Gün Sadece Sabahları Aymaz. Sen Güne Uyandığın Zaman Aydınlanır Gün Ve Her Şey…

Günün aydığını düşünüyorum. Kuzey yarım kürede. Evren içinde mavi bir gezegende. Bilim insanlarının anlattıklarına göre bir yuvarlak şey içinde dönüyorum ve zaman denen uydurulmuş birşeyler içerisinde büyüyor ya da küçülüyorum? Bildiğim tek şey hislerimin olduğu. Bunun beni canlı yaptığını biliyorum. Ve sabahı sevdiğimi.

Yaşam denen şeyin içinde gülümsemenin bir büyü olduğunu, biliyorum. Modalar, klişeler, siyaset, para ve benzeri çok şey hortum gibi. Herşeyi içine çekip çekip bırakıyor. Kimse alındığı yerde bulamıyor kendini ve formu da değişiyor o savruluşta. Herkes büyüdükçe ya da küçüldükçe bundan istiyor o huzur dolu dağ evini ya da göl kıyısındaki hamağı. Savrulmak, dağılmak, toplanmaya çalışmak…

Sabahın bu saatlerinde bunları düşünüyor olmam demek ne demek:)? Sadece mutlu olmak demek bana göre:) Fark edip de sarılmak kendime ve kendim içindeki tüm uzak ya da yakın sevdiklerime. Zaman kadar mesafeler de kandırıkçı çünkü.

Bir insanı gördüğünüzde ne hissederseniz aslında düşündüğünüzde de aynını hissedersiniz. Aradaki yek fark ne hissettiğinizi gösterebilme egosu bana göre. Görmeden göstermeden hissetmek belki de en gerçek en şekilsiz ve en sonsuz olanı. Bu yüzden Afrika’daki çocuklar kucağımda ve kutuplardaki penguenleri çok sevebiliyorum.

Ben biliyorum, ben sevdikçe çoğalıyorum. Ben ruhuma anlam kattıkça renkleniyorum ve güzelleşiyorum. Ben günün aydığını gözlerimden çok ruhumda görmeyi seviyorum. Ve gözlerimle gördüklerimin hissettiklerimle örtüşmesine bayılıyorum.

Günaydın herkes. Gün üstüne aymış herşey. Hayat güzel. Çünkü güzel diye de hayat diye de birşey var ve biz bunu hissedersek hepsi çok gerçek. Günaydın:)☀️🌹❤️

Yukarıda yazdıklarım, geçen seneye ait harflerdir. – yani Annem hala hayattayken, hala bir annenin küçük kızıyken hissettiklerim. Annem hep derdi, “ Annesi olanlar hep küçük kalırlar. Anne çok önemli…” Hep bilirdim ama bu boyutunu bilmezdim elbette… İnsanın aklına bile gelmiyor bir gün Annesinin ölüp gideceği…. “

Yukarıdaki tüm harfler hala bana ait. Sadece şu uzaktan sevmek, hissetmek kısmı… İnsan başına gelmeyen şeyler hakkında konuştuğunda en doğrusunu bilemiyormuş, anladım.. Uzaktan hissetmek en gerçek belki de yazmışım… Evet insan uzaktan da sevgiyi yaşıyor. Ben Annemi çok seviyorum. Ama insanın içi acıyor…

Acıyı sevmek olur mu… Hani hayat bir oyundu… Artık içime sinmiyor…

Bu kısım atlanmış yukarıdaki yazımda çünkü tecrübe edilmemiş. Şimdi diyorum ki; Sevmek, evet her boyutta, her uzaklıkta sevgiyi hissetmek mümkün. Lakin gülmeleri üzen ayrılıklar var bu dünyada. Seversin yine, kopmazsın. Ama eskisi gibi gülebilir misin..? Yani sevgi belki daha derin ve anlamlı hissediliyor ama gülmelerinin içinde hep o hüzün boşlukları kalıyor…

Bir daha günaydın… Güne aydım….. Herkeslere herkeslere boşluksuz gülümsemeler ola…..

Şununla etiketlendi: