Çocuğumu Okula Göndermem!

Okullar açılmalı mi yoksa açılmamalı mi?! Şu yoğurdu sarımsaklasak da mi saklasak yoksa sarımsaklamasak da mı saklasak!!!! Ne bu ne?! Tartışılabilir konular vardır, tartışılamayacak konular vardır. Mesela 2×2=4’tür. Bunu tartışalım mi??! Ben bu sonuca itiraz edebilir miyim? Başka bir sonuç çıkabilir diye ısrar edebilir miyim?! Elbette HAYIR.

Amacım burada içerik yaratmak falan değil. Tüm harflerim farkındalık oluşturmak amaçlıdır. Öncelikle bunu bir vurgulamak istedim.

Evladını ve kendini seven insanlar, her anlamda kendine, sevdiklerine ve çevresine daha çok dikkat ederek yaşamak zorundadırlar artık. Bilinen bir risk her yerdeyken, nasıl rahat olunabilir ya da nasıl normalleşmek gereği duyulabilir?!

Bir virüs var. Hakkında bin şaibe(!) O mu yapmış, bu mu yapmış, yarasadan mi olmuş, buzlar çözülmüş de oradan mi sıçramış???! Yani bir şekilde var. Bilim bu virüsü çözmeye çabalıyor. Ve hala çabalıyor… Nasıl bulaşır? Nasıl gelişme gösterir? Kimlerde daha tehlikeli? Nasıl tedavi edilir? Pozitif bilim bunlara henüz cevap veremedi tam anlamıyla. Kanser hastası iyileşirsen, genç yaşta kadın ölüyor. Üstelik kronik hasta da değil????

Bu bilinmezlik içinde, aklımın asla almadığı bu rahatlıklar her yerde! Magazinciler yazlık coğrafyalarda bikinili pozlar peşinde(!) Restaurantlar dolu, herkes can ciğer kuzu sarması(!) Tıklım tıkış!!!!! Oteller gayet açık büfe! Hapşırık hupşuruk havalarda uçuşuyor! Piknikçiler mangallarıyla aşklarına devam ediyorlar, çimenler salon salomanje…. Bayramlar, seyranlar, asker uğurlamaları, davetler, düğünler gırla gidiyor!!!

Virüs ne oldu????

Uçaklar vızır vızır! Otogarlar çuval, bavul, koşturmacada..! Memleket sevdası… Memleket bereketi… Alışılmış her şey devam ediyor… Keşke her şey normal olsa da hayatlarımıza bildiğimiz gibi devam edebilsek… Ama hiçbir şey normal değilken, neden normalleşiyoruz?

Ekonomiler…. Anlıyoruz… Dünya kaosta……

Ama ya hayatlar??? Okullar açılmazsa özel okullar batacaklarmış. Neden batsınlar? Ona göre düzenlemeler yapılsın o zaman. Herkes Online sistemde en iyi olma iddiasına soyunsun. Eğitimin kalitesi daha da çok ortaya çıksın. Doğrusu bu değil mi?

Uzaktan eğitim pek alâ da oldu. Hatta bana göre çocuklar daha iyi öğrendiler. Neden? Çünkü uyaranlar yoktu evde. Dürtükleyen arkadaş, durup dururken konuşan diğer arkadaş, terlemeler, hasta olmalar yoktu uzaktan eğitimde.

Öğretmen de daha iyi anlattı, öğrenci de daha iyi anladı. Biz böyle yaşadık bu süreci. Evet çocuklar okulu özledi, teneffüsler eksik kaldı, dokunmak gibisi var mı… Ama ölüm kalım meselesi bu. Yani çocuklar sıkılmışmış evde! Ya çocuklar yaşasınlar. Öncelik şu an bu!

Dün haberlere falan göz atıyorum. Bir baba yorumda çocuğunun sürekli sanalda olduğunu söylemiş ve okulların açılmasının sırf bu yüzden bile gerektiğini eklemiş! Yani çocuk sanal alemden çıkmalı. Evet. Sağlıksız. Ama bunun için okulların açılması şart değil. Otur çocuğunla oyun oyna, kitap oku, film izle. Anne ol, baba ol, çocuğu başından atacak yer arama!

Resmen okullar çocukları idare eden yerler haline gelmiş meğer. Anne ve babalar çocuklarından o kadar uzaklaşmış ki şimdi herkes şokta. Çünkü şimdi gerçek Anne ve Baba olma zamanı geldi! Bu emeği hak ediyorlar onlar… Evlatlarımız…..

Anlıyorum. Herkes inzivaya çekilemiyor. Maddi kaygılar, çalışmak zorunda olan Anneler ve Babalar var. Çalışmak da gerekli. Üretmek çok değerli. Ama bir karar vermek gerekli.. Hayat mı? Kazanç mi? Kariyer mi? Bana göre evde Anne ya da Babanın çocuklardan sorumlu hale gelmesi gerekiyor. Bunun için de devletin bu konuda bir proje oluşturması son derece aciliyette. Böylelikle hem çocuklar ziyan olmaz hem de ekonomik kaygı kısmı rahatlayabildiği kadar rahatlar.

Örneğin bazı işler evden de yapılabiliyor. Sektörlere göre evde çalışma usulü getirilebilir. Masabaşı çalışanlarının tamamı, evden işlerini takip edebilirler. Hem maaşları kesilmez hem de evde olabilirler. Bu kararı iş yeri sahiplerine bırakmak doğru değil. Bunu kanunlarla sağlamak gerekiyor.

Peki patron ne yapacak? Ofisler kapanmalı mi? Hayır. İşler zaten yürürken ofis kirası da zaten ödenecek. Ama bazı sektörler var ki onlar için durum çok zor. Eğlence sektörü için neler yapılabilir, oturup düşünmek gerekli. Bu benim işim değil. Fikirlerim buraya kadar. Belki bu yerler için, geçici şeyler düşünülebilir. Burada çalışanlar, farklı iş kollarına yönlendirilebilirler. Pandemi sürecinde gerekli şeyler tespit edilip, üretimi için bu personeller kullanılabilir hale getirilebilirler.

Önemli olan ekonomide çarkların dönmesi ise projeler üretilebilir. Çözülemeyecek tek şey, ölümdür. Gitti mi giden, gider… Geriye döndüremezsin….

Her şeyin bir çözümü var. Ama dürüstçe, emekle, çabayla hareket etmek gerekiyor. Çocuklar için okul ortamı asla uygun değil. Normal zamanlarda dahi sürekli hastalanan evlatlarımız, böyle bir tehlikeye asla atılmamalılar. 1 dakika dahi olmamalılar okulda. Birbirleri üstüne atlayan, düz duvara tırmanan çocuklarımızdan nakşediyorum. Onlar asla kendilerini koruyamazlar!

Teneffüslerde normal şartlarda nöbetçi öğretmen zaten müdahale edemiyorken çocuklara, böyle bir dönemde nasıl başarılı olabilir? Çocuklar birbiri üstüne hapşırır, öksürür, birbirini ısırır, yalar, kalemlerini ağızlarına sokarlar bunlar. Yemekhanede herkes birbirinin yiyeceğine bulaşır. Sarılırlar, itişirler, illa dipdibe otururlar… Klimalarla ısıtılan okullar zaten bitik… Klima en tehlikeli şey böyle zamanlarda…

Hele ki aylarca arkadaş yüzü görmeyen çocuklar! Okula giderlerse iplerinden kurtulmuşcasına daha da coşarlar. Kim tutabilir onları???

Çocuklara bir şey olmazmış. Hayır! Covit hastası bebekler var! Velev ki olmadı onlara bir şey. Geldiler evde Anne, Baba covit oldu. Ne olacak? Haydi yoğunbakıma Anne ve Baba. Peki çocuklar şimdi ne olacak????? Onlara asıl o zaman kim bakacak! Anne ve Baba ölebilir hatta. Bu çocuklar asıl o zaman ne olacaklar?????????

Ben sürücü ehliyetimi alırken direksiyon hocam bana çok önemli bir şey söylemişti.

“ Kaza yapmak istemiyorsan, arabanın ucuna değil, yolun sonuna bak. “

Bu söz benim yaşam felsefem oldu. Hayatta yol alırken, değerlendirdiğimiz konuları sadece anda ele almamız koca bir hata! Uzun vadede düşünmek, konuyu bir kompozisyon gibi ele almak gerekiyor. Yani “ Giriş”, “ Gelişme”, “ Sonuç “ olarak bakmalıyız olaylara.

Çocuk okula gitti. Oh tamam şimdi Anne Baba işine gidebilir. Konu bu kadar değil. Bu “ Giriş “ kısmı… Gelişmeler ve sonuçlar çok ağır olabilir ki olur… İhtimalli konuşmak yersiz…

Ben evladımı okula göndermeyeceğim. Sebeplerim bunlar. Düşüncelerim bunlar. Fikrim sabit. Okul açılırsa açılacak. Gerekirse evladım yıl tekrar edecek. Ama okula gitmeyecek. Ben onunla elimden geldiğince ilgileneceğim. Bu günleri birbirimize sarılarak geçireceğiz inşallah.

Bu günler de zaman içinde tarih olacak. Dünya hali. Sürprizlerle dolu hayat. Güzel şeyler de yaşanacak. Aslında daha iç içe olan yuvalar belki daha da sevgi dolacak. Çocuklar daha mutlu büyüyecekler böylelikle belki de..?

Yaşamak ve yaşatmak. Asıl önemli olan bu!

Çocuğumu Okula Göndermem….! Son karar!

Şununla etiketlendi: