Şaptan Şekerden An’larım…

İşte nur topu gibi bir hafta sahneye çıkıyor! Karşımızdaaaa en harika anların bizlere gülümseyeceği yedi gün! Alkışlarla “ Hoşgeldin!” diyoruz kendisine!:) Yeni haftayı şımartalım ve şımaralım alabildiğine:) Kalkıp Muson Yağmurları’nda yürüyelim! Yağmurun eşsiz sonsuzluğunda tazelenelim sabah duşunda:) Ne var yani ha Muson Yağmurları yağıyor ha duşun altı! Gözlerin kapalıyken ve yüreğinin uçuşa geçmesine iznin varken, nasıl bir imkansızlık olabilir ki?! Andaman Adalarında mesela şu an Muson Yağmurları yağıyordur… Bengal Körfezi’ni hayal et. Hiç gitmediysen, merak edip bakabilirsin de fotoğraflara. Eğer ruhuna güzellikler yüklersen, Fil sahilinden dalış bile yapabilirsin bu sabah!

Kolumda sarkan mavi bir ipe bağlı şap, uyanırken beni gülümsetti sabahın perdeleri aralanmışken güne:) Evet! Koluma şaptan bir bileklik yaptım dün.

El yapımı şap bilekliğim:)

Tabi bu ipler bir kendinden geçmiş:) Yatmadan önce böyle değildi, nasıl bir uyuduysam artık! Deli divane uyuyanlardan ben! Hayranım öyle yattığı gibi kalkanlara. Uykunun bile bir mizacı var vesselam:) Şap bileklik de nereden çıktı sahi?! Ben de kendime sordum sabah uyanırken:) Geçenlerde bir yerlerde okudum. Şap negatif enerjiyi emiyormuş. Yani sana hasetle bakanlar var ya onların bakışlarını hooop diye alıp seni güçlü bir zırhla sarıyormuş. Yani süper kahraman olman şuncacık şapa bakıyormuş:)

“Ey sanal alışveriş mağazalarından biri! “ dedim. “Bana da bir şap lütfen:)) Anlarım ben şaptan, şekerden!” Böyle de bir tabir vardır. “ Şaptan, şekerden anlamak”. Hayatın tadından haberdar olmak adına söylenir. Annem çok kullanırdı mesela bu sözü. “ Aman onla uğraşmayın. Ne anlar o şaptan şekerden?!” Yazıyı okurken, Annemin güzel sesi geldi ruhuma… Ve sonra da hatırladım!

Benim küçükken bir nazarlığım varmış, içinde şap olan. Şap eridikçe, nazarlar gidermiş. Anneme bir ahbabımız armağan etmiş. Bebekmişim hatta bana bu şaplı nazarlığı taktıklarında. Doğuma gelen iyi perilerden biri olmalı bu güzel armağanın sahibi… Arzu prenses, mutluymuş o zaman Annesinin kollarında yani en muhteşem masalında… Gülümseye gülümseye bu sabah baktım kolumdan sarkan şapa:) Anlarım Annem, ben anlarım şaptan da şekerden de… Anlatıcım bir mucizeydi çünkü benim…

Evin sokak kapısı üstünde şap var!:)

Bir de kapı girişine koydum şaptan! Bakalım durduğu yerde erirse mutlaka buradan yazacağım:) Muson Yağmurları sonrası, güzel bir kahvaltıyla, harika bir haftaya işte böyle merhaba diyorum. Sen nasılsın bu sabah? Gülümseten sebepler her yerde. Sen de belki şap almalısın bugün, o bebek ruhuna negatif şeyler dokunmasın diye…

Güzel müziklerle süsledim bu sabah da ruhumu. Gülümsedim olana olmayana. Gülümsedim Anneme… Gülümsedim oğluma… Hayata baktım penceremden! Nefeslerimi dinledim, dinlendim elimdeki kahvemle…. Üşenmemeli insan özellikle de kendine. O objektiflere nasıl bakarız mesela? Herkes saçını, başını, kravatını ne bileyim bir çeki düzen verir, bir tarafını düzeltir fotoğraf olmadan önce. Hayat dolar o pozda. İşlem biter, hayat rezervi birden eksi bakiye! Olmaz!

En çok kendine gülecek insan. Kendi içine, yüreğine, ruhuna, hayatına! Sen gülmezsen, kimse seni güldürmez!

Üşenmemeli özellikli yaşamaya. O peçeteye, o Muson Yağmurlarına, o şarkıya, o dansa, o hayata. Bugün üşenme kendine lütfen. Çok yeme, zararlı alışkanlıklarından bu sabah vazgeç! Zararlı alışkanlık deyince de akla hep maddeler geliyor. İnsanlar içinde de zararlı alışkanlık vasfını almışları var(!) İnsan vasfını kaybetmiş olanları yani. Gide gide bir söğüte dayanan ve o söğüdün allarına bulanan nice Kadınlar ve Erkekler var bu cihanda(!) Güvendiği dağlar eline gelen, ama elinden bir şey gelmediğinin sancısında somurtanlar, hep trafiktedirler işte:) İnsan boşuna böyle sinirli olmaz! Anlamak lazım…

Trafiği strese sokacağına ey güzel varlık, o söğütten uzaklaş, ıslan Muson Yağmurlarında…. Seni bekliyorken en güzel hikayeler sırada. Ve sen sadece saçma bir alışkanlık yüzünden en çok da kendini bekletiyorsun bu arada..! Yaşamak, beklemeye gelmez. İnan! Yaşamak, simit yemektir o susamların döküldüğüne aldırmadan…. Buğulu bir camın ardından bakarken kışa, yaz için hayaller kurmaktır olacağına emin değilken bile… Hayatta olmak, sistemlerde TC numaranın aktif olması değildir yalnızca… İnan!

Sokak satıcılarının sesini duyarken, dua etmektir içinden “ İnşallah bugün bütün mallarını sat…” Aşkı sevmektir sevgilinin dudağından çok avuçlarının içlerinde… Bebeğine sarılmaktır belki de 40 yaşına gelmişken o küçük adam ya da küçük kadın… Yaşamak, kahvenin kıyısına çekmektir günü, dostun muhabbetiyle şekerlenirken hayat…

Sana işte böyle böyle günleriyle koca bir hafta buketi sunuyorum arkadaş! İçinde 7 adet gün var. Ruhunla bakarsan, 7 adet gül var… Gül Aydın o zaman:)

Şununla etiketlendi: