Beynim Kontrolüm Altında! Güç Bende Artık!:)

Yeni yıl geldi geliyor derken, 3 günü geçti bile:) Gözü aç yeni yıl, kapa bitmiiişşşşş koca 12 ay:) Böyle gerçekten de. Artık bu bilginin ışığında, hayatı kaçırmamak gerektiğini iyice kanıksamış olmalıyız(!) Klişe kıvamlara düşmeden ben hemen konuyu değiştiriyorum o zaman:) Naber? 4 Ocak 2021’de, şu an, beni okuyor olduğun şu saat, nasılsın? Yokla bir kendini. Hani insan düşer yere de bir bakınır “Var mı bir yerimde kırık çıkık?” diye. Öyle bir bakın şimdi ruhuna. Var mı hasar? Gıcır gıcır mısın? Hayatla bağlarına mum alevleri mi eşlik ediyor? Yanıyor mu yaşatan sebeplerinle arandaki bağların..? Yaşamak ihtiyaçların, azalıyor mu günden güne? Aşk mi sarmış bacanı? Ne hissediyorsun? Bu kadar hissiz olma. Kaçma kendinden. Kendinden kaçan, gidiyor bilinmezliğe… Eninde, sonunda? Ama o son geliyor mutlaka… Gitme….

Haberleri kapasan da o telefon çalıyor, biliyorum…

İyi hissetmeye bir şeyler engel oluyor gibi sanki. Birinin ölüm haberini alıyorsun.. Biri yoğun bakımda… Biri boşanmış… En yakınların belki…? Sensin belki hepsi..? Benim de dayım yoğun bakımda bu arada.. Dualarınızı eksik etmeyin hatta… Yani tarihler değişiyor diye mucizeler doğmuyor pat diye. Mucize insanın GERÇEKTEN de kendi içinde. Ve her yaşanan da bir mesaj, bil… Evren fısıldıyor, hatta bu aralar desibeli çok da yüksektti, fısıltıyı çoktan geçti bu sesleniş(!) Diyor “Yalan bir dünyada, sen ne de gamlısın böyle insancık…” Ne gerek var değil mi o küçük dağların yaratım kaygısını taşımaya(!) Burnun neden Kaf Dağında ikamet etsin ki? Ah bu şahlar, padişahlar hele…… Hepsi de gittiler ama… Hala dünyada koltuk derdi bitmedi… Evren anlatıyor artık daha da şiddetle! “Değmez!!!” diyor doğanın yanındakilere, gidenin ardındakilere… Anlayan anlıyor, diğerleri zaten öylece yaşıyor gidiyor. Sanki bir mum alevi gibi, yanıp sönüyor. Arada bir iz kalmıyor. Kim yaşadı sahi bu dünyada? Ne yaşadın, hey? Sen ne yaşıyorsun şu anda?

İç karartan şeylerle işim yok!

Anlayalım istiyorum sadece. Anlayalım! Yeni yıl geldi, geçiyor:) Sen ekmeğine ne kadar çikolata sürüyorsun? Orası önemli:) Hani nimetlerden faydalanma kapasiten tam mı? İçindeki çocuğa top alıyor musun? Zıplıyor musun aslında tavşan değilken… Saçmalıyor musun hiç? Evet! Saçmalıyor musun??? Saçmalamak deyince sadece hata yapmak anlaşılıyor(!) Yani hisse senetlerindeki kayıplarına saçmalamak diyorsun. İstifa etmeye ya da aşık olmaya. Ama saçmalamak bu değil ki…

Ne peki?

Saçmalamak, yerli yersiz konuşmak belki:) Gülmek ya da garip grup:) Sokakta şarkı söylemek:) Balkonda dans etmek:) Yani hani cesaret gerektiren, yapınca da gülümseten bir şeydir saçmalamak:) Birilerinin kapılarının zillerini çalıp kaçmaktır:) Saçmalamak, o sabah kahvaltıda herkese su atmaktır mesela:) Komşunun kahvesine krema sıkmak ya da birini görüntülü arayıp komik filitreli bir merhaba demektir:) Böyle şeyler yani. Dramatik şeylere saçmalamak denmez. Denmesin!

Saçmalarsan “arada” o zaman içindeki çocuğu beslersin, o çocuk da hayatta kalır.

Zaten o çocuk hayattaysa ancak, sen ayakta kalabilirsin. Yoksa bu kadar gerçek varken dünyada, sen nasıl nefes alabileceksin..? Bugün hatta şu an lütfen bunları düşün. Her ne olursa olsun hayatında, sen bunları kodla beynine. Evet! Bu mümkün! Beynine komut verebilirsin ki aslında sana bir sır vereyim, sen zaten bunu yapıyorsun:) Şu an okumanı senin beynin sağlıyor:) Beynine okumasını, senin beynine ektiğin bilgi sağlıyor:) Beynine ne koyarsan, lazım olduğunda da onu çıkarıp kullanıyorsun:) Beynin senin valizin gibi:) Deprem çantası ya da doğum çantası hazırlanıyor ya. Onun gibi bir şey işte:) Hayatta ihtiyaç duyacağın tüm bildirileri atıyorsun içine. Hatta sadece sen doldurmuyorsun o çantayı. Ohooooo seninle birlikte sana en yakın olanlar, gördüğün duyduğun her ama herşey dolduruyor orayı. İşte bu yüzden güzel şeyler dinlemen ve izlemen gerekiyor. O “Biz belgesel izleriz” diye bir komedi var ya hani:) İşte aslında izlesen gerçekten de iyi olur:) Çünkü sana lazım bilgiler izlersen, yaşam yolunda mutlaka bir yerde gerekebilecek şeylerle donanmış oluyorsun. Gece dizileri izlersen ne oluyor peki? Orada ne yaşatılıyorsan, o oluyorsun…

Ve İnan! Bu çok ama çok tehlikeli!

Güzel müzikler dinlersen, beynindeki nöronlar birbiri ile daha bir iletişime geçiyor. Bu yüzden hamileler güzel müzikler dinlemeli. Bu yüzden öğrenmede büyük destek klasik müzik. Müzik, sözsüz, saf müzik, çok değerli bu yönden. Çünkü müzik zaten ruha çeşitli enstrümanlarla dokunuyor. Dinleyici ruhundaki eksikleri tamamlıyor bu şekilde. Ruhu neyi istiyorsa müzikte onu bulabiliyor insan. Ama işin içine sözler girdiğimde, yönerge verilmiş oluyor. Hüzünlü sözler yüzünden belki de mutlu melodileri kaçırıyorsun. Saf müzik dinle bu yüzden. Güzel ruhların, kendilerini notalarla anlattıkları, masal müzikleri dinle. İçindeki çocuğun tenine gün doğsun. İçine huzur dolsun… Mesela ben dinliyorum şu an en güzel müzikleri… Teşekkür ede ede o güzel ruhlara…. Bana böyle güzel duygular armağan ettikleri için… Teşekkürler….

Beynine “YAŞA” de!

Beynini kodla şu an. Hüzünler evet varlar. İçimdeki Annem o kadar hüzünlü ki mesela… Çünkü gitti… Bu tarifsiz bir duygu. Gerçekten kelimeler burada devre dışı… Hayatımda ilk defa beni doğuran mucizem olmadan yeni bir yıla girdim. Ama bir taraftan da şükretmem gerektiğini bildim. Bilmek gerekiyor çünkü. Her olan ve olmayan, iyilik adına.. Bir mantığı var başımıza gelenlerin. Diyorum ya hayatın hem çok anlamlı hem de çok anlamsız olduğunu anlatıyor bir şeyler. Anlarsan eğer, o zaman hafifliyor yükler…

Anlamanı istiyorum senin.

Bu yalnızlığını takma kafana. İşler azalmış, faturalar çoğalmış, birileri gitmiş… Takılma… Dün gece çok sevdiğim, çok canım biri bana dedi ki hırsız girmiş atölyesine… Büyük zarara uğramış. Kolay mi..? Dedim… “Dayım yoğun bakımda…” Bu sabah dünyalar güzeli bir canım, piyano çalıyordu sosyal platformda, kendi hikayesinde:) Bana dokundu öyle güzel ki… Çalışanlarımızdan birinin bebeği 25 gün önce doğdu:) Yani hayat… Akıyor… Çık dünyaya, bak şu aleme. Işıklar yanıyor, ışıklar sönüyor… Devran işte, dönüyor. Herkes kendi hikayesinde yaşıyor ve öyle de yansıyor.

Peki sen kendi hikayeni değiştirmek istiyor musun?

O zaman beynini yeniden kodla! Nasıl? İnanarak! Önce yokla kendini. Nasılsın? Sonra da değiştirmek istediğin taraflarını yaz bir yere. Olmak istediklerini de hemen yanına yaz. Ve bugünden başla olmak istemediğin taraflarını silmeye! “Nasıl ki? Nasıl yani silmek?” Bu sorular gayet normal:) İlk önce “silmek” ne demek? Bunu bir düşün. Silmek, bilinmez etmektir. Silinmiş olan görünmezdir değil mi? İşte sen de kendindeki istemediğin her şeyi görünmez hale getireceksin:) “Bu nasıl olur ki?” Düşünmeyerek tabi ki:) Düşünme ve anlatma. Unut! Aklına üzüldüğün şeyler geldiğinde, hemen seni mutlu eden bir şey yap. Ama bu yemek yemek ya da bağımlılık yaratan şeyler olmasın! Şarkı söyle, dans et, birini ara, oku, yürü. Sana her ne iyi geliyorsa, onları yap hemen. Yani uzaklaştır kendini sevmediğin taraflarından:) Ya da bana yaz. Yazmak muhteşem bir terapidir. Kendimden biliyorum:)

Önce iyice bir üzül, nefret et, ağla yani dışına at içindekileri, sonra da kapa o odanın ışığını, çık dışarı. Artık senin odalar kaç taneyse:) Hepsini hallet, yaşa hayatını!

İşte yeni bir yıl ancak böyle gelir…

Yoksa her rakam kağıt üzerindeki kadardır. Önemli olan o rakamların anlamlanması. Yıl yenilendiyse, kendini yenile önce. O zaman yeni bir yıl gelmiş olur. Bankada paran çok ama sadece rakam. Eğer harcamıyorsan:) Telefon rehberin dolu. Bir sürü rakam, bir sürü numara. Yoklar eğer onlarla iletişimde değilsen. Hayatında gerçek olanlarla yaşa. Gerçeklerin kötüyse, değiştir şu valizden gerekenleri çıkara çıkara. Gereksizleri boşalt kafandan. Komut ver bugün kendine. “Ben bugün mutluyum!” Bu kadar:) Hadi hep beraber şimdi!!!!!!

Ben çok sağlıklıyım!

Ben çok mutluyum!

Kendimi çoooook seviyorum!

Herkesi, her şeyi, tüm evreni çoooook seviyorum!

Ben çok başarılıyım!

Ben çok neşeliyim!

Ben çok huzurluyum!

Ben çok zenginim!

Ben çok şanslıyım!

Ben istediğim her şeyi başarıyorum!

Kendimi ve herkesi affediyorum!

Hüzünlerimle, başarısızlıklarımla, pişmanlıklarımla, hayal kırıklıklarımla, korkularımla, hastalıklarımla tüm bağlarımı kesiyorum!

Özgülüğü, sağlığı, mutluluğu, şansı, başarıyı, yaşamayı seçiyorum!

Şükürler olsun!

Kendime ve hayatıma giren herkese teşekkür ediyorum!

İyi ki benim!

İyi ki varım!

İyi ki varsın!

Oh be!:)

O zaman bu harika enerjiyle şimdi güzel bir haftaya başladık! Güzel bir yıl bizim! Sana gülümsüyorum:) Harflerim şifan olsun dilerim… Dilerim aydınlık olsun harflerim anlarına… Aydınlığın yansır bana, evren güzelleşir böylelikle…

Güzel bir gün oldu huuuuuu huuuuuuuuvvvvv:)

Beynim Kontrolüm Altında! Güç Bende Artık!:)’ için 4 yanıt

Özlem Soydan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s