Sesimi Duyan Var mi…?

Dışardan sesler geliyordu bir bayram. Bizim sitenin hemen yanındaki bir bahçeli evden, kahkahalar yükseliyordu. Bayramlı günlerden biriydi yine. Yatak odamda öylesine uzanmıştım. Sıcak hava molalarımdan birindeydim. Sesler çok mutluydu. Bizim sitede ise tık yoktu. Bizim evde de sessizlik hakimdi…

Ses olması için kalabalık gerekti. Gülümsemiştim. “ Ne mutlu “ demiştim. Az sonra kapı çalacaktı, Annemler gelecekti tüm güzel sesleriyle. Annem birilerini arada haşlayacaktı:) Herkes kendini farkında olmadan küçük bir çocuk sanacaktı. Bu güzel bir güven olacaktı… Annemiz başımızdaydı….

Ne kadar büyürsen büyü, Annenin yanında hep çocuksundur… O’nun gözünde çocuksundur o ayrı. Bir de sen kendini çocuk hissedersin. Böyle olduğunu da Anneni kaybettiğinde anlarsın…. -Dilerim çok geç anla…-

Annem hep derdi, “ Anne hayattaysa, çocuklarının yüzlerine, kaç yaşında olurlarsa olsunlar, asla yaşlılık çökmez.” Haklıydı – her şeyde olduğu gibi… – Çünkü Anne mutluluktu ve mutlular asla yaşlı görünmezlerdi…

Dışarıda her şeyden bahseden sesler var yine… Bu yıl 2020. Dışarıda gülmeler yükseliyor semaya.. Tartışıyorlar arada. Çaylar geliyor, muhabbet değişiyor… Çocuklar azıtıyorlar… Anneleri çığlıklanıyor ha bire… Dünya dönüyor onlar için… Dünya 1 Nisan 2020’de durdu bende……

Çay saatlerini çok severdi Annem. Çok keyifli kadındı… Hiç bitmezdi anlatacakları. İnsan olan konuşmalarından sıkılmazdı ya… Arada insanlıktan çıkardım… Anlardı… Dinlerdim aslında, ama Annem anlardı… Ve sıkıldığımı hissettiğinde de derdi. “ Her zaman bunları anlatacak biri bulunmaz… Bunları anlatacaksın ki çocuklar bilsinler kimler yaşadı bu sülalede…” Annem yine haklıydı… Bir aile kök salarak yol almalıydı zamanda… Annem çok köklü bir ailenin kızıydı… Ben de…. Bu benim en büyük şansımdı…

Dışarıdan sesler tam gaz gelmeye devam ediyor. Benim içim buruluyor… Sessiz film oynar gibiyim aylardır. Hareket var, ses yok. Aslında çok da çal çeneyimdir ama… Anlatacak biri olmalı konuşmak için… Annem konuşurdu. Annem dinlerdi… Öyle bir dinlerdi ki O’na bir şey anlatan, bir daha hep O’na anlatmak isterdi… Ve ben şimdi sadece O’na anlatmak istiyorum…

Sadece havanın sıcak olduğunu mesela. Ya da burç yorumlarını. Belki kahve içtikten sonra, fal uygulamasına gülmek istiyorum birlikte. Saçma şeyler yani. Yoksa dünyayı kurtarmıyorum, sadece yaşıyorum…

Ve anlıyor insan… Sadece öylesine şeyler konuşabilenler, sadece ailenin fertleridirler….

Gitsene, birileriyle sürekli öylesine konuş. Adın deliye çıkar ya da karizman çizilir, incilerin dökülür. Yumuşak karnın göründü mü… Savunmasız anında kim bilir kimler kimler faydalanmak ister bu halinden..? Bilebilir misin?

Hadi git birinden canının sıkkınlığını çıkar. İşte bunaldın ya da ilişkinden… Git birine sebepsiz yere bozuk at, atarlan. Anında biter… İlişki biter, dostluk biter, istifan vacip olur… Bunları bu evrende bir tek Annen çeker…..

Ben çay sevmezdim. Şimdi çok arada yapıyorum. Neden biliyor musun? Annemi hissetmek için… Onun yerine, ruhuna değsin diye hatta… Annemi yanımda yaşayabilmek için… 4 ay oldu… Hala çok taze deniliyor. Değil. İlk günler daha iyiydi. Şok halindeydim. Şimdi daha netleşiyor resim. Annemi göremiyorum… O’nu duyamıyorum… Ve çok özledim…..

Hüzünlü şeyler, mutlu şeylerin anlaşılmasına sebep olur. Zıtlıklar yani. Bayramın 4. günü bugün ve ben asla senin içini karartmak için yazmıyorum. Şu an benimle aynı duyguları hissetmiyorsan, şanslı taraftasın demektir.

Hayatın neyse ne ama Annen hayattaysa gerçekten çok mutlu ol şu an. Ne kadar değerli bir varlığın var, farket… Ne kadar kalabalık ve zengin olduğunu, ne kadar genç hatta çocuk olduğunu anla.

Şayet, beni derinden anlıyorsan şu an… Aynı kaderdeysek… Evrende yalnız olmadığını bilerek daha güçlü hisset.. Belki de ben sadece bunun için yazıyorum??? Paylaştıkça hani azalır ya acılar… – Umarım bu doğrudur…-

Bu dünyada Anne ya da Babasını hiç tanımayan canlar da var.. Şu an beni okuyanlardan biri de belki bu yüzden içinde koca bir boşluk hissetti.. Haklısın güzel can. Bu büyük bir boşluk. Ama görüyorsun. Hayatta her şey değişiyor. Acılar sevinçlerle hep köşe kapmaca oynuyorlar. Belki de sen şu an benim yaşadığım acıyı yaşamak istemezdin sadece 1 saatliğine yerime geçseydin… Bilinmiyor…

Acıları ölçüştürmek doğru değil. Herkesin yaşadığı kendisi için en büyüğü. Önemli olan bu durumda ne yapmalı?

Acıyı tam anlamıyla yaşamak çok önemli. Ben şu an bunu yapıyorum. Bastırmadan, yön vermeden… İçimden geldiği gibi… Ağlıyor, gülüyor, dengeyi bulmaya çalışıyorum. Bana iyi gelen şeyleri hayatıma katıyorum. Bunların başında yazmak var. Yani iyi hissetmek için de elimden geleni ardıma koymuyorum.

Eğer dışarıdan gelen sesler varsa. Ve sen çok sessizsen. Bunu düşünmelisin. Herkes hayattayken bu kadar sessizsen, bence gittiğin yolu değiştirmelisin. Çünkü zaten sessizlikten kaçılmıyor… Eğer benim gibi bir sessizliğin varsa, bir yolunu bulmalısın… Seslenmelisin hayatta ve hayata seslenmelisin. Yaşamak için…

Sesimi duyan var mi…..?

Şununla etiketlendi: