Taze Güne Laf Atsana:)

Aydınlığını sevdiğim gün! Hay maşallah senin her bir anına be! Ohhh! Mis gibisin mis! Heeeyyyttttt! Gün doğdu hepimize gün! Kutlamaları yaşamak lazım gelir elbet! Bütün hayaller benden bugün! Hevesler! Azimler! At sen de ortaya bişeyler!:)

Ey yeni gün! Gülümsüyorum sana. Yeniden doğmuşluğumu giyindim üzerime. Nasılım ama? Biliyorum hep çok tatlıyım ben çooook:) Oh beni beni;) Tıpkı da senin gibi…!

Hep aynı şeye bürünmektir seni hayatta tutan bazen. Bilemezsin ki. Eskimek belki de yenilenmek aynı anda. Yol alıyoruz yaşamda. Büyüyoruz. Bürünüyoruz ana…

Yeni doğana “Ay ne kadar da büyümüş!” denilirken, 10 yıl sonra gördüğümüz biri için içimizden “ Amma da yaşlanmış be!” deyiveriyoruz, yalandan “Hiç değişmemişsin yahuuuu!” derken…. Ama büyüyoruz. Neden hemen yaşlanmış diyor içimiz? Buna mı inandırıldık yoksa??? Belki de sırf böyle düşündüğümüz İçin kırışıyoruz??? O zaman deneyelim!

Artık sadece BÜYÜYORUZ! Ve büyürken de TAZELENİYORUZ!- Bundan böyle, bööööyle diyoruz:)-

Bu gün yeniden büyüyorum. Mis gibi. Burnumda çiçeğim. Aşk şurupları, damağıma dokunan tüm yudumlar. Öyle bir aşkla dolup taşıyorum ki dağlar çok güzeller her an! Biri beni şımartacak diye gidip de kuyruğa mı gireyim yani(!) O bekleyenler kuyrukları vardır hani:) Harika sevgili, çooook büyük paralar, şifalar şifalar, terfiler terfiler!!!

BEKLEME! YAŞA!

O kuyruktan uzak duruyoruz bugünden itibaren. İmanın gevşemesi diye bir şey var! Herkes gayet gevrek gevrek dolanıyor alemde. Sanat ayyuka çıkıyor bu beklemelerden. Nasıl dışa vuracak insan bu beklemenin kuyruk acısını başla türlü(!) Bu işe yarasın, tamam. Sanatlanalım, hayatlanalım!Ama “içe yara” kısmı bizden uzak olsun! Yaşayalım, tüm yaralar kabuklarını şööööyle bir atsın. Kabuklarımızdan çıkalım fıstık gibi:) Veeeeee! Büyüyelim her an en güzel sebeplerimizle.

Gülümse!

Çok özledim harflerimi. Koştum geldim ruhuna. Dokunuyorum. Buradayım. Dilerim bu ayrılıkta çok daha fazla sevmişsindir, sana hissettireceklerimi. Nasıl bir cümle ki bu? İnsan hissedeceklerini sevebilir mi ki henüz hissetmeden önce???

Sevebilir!

Hepimiz bir yoldayız. Yaşam yolu. Sevdiklerimizi ve sevmediklerimizi, zannettiklerimize göre planlıyoruz. Aslında herşey anda gerçekleşirken, bizler inançlarımızın zamanlarında yaşıyoruz. Ya geleceğe yüklediğimiz hayallerin hazzıyla aldanıyoruz ya da geçmişteki acılarımızla baharatlanıp hüzünleniyoruz. Anın bir şekilde tadını karıştırıyoruz yani. Madem bunu yapmadan duramıyoruz!:) O zaman bilinçli davranalım bari:) Nasıl mı?

İyi düşün! Geçeni de unut!

İşte bütün mevzu bu:) Benim sana hissettireceklerimi seversen, sana hissettireceklerim zaten seni mutlu eder ve beni seversin:) Bu bir yanılgı da olmaz. Çünkü hissettiğin şey senin gerçeğindir. Önemli olan hissettiğin her ne ise o sana iyi gelsin:) Böylelikle yeni günün tazecik doğumunu üstüne giyebilir, yaşlanmadan büyüyebilirsin:)

Akranım olabilirsin:)))

Az sonra yürümek adına şükredeceğim. Yoo, yürüyemediğim bir zaman hiç olmadı şükürler olsun. Olmasın diye bu şükür ve ne kadar zengin olduğumu farketmek adına zaten. Bu kuşum çok önemli. Sen kendinden ne kadar memnunsan, hayat da senden o kadar memnun oluyor çünkü. Hayatla Aran iyi olursa da daha çok ve daha muhteşem yaşıyorsun. Sanırım bunu istersin:)

Yollardan geçeceğim az sonra!

Bir yerlerde duracağım. Nefes alıp vereceğim. Evrene karışmak ve evreni her zerremde hissetmek adına. Büyümek adına. Zenginleşmek adına. Nefesini istiyorum orada. Sen de al ve ver bu güzel havaları. Paylaşalım hayat denen sihir tozlarını. Anlamlanalım, eskirken yenilenmenin farkındalığında. Hani bir sırrı birlikte bilir gibi:) Hınzırca gülerken bulalım birbirimizi gün içinde bir renkte. Belki sabah belki de gecede?

Bir uçak geçiyor şu an bulutların arasından.

Orada mısın? Yanımda mısın? Anda mısın? Yarında mı? Farkında mısın? Patron Sensin!

İNAN!- Ve kendine hayat ver!-

Çok özlemişim çooook! Hadi görüşürüz bakalım:) Arayı açmamaya çalışacağım:)

Şununla etiketlendi: