Annemin Çantaları…

Annemin çantaları… Her kız çocuğu gibi, ben de Annemin çantalarının peşinde koşardım. Orada hep bir hazine vardı benim için.. Makyaj malzemeleri, bir kaç şeker… Aslında benim için hazine daha çok, yasak ve bilinmez olandı.. Yani çantanın her bir yanı. Ama görebildiklerin bunlardı…

Hasta olduğum zaman çocukken, hatırlıyorum Annem bana patates kızartırdı. Canan Karatay’a inat, bana iyi gelirdi kızarmış patatesler… Çok severiz Canan Karatay’ı o ayrı… O zamanlar tabii bilmezdik kim profesör, ne zararlı… Canımızın çektiği, vücudumuzun ihtiyacıydı.. Öyle bilirdi büyüklerimiz, öyle iyileşirdik hepimiz…

Ben işte, patates yerdim hemen.. Veeee Annemin tüm makyaj malzemeleri önümde olurdu… Annem… Kıymetliydi hep ruju, rimeli… O zamanlar şimdiki gibi herşey her yerde değildi tabi.. En iyileri hep Avrupa olanlarıydı ve o da yurdun dışından gelirdi birileriyle… Eşi dostu Avrupa’da olan yaşardı…

Ah bana ne güzel bebekler gelirdi, ne güzel çikolatalar yerdik Annemle… Annem benden çok meraklıydı bebeklere de çikolatalara da.. Mutlu olurdum benim canımdan ötemin neşesiyle….

Çay fincanlarım vardı pembe… O sıralar 3-5 yaşlarındaydım…. Servis yapardım sürekli herkese.. Bir oda artık her kim varsa, yalandan içerlerdi… Evcilik oynardık… Tüm koltukların kırlentleri yerlerde…

Anneannem dermiş, ben doğduktan sonra ev hep çabucak dağılır olmuş… Annem toplarmış sürekli… Anneannemin gözüne batarmış Annemi yormalarım… Bizim sülalede Anneleri kıztikçeklerini çok severlermiş…..

Kıztıkçek benim adım. Hiç duydun mu bunu daha önce bir yerde? Duyamazsın. Çünkü bu Annemin uydurduğu bir addı… Annem öyle özel bir insandı ki her çocuğuna ayrı ayrı isimler takardı… Her evladıyla ayrı güzel bir bağı vardı… Bir abimin adı Tattat, diğer abimin adı Diskri’ydi… Annem, çok başka bir Anneydi…

Biz akşam üstleri denize cup yapmaya gidermişiz Annemle… Camdan bakarmışşız öylece… Ben bir buruk bakarmışım dışarı… Birbirimize bakarmışız… Birbirimizi anlarmışız… Annem beni giydirirmiş, sahile inermişiz… Denize cup attıkça, gülermişim… Annem de gülermiş… Annem hep güldürmek isterdi beni… Hep anlardı… Biz hep anlardık birbirimizi… Denize hep cup atmaya götürdük birbirimizi bir ömür…

Denize cup atmak, denize taş atmaktı sahi. Açıklamış olayım..

Annemin çantaları… Odasındayım şu an.. Gardrobun sürmeli kapısı biraz sorunluydu.. Açıldı az önce.. Bir yokladım, hop düzeldi. Eve sokamıyorum usta, tamirci.. Covit mevzuu malum!!!!

Gardrobun kapısı… Açıldı… İçinde Anneme ait bir sürü şey ve çantalar… Bir tanesini aldım.. Sen hiç bir çantayı alıp, onu açıp, içini kokladın mı..? Ellerinin kokusu var mıdır diye..? Ellerinin izlerine baktın mı o çantadaki hiçbir şeye bakmadan..? Sen o çantayı en son ne zaman Annenin elinde gördüğünü hatırlamaya çalıştın mı hiç..?

Annemin tüm çantaları öylece duruyorlar… Hepsi burada… Hepsine sahip çıkıyorum.. Onlar değerli… Annem ellensin istemezdi hiçbirine… Ben bile ellemiyorum şimdi onlara… Sadece hasta olduğumda iznim vardı diye, içlerinden biri yanımda şu an… Ruhum iyi değil 1 Nisan’dan bu yana…

Öyle şeyler var ki çantada… Annem şeker kullanmazdı çayda kahvede. Ama gelen paketli şekerleri bazan çantasına atardı.. Boğazına gıcıkk gelirse hemen ağzına bir şeker alırdı. Gıcık giderdi. Böyle bir huyu vardı.. Ben hep derdim “ Anne ne yapıyorsun o şekeri? “ Hep açıklardı. Bana göre bir pastil olmalıydı çantasında. Şeker zararlıydı…..

Güzel Annemin çantasında o şekerlerden var… Kağıtlar.. Kartvizit 2 tane.. Yazlığı için bir şeyler yaptıracaktı.. Taa ne zamandan beri düşündüğü ve olmayan tadilatlar kaldı. Çoğu hallolmuştu da işte. Bir kaç eksik kalmıştı desek daha doğru.. Annem geçen yaz yazlığını boyattı… Yeni rengini görmesi mümkün olmadı… Dilerim görebiliyordur her istediğini her zaman.. Allah’a bunun için sürekli dua ediyorum….. Ve inanıyorum… Bazan çok hissediyorum Annemi yanımda…

Annemin çantaları… Tüm eşyaları sanki Annem.. İnsan kullandığı şeyleri sanki kendine benzetiyor. Ya da tarzla alakalı? Bazı eşyalar tıpkı sahibine benzerler gerçekten de. Mesela Annemin şapkaları.. Öyle güzel şapkaları var ki güzeller güzelimin.. Dolapta duruyorlar… Yemyeşil gözlerini görüyorum her sabah onlara bakarak uyanırken… Annemin odasında uyuyorum geceleri… Anneme uyanıyorum…

Hayatında değerli olan her ne varsa… İzin ver ne kadar değerli olduklarını hep çok bilsinler… Annem gibi.. Çünkü çok üzüleceğin günler geldiğinde, bu değer yüreğine tek Melhem… Ne kadar işe yarıyor orası tartışılır ama “ En azından “ diyebileceğin bir Melhem işte..

Annem… Canımdan ötem… Seni çok özledim….

Benim için sevdiği şarkılardan biriyle bitireceğim bu yazıyı… Annemin çantasına sarılarak, dinleyeceğim… Annemi yanımda hissederek… Şeker…

Şununla etiketlendi: