerimle…

🙂

Güç BİZde Artık!’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s