Ayrıl!

Bağımlılıklarla aran nasıl????? Şişman? Tiryaki? İlişki tutsağı? Kredi kartı mağduru? Şişe dibinde balık? Hayallere dalıp çıkan kara batak – gözlerinin altı simsiyah…-????

O yabancı filmlerden biliyorum. Bir bağımlılığın varsa bırakmak için önce “ Ben bağımlıyım. “ demen gerekiyor. Yani bir şeyi bırakma mücadelesine girebilmen için önce o şeyin sendeki tutarsız varlığını kabul etmen gerekiyor. Bağımlıların en büyük sorunu, bağımlı olduğunu bilmemesidir zira…

Bağımlılıklarda istense bırakılacağı zannedilir. O her ne ise hafife alınır bağımlısı tarafından. Psikolojik olarak rahatlık rahatlık alanı yaratılmış olur. Fakat bünyede tahribat alabildiğine devam eder…

Zaten her zamankinden daha iyi olmamız gereken günlerden geçerken, hayatta kalma isteğimizin çoook daha fazla olması gerekiyor. Bu da hepimizin bağımlılıklarından kurtulması gerektiğine şiddetle işaret ediyor. Hayatta bazı hataların telafisi yok çünkü. Yanlış karar… Keşke sadece 3 yanlış 1 doğruyu götürse. Bu lüks sadece öğrencilik yıllarımızda girdiğimiz sınavlarda mümkündü… Artık 1 yanlış karar tüm ömrü yok edebiliyor….

Neden bağımlı oluyoruz?

Aslında bağımlılık anne karnında başlıyor. Annenin mutlu ya da mutsuz olmasına göre bebekte yaşama sevinci oranı belirleniyor. Bebek ya hayat dolu ya da daha doğarken gerileye karşı inancını yitirmiş olacak… Ey “ Anne” ve “ Baba “ lar! Sebep olduğunuz şeylerin farkına varın lütfen….

“ Kendini yok etme içgüdüsü!”

Evet! En masumundan en kötüsüne tüm bağımlılıkların temelinde bu var… “Kendini yok etme içgüdüsü… “ Mesela tütün maddeleri ile ilgili bağımlılıklar. Neden bir insan içine duman sokup üfler? Tadı var mıdır? Doyurur mu? İlla içecek… Kadehin ya da fincanın yanında illa ki tütecek… Efkara da kutlamaya da o zehirler karıştırılacak… Neden???

Neden bir insan aynalarda gerçekleri göre göre ve doyduğu halde yemeye devam eder? Üstelik hastalanır bir süre sonra. Şeker, kalp hepsi pincikler durmadan…. Lakin yine de o tatlılar o börekler götürülür…. Mağazalardan ağlayarak çıktığı halde, o güzel vücudunu ne hale getirdiğine inanamaya inanamaya… Neden yine de gidip o partayla avunmaya çalışır? Neden????

Uyuşturucu madde bağımlılığı? Tüm dünya bilirken ne olduğunu. Kişi de bilir. Ama kullanmaya devam eder… Neden? Neden bile bile insan zehirler kendini????? Sonu belli bir hikayede oyuncu olmayı insan neden seçer? Neden yaşamaktan bu kadar vazgeçmeyi kabul eder…? Bu güçsüzlük neden??????

Bir ilişkide tutunmaya çalışanlar? Neden dünya dolusu insan varken, kendini kötü hissettiren biriyle devam etmeye çabalar? Neden kötü muamele gördüğü yerde kalmakta ısrarcı olur???? Ekonomik şartlar ve korkular illa ki sebep. Ama başaranlar da var. Gidip temizlik yapan ya da limon satan adamlar kadınlar da var. Kendilerine saygılarını kaybetmeyen, savaşçı bir edayla gülümseyen hayata hani. Böyle inşalar da var. Neden sen onlardan biri olmayasın????

Bunların hepsi mutsuzluktan…

Bu nedenle Anne ve Baba olmaya hazır olmayan çiftlerin, dünyaya bir bebek davet etmeleri son derece hatalı! Çünkü sorunlu bir birey dünyaya gelecek… Bu güzel ruh, zorlanacak sürekli… Elbette istediğinde düzelecek. Yine de Anne ve Baba olmadan önce bunları ve herşeyi düşünmek gerek…

Bu bilimsel bir durum… Anne ve baba iyi hissetmeli bebek geliyorsa. Sürekli endişe, hüzün, stres duyguları içindeki Anne, maalesef bebeğindeki yaşam enerjisini azaltıyor. Bebeğe mutsuzluk siniyor. Ve dünyaya geldiğinde de büyüdükçe, bağımlılıklar başlıyor…

Çünkü bağımlılıklar insana “ güya “ mutluluk veriyor…

Mutlu olmak sadece kahkahalar dolu bir hayat demek değildir. Her gün parti pasta mutluluk anlamına gelmiyor. Bu yüzden işte “ parayla saadet olmaz “ şarkısını yapmışlar. Doğru. Mutluluk satın alınan birşey değil. “ Bülbülü altın kafese koymuşlar, vatanım demiş “ misali. O bülbül ait olduğu yerde mutlu olur ancak. Yani kişinin ruhuna huzur veren mekan, insan, şartlar gerekli. Öyle havadan mutlu olunamıyor.

Hani iki gönül bir olacak samanlığın – bile – seyran olabilmesi için…

İnsan, içindeki mutsuzluğu yok edecek bir şeyi bulamayacağına inandığı anda bağımlı oluyor. Bu noktada kendine zarar vermeye başlıyor ve bunun adına da “ Bağımlılık “ deniliyor…

Eğer bağımlıysan, yaşamak için sebeplerin olduğunu düşün. Lütfen… Her insan çok değerlidir. Para insana asla değer katmaz. Şu an zengin ya da fakir olabilirsin. Sende hangisi yoksa ona özenebilirsin. Şunu bil ki evrende bir denge var. Hiç kimse tastamam değil. Mutlaka bir tarafı eksik. Her şeyin tam olduğu yer, bu dünya değil.

Bakarsın etrafında hep eksiksiz insanlar vardır. Mutlu ilişkiler, mükemmel çocuklar, harikulade evler, arabalar… İnan o dünyaların içine girdiğinde çıkacak yer ararsın! “ Tencere dibim kara, benimki senden kara “ lafı nasıl çökmüş sanıyorsun:)

Ben kendimce izlemeyi çok severim insanları. Bilirim, bir insanı anlamak, kendindeki şifreleri çözmektir. İnsan insanı anladığı kadar, kendini tanımlayabilir.

Hepimiz aynıyız özde. Şartlara bağlı değişiklikler vardır, o kadar. Yani sokaktaki mendilci çocukla senin çocukluğun arasında sadece anne baba farkı vardır. O çocuğun kardeşi olabilirdin. O çocukla aranda sadece bir kader farkın var. Sanma ki o çocuk senin hissettiklerini hissetmez. Onun da emin ol kalbi kırılıyor itilip kalkıldığında..

O sadece senin gibi haklarını koruyamıyor. O kadar…

İnsan sadece insandır. Biri başka bir hikayedir, diğeri başka bir hikaye. Burası bir sahne. Dünya. İstediğin şeye inanabilirsin. Allah, Tanrı, Doğa, UFO bilemiyorum? Deist olabilirsin, Ataist. Kim olursan ol, bil ki bu dünya sadece bir sahne. Sen de oyuncusun.

Elinde bir senaryo, oynuyorsun. Burada emek dolu bir hayatı sürebilmek çok anlamlı. Bağımlıysan, öncelikle kendine emek vermeye başlamalısın. Nerede doğdun, kimsin bunlara asla takılmadan. Çok zengin biri olabilirsin. Takılma. Herkes sadece varla yok arasında bir şey. O kadar. Kimse zengin diye güçlü, fakir diye zayıf değil. Herkes İNSAN.

Bağımlıysan, kendine değer ver. Soyun zenginliğini de fakirliğini de. Çünkü çıplak doğup çıplak gömülüyoruz. Bunların yani maddenin bir anlamı yok. Kendine değer vermen için çok büyük nedenlerin var. Mesela şu an bak. Dünyada belli bir yeri işgal ediyorsun. Durduğun yeri kaplıyorsun. İçindeki enerjiyle evrende birşeyleri değiştiriyorsun – farkında ol ya da olma –

Sen çok değerlisin. Yakışıklı ya da güzel olduğun için değil, sadece var olduğun için çok değerlisin. Dünyaya gelebilmek büyük mesele. Sen gerçekten milyonda 1 tanesin.

Nefesini çek içine. Hisset hayatı tüm zerrelerinde. Yaşıyorsun ve bu çok değerli. Senin için bu doğan güneş, bu ötüşen tatlı kuşlar, yağacak olan kar. Güzel bakarsan bir dilim ekmek de servettir. Onu fark ederek yersen anlamlı bir doygunluk yaşarsın. Hayatındaki herşeyi sadece tüketirsen, boşlukta asılı kalırsın. İşte tam orada bağımlılıklara sarılırsın.

Bugün bağımlılıklarından kurtul! O şişeden, o dumandan, o uyuşturan ölümden, o yağ tabakalarından, seni tüketen o her kimse ondan, “ AYRIL”! İnan kendine. Her şeyi sen yönetiyorsun. Sen alıyor sen veriyorsun. Karar sende. O her neyse dön önüne ve yürü! Arkanda kalsın hepsi. Bunu yapmak gerçekten sadece senin elinde.

Her an doğru andır. O doğru anın adı “ ŞİMDİ !” Ben reklam yapmıyorum. Ürün satmıyorum. Çabam sadece senin iyi olman. Yüreğimle yazıyorum şu an. Ve içimden diliyorum, harflerimin güzel niyetleri sana dokunsun. Gülümse. Nedenin olsun olmasın. İyi hisset. Bekleme o nedenleri. İyi hissetmek için nedenler gelir mi gelmez mi kim bilir?

Bir şeyi diğer şeye bağlama. Domino kurma. Kötü şey diğerlerini tetiklemesin. Her olan şey kendi noktasında kalsın. Hayatının en zor günlerinden geçiyor olabilirsin. Düşün, bir oyun içimdesin ve evet bunları sen yaşıyorsun. Diğerlerinden daha çoğunu sen yaşadın. “ Bu haksızlık! “ diyorsun… Haklısın…

Ama belki de bilmediklerimiz var? Her zaman bir şekilde olması gereken oluyor. Bir de şurdan bak. Sen herkesten daha anlamlısın artık. Daha lezzetlisin. Daha çok şey yaşadın, çok şey öğrendin. Ve sen daha güçlüsün şimdi.

Nasıl ki kaslar sporla güçleniyor, ruh da çeşitli duygulardan geçtikçe olgunlaşıyor. Bunların hiç biri senin seçimin değil. Evet.. Ama bunlara karşı tepkiler senin seçimin. Başına her ne geldiyse onlara vereceğin tepkiler sana ait.

O temiz sayfa sana verilmediyse başlamak için, sen bir temiz dayfa aç. Kendini sev ve kendine güven. Burada sen ne hissedersen gerçekten de O’sun. Kendini güzel bir yere layık gör. Orada ol. Orada yaşa. Birileri senin yere koydu koymadı bundan sana ne! Gerçekten boşvermek önemli. Boşver!

Bugün lütfen iyi bir gün olsun. Doğayı dinle. Güneşi izle. Nefeslerini hisset. Kalbini ve karıncaları. Bebekleri düşün. Herkes aslında masum. Ve yaptığımız hatalar sa dünyalık… Allah her zaman affeder. İnandığın her ne ise o seni her zaman affeder, seni kazanmak İster. Sen kendini affet. Sen evreni affet. Sen sadece yaşa.

Bugün bu harfler kimler için geldi işimden bilmiyorum. Ama şuna çok inanıyorum. Hiç bir şey tesadüfen olmuyor. İşaretler var. Harflerim de dilerim sana işaret olur. Yaşamak için güç, kuvvet, inanç olur.

Şimdi!

Bıraktın!

Özgürsün!

Yepyeni!Tertemiz bir sayfadasın!

Seni Seviyorum….

Ve bu şarkım sana…

Şununla etiketlendi: