8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun…

Bugün “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”. Benim bilge Annemin – ruhu şad olsun, tüm gidenlerimizle birlikte- kadınlar günü kutlanmasına, azıcık karşı bir duruşu vardı. Elbette çok da güzel kutlardık kadınlar gününü. Ama her kadınlar gününde, illa ki konuşurduk… Kadınların daha güçlü olabilmesi gerektiğini düşünür, hüzünlenir ve hırslanırdık… Kadınlar Günü demek Anneme göre, korunmak zorunda kalmış bir varlığa dikkat çekme günü demekti… Ve adında kutlama kelimesi geçiyor olsa da aslında bu günde Anneme göre, derin bir hüzün vardı… Ve evet, çok hüzünlü bir konu bu ” Kadına Şiddet ” konusu… Annem, haklıydı… Hani kadınlar günü için süslenen mekanlara giderdik… Oh mis gibi eğlenirdik… Ama konu neydi, bunu da bilirdik…

Şükürler olsun bu bilgi bizde sadece dış haberlerden mamuldür. Annem güzel bir aileden geldiği için bu şans hepimizin şansı oldu. 2 abim var benim. Bizim evde hiç bir zaman kız işi ya da erkek işi dite bir kavram olmadı. Bilakis hatta kızlar daha da kıymetlidir. Ben bu yaşıma kadar hiç bir zaman bir abime hizmet etmedim. “Hizmet etmek” denir. Bu ifade bizde hiç olmadı. Ben kimseye su getirmedim mesela. Ayakta olana söylenebilir bir şey oldu o iş de diğer işler gibi. Annem arada takılırdı sadece bana… ” Hadi bir kız kahvesi yap da içelim” derdi… Canım benim… Dünyanın en harika kadının kızı olmak gibi bir şansla doğmak, benim hayattaki ilk mucizemdi…. Kadın ya da erkek diye bir usul bizde hiç olmadı. Biz, insan olarak yetiştik. Ben gerekirse odun kesebilirim, abim de gerekirse cam silebilir. Böyle bakmak gerekli çünkü. Çünkü insan insana yaşıyoruz bu dünya denen yerde… Ve bu, bıçak bıçağa yaşamaktan çok daha iyi…..

İnsanın, başka bir canlı ya da cansız varlığa şiddet uygulaması, anlaşılır bir durum değil diyemiyorum. Tam da aksine, bu durumun ruh sağlığı ve eğitimle açıklanabiliyor olduğunu bilim söylüyor!

AMA BİLİMSEL OLARAK DA HUKUKSAL OLARAK DA ŞİDDET, NE YAZIK Kİ İNCELENMİYOR… İRDELENMİYOR…

Böyle gelmiş diye böyle böyle kadın cinsiyetli canlar gidiyor… Ateş hep düştüğü yeri yakıyor. Geri kalanlar sadece üzülüyor… Biraz da sosyal medya tepkileri veriliyor… Yani kısacası elle tutulur, gözle görülür somut bir netice, alınamıyor… Bunu da benim midem arık kaldırmıyor!

Uzun bir zamandır haberleri izlemiyorum, biliyorsunuz siz değerli okurlarım. Dünyadan bi haber yaşıyorum. Konuşuyoruz eş dostla falan da o şekilde süzme haber alıyorum. Süzülmüş bilgi… Neden? Olumsuz haberleri artık ruhum kaldırmıyor çünkü. Tavsiye de etmiyorum bu arada. Bence tv denen şeyi kapatın. Buna haberler de dahil… Ama işte bir şeyler duyunca… Bu gece haberleri şöyle bir gezindim nette ve bir kaç uygulamada… Tarifsiz duygular hissediyorum şu an. Öyle ki yazımı normalde sabahları yazıyorum. Ama bu sefer, yüreğimde hissettiklerim, sabahı bekleyemediler…

Küçük bir kız çocuğu, annesinin tekmelenişini izliyordu… Daha derin yazmayacağım bu ve benzeri olaylar hakkında. Yine de haftaya başlarken, kalplerimizi korumak adına, sakin davranacağım… Lakin, o minicik kız çocuğu, o anne… Şu anda gerçekten gözlerim dolu dolu yazıyorum harflerimi…

Şiddet uygulayan nasıl oluyor da işine devam edebiliyor?

Birincisi şiddet suçlusu kişinin, akıl sağlığı sorgulanmalı. Buna bağlı olarak da var olan iş akdi fes edilmeli. Şiddet uygulamaya meyillenecek yaratık, bilmeli ki bir kadının saçının teline değse, daha da işi gücü kalmayacak! Bunun haricinde baktılar ki kafa gayet sağlam. O zaman bu yaratığa cezai müeyyideler uygulanmalı. Sokağa çöp atmak ya da hızlı araba kullanmak cezaya tabi de nasıl oluyor da toplumda kadın terörü yaratan kişi ceza almıyor? Ya da gerektiği kadar ceza almıyor? O zaman tüm cezalar kaldırılsın. Kaçak inşaatlara da ceza uygulanmasın. Madem burası bir orman, neden bu kadar gereksiz kurallar kanunlar var ki demek geliyor mu içinizden? Bilemiyorum? Ben tüm dünya coğrafyaları dahil duygularla döküyorum harflerimi şu an. İnsanın canlı ya da cansız varlıklara şiddet uygulaması, gerekçesi düşünülmeksizin suç olarak kabul edilmelidir. Bundan yanayım ben. Kadına uygulanan bu eziyete dur denmeli! İnsanım diyen herkes de bunları oturup bir düşünmeli.

Futbol maçı değil ortadaki konu!

Ben kadın ve erkek denen cinslerin birbirinden ayrılmasına son derece de karşı bir insanım. Ne kadın şahlansın, ne erkek. 1 kadın ile 1 erkek, 1 insan eder çünkü. Yani buradan baktığında kadın ve erkek 2 eşit yarımdır. Birleştiğinde tam olur. Kadın ve erkek birbirini tamamlar. Enerji boyutta da bu böyledir. Kadın ve erkek kendi cinsiyetlerine göre bir takım iç güdüleri yaşamalıdır. Yani erkek çiviyi duvara çakacak, kadın da o tabloyu seçip duvara asacak. Eril ve dişil enerjinin karıştığı bünyelerde, enerji anlamında deformasyonların, buna bağlı olarak da bir sürü sorunların hatta hastalıkların dahi oluştuğu bugün bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir.

Kadın ve erkek birbiirni tamamlamak yerine birbirini budarsa ne olur peki?

Bugün olan bu. Kadın ve erkek enerjisi birbirine son derece karışmış durumda. Bu da stresin yükselmesine sebep oluyor. Kadın hem evde hem de dışarda çalışan bir köle gibi yaşıyor. Kadınlık görevleri adı altına alınmaya çalışan bu görevlerin haricinde bir de öfkeye karşı susması bekleniyor. Bu gerçek bir hatadır! Kadının ve erkeğin birbirini bütünleyeceği bir dünyadır hepimizin işine gelecek olan.

Kadın ve erkek birbiriyle iyi iletişimde olmayı istiyor aslında.

Ama bunun önüne geçen hatalı bir eğitim var taaaa eskilerden gelen… Toplumun, bu akşamları yayınlanan dizi ve filmlerden kesinlikle çok çok uzak olarak bilinçlendirilmesi gerekiyor. Erkek, her şeye hakkı olarak büyütülürken, kadın daha bir korunaklı büyütülüyor. Kadın, yanına birini almadan bir iş yapmakta zorlanıyor günün farklı saatlerinde. Kadın, boşandığında tehlikede. Kadın evlenmeden önce tehlikede. Kadın sürekli bir tehdit altında. “Millet ne der?” kaygısı, sadece kadına özgü. Erkeğin elinin kiri, kadının alnının karası olan pek çok şey var bu ülkede. Erkeğin kafası bozuldu mu gider meyhaneye, parlatır bir kaç kadeh ama kadın bunu yaparsa yollu olur.. Bir kadın bara giderse eğlenmeye değil ahlaksızlığa gider. Perdesi patlamıştır. Erkek giderse de hızlı delikanlıdır, ihtiyar kurttur, çapkınlar kralıdır. Aldatma konusu dahi böyle. Erkek aldatır çapkın olur, kadın aldatırsa adı aman aman neler olur… Bana göre aldatmak kötü olanı. Bunun cinsiyetle bir ilgisi yok.

Böyle böyle büyüyen erkek ve kadınlar, ne öğrendilerse öyle yaşarlar…

Erkek birilerini öldürebilir, kadın da ölebilir… Böyle olmalı mı peki? Herkesin eli, bir vicdanına gitsin. Dinimizde şiddet var mı? Allah’ın verdiği canı almak, hangi kulun haddine? En güzeli değil mi Allah’ı vekil eylemek bir musibette..? Nereden bakarsan bak, şiddet hak edilir bir şey değildir. Anlaşılamıyorsa, boşanma diye bir medeniyet var. İki kişi yollarını ayırabilir. Burada bir problem yok. Ama hem ayrılma, hem öldür! Bir bebek ne emeklerle koca kadın oluyor hiç düşünüyor mu bu yaratıklar?

Kalabalık denen yerin her zaman kuralları olur.

Bir sitede bile kurallar vardır değil mi? Havuz varsa havuz kuralları vardır. Neden kurallar vardır kalabalık yerlerde? Özgür yaşayabilmek için kurallar vardır elbette. Evet. Çünkü benim özgürlüğümü kısıtlamamalıdır senin özgürlüğün. Yani sen site hayatında, apartmanda köpek sahibi olamazsın. Komşun köpek sesi sevmek zorunda değildir. Mangal yakamazsın balkonda. Milletin tülüne, perdesine is bulaştıramazsın. Yani toplumlarda da bundan dolayı hukuk diye bir şey vardır. Kurallara göre yaşayan mutlu olur. Kurallara uymayanlar da ceza alırlar. Bu ceza da topluma ayrıca bir ders olur. Hani kulağa küpe misali, cezayı alan da cezayı bilen de ayağını ona göre denk alır. Bu ne demektir? Toplumdaki her bireyin daha özgür olabilmesi demektir. Peki bu ne anlama gelir? Köpeksiz köyde, değneksiz gezenleri dize getirmek anlamına gelir. Yani işe yarar kurallar…

Belki deli? Belki anlık bir trawma yaşıyor ya da zaten alışmış dayak manzaralarına..?

Annesi, kız kardeşleri dayak yemiş, büyümüş, o da karısını kızını dövmeye başlamış… Yani babadan almış bayrağı er kişi… Kanunlar da zaten bir ceza vermiyorsa ne olacak ki? İşte bugün bunlar yaşanıyor. Ben bilemiyorum? Birileri eziyet görüyor canlar… Birileri acı çekiyor… Birileri ölüyor… Bunlar olmalı mı..? Biz insanız. Biz vahşi değiliz ki… Biz bunları düzeltebiliriz… Bunu yapmak istememize bakar hepi topu. Bakalım buna… Bakalım… Bize dokunmayan yılan bin yaşarsa, o yılan da çoğalırsa… O yılan sana da bir gün dokunursa? Menfi düşün eğer insan tarafın uykudaysa… Ben tarifsiz üzülüyorum bunlara.. Bu gece gözümün önüne gelecek sürekli o sokak.. O hareketsiz yatan kadın… O bebek prenses…

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için aslında başarılı kadınlar hakkında dökülecekti harflerim. Lakin böyle olması geldi içimden. Bir farkındalık yaratmayı, görev addettim kendime. Bir kadın olarak yazmıyorum bunları ben. Bir insan olarak yazıyorum. Önce bunu bir anlayalım. İnsan olmadan, kadın da erkek de olamazsın. İnsan, kadının da erkeğin de ilk adıdır. Biz önce insanız. Sonra kadınız, erkeğiz. Sonra genciz, yaşlıyız. Sonra zenginiz, fakiriz. Artık nerden ayırırsan ayır. Bana göre hepimiz sadece HİÇiz de aslında. Dün gelen, yarın gidiyor. Önünde bir “bugün” var. Nedir yani bu aslan kesilmeler falan? Küçük dağları da Allah yarattı ayrıca, sen değil. Kimse hiç bir şeyine güvenmesin bu dünyada. Bir anda her şey tam tersine dönebilir. Bir virüs geldi, dünyanın düzeni değişti. Hala kadın neden şiddet görüyor diye burada konuşuyoruz. Bunlar mantıklı değil…

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun…

İnsan insanı sevsin ve saysın. Bunun için de güzel çocuklar yetiştirilsin. Bunun için de aileler bilinçlendirilsin. Bana göre evlenmeden önce herkesin evlilik okuluna gitmesi gerekiyor. Bugün herkes mesleğini bir mezuniyetle yapıyor değil mi? Nasıl ki o işin inceliklerini bilmek gerekiyor, hata yapılmaması için, evlilik de aslında bir şirket sayılmaz mı? Para yönetimi, çocuk eğitimi, birlikte yaşama sanatı gibi çok ama çok ciddi işler var işin içinde.

Evlilik okulu olmalı, o okula gidilmesi mecburi tutulmalı. Bu okulda eşlerin birbirine davranışları, sağlıklı bir birey yetiştirilmesi konuları ciddi ciddi öğretilmeli. Böylelikle birbirine uymayan eş adayları da erkenden o yoldan dönebilmeli. Bilinçsizce evlenip, bilinçsizce yaşamanın ve bilinçsizce çocuk yetiştirmenin sonuçlarını, haberlerde izlemekten ben bunaldım…

Bütün insanlığın Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun. Kutlu bir gün olabilsin. O gün sadece kutlamalardan bahsedilebilsin. Kadınlar ve erkekler sadece bir güne sığmasınlar. Özgürce, güzel ömürler yaşasınlar yürek yüreğe. Birbirini budamadan… Birbiriyle bütünlenerek…

Sevgilerimle……

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun…’ için 2 yanıt

    1. Çok teşekkürler🙏🏻🥰🌹
      Annemle birlikte tüm gidenlere inşallah rahmetler olsun..
      Ve harika bir gün olsun, her yeni gün🙏🏻☕️

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s