Domates!

Müzik çalıyor. Fransa’nın aşk kokulu sokaklarında, ilerliyorum öylesine. Şiir gibi bir dil Fransızca. Ne deseler, bahis aşktan:) Bana öyle geliyor ve bana nasıl geldiği en mühimi değil mi zatiii:) Fransızlar çok çocuklu aileler kuruyorlar. Sokaklarda incecik belli anneler görüyorum, her tarafından bir sürü çocuk sarkan:) Ama bedenler taş! Gerçekten de öyle zarifler ki. Saygıyla kaldırıyorum çatalımı havaya:) Yer şanzelize ve kahvenin yanında tatlı iyi gidiyor:)

Dünyayı düşünüyor insan. Başka bir ülkeye gidiyorsun. Bir de bakıyorsun aslında gökyüzü aynı, nefes alıyorsun, yemek yiyor insanlar tıpkı senin gibi:) Yani sınırlar çok anlamsızlaşıyor dünyayı gezdikçe. Biz uydurmuşuz diyor insan sınırları… “ Nasıl da köşe kapmaca oynamış atalar… “ diyor içten… Daha nelerrr neleeer diyor da…! Neyse…

Dalıyorsun bir yere. Aaaa bir de bakıyorsun, bildiğin şeyler aklından geçen. Şaşırıyor insan o an. “ Nereye gidersen git, beyninden öteye gidemezsin. “ demiştim ben bir zamanlar. Ne de doğru demişim… Tebdil-i mekanda her zaman ferahlık var. Yadsınamaz gerçektir, amenna ama işte beynini temize çekmek son derece önemli. – Demek ki Covit lazımmış beyne format atmak için(!) Şimdi her yer Taksim! Hem de en Hicaz en kemandan…..-

Düşünüyorum??? Nerede olmak isterdim şu an? Boşluk oluşuyor. Bu soruya hızla yapıştırdığım cevaplarım vardı benim, hatırlıyorum… Sahi:) Nerede olmak isterim şu an? “ Covitsiz bir dünyadaaaaa! “ Cevabım bu:) Aklımı almış Allah’ın virüsü! Kafaya takacak şeylerin hepsini aldı süpürdü! Format bu! Düşünecek başka şey bırakmayan, beyin yakıcı pis bulaşıcı şey!

Ne kadar da değiştik böyle..

Ne özgürlükmüş, bir ülkeye gitmek birden bire… Orada her hangi bir yerde oturup bir şeyler yemek… Gereksiz bir şeyi düşünürken bulmak kendini… Buna hayıflanmak… Şu an hepsi hayal gibi, masal gibi hatta. Şaka gibi kısmı çoktan bitti bende! Ah Şanzelize… Seni anıyorum, domates yorgunluğunda:))))

Bugün domates hikayesinden bahsedeceğimi söylemiştim. Ülkeler gezilemiyorsa o vakit domates alınır!!! başlasın işkenceeee!

Hikaye şöyle başlıyor. Domates satan biri geçiyor. Sesini duyuyorum. Özel ulakla domatesçiye haber salıyorum (!) Bizim sorumlu çalışanımız Nezir devreye giriyor:) Ve iş ciddiye biniyor. Kapıya 50 kg domates yığılıyor:))) Nezir şaşkın… Kollarını uzamış hissederek, alabildiğine uzaklaşıyor benden!:)

Her sene karınca psikolojisine girerim ben. Buraya kadar farklı bir durum yok. Amaaaa miniiiicik bir detay atlanmış bu sipariş verilirken. Yardımcı kadın yooookkkkk!!!!!!! Yatılı bir Türkmen can evdeyken, herşey kolaymış meğer… Oysa bir de beğenmiyor insan mutlaka bir tarafını o kadıncağızların…. Ahhhh diye diye bugün, bir güzel gargoldum domateslere:) Bilemedim domatesler mi kışlık oldu ben mi(!) Ah Şanzelize, vah Türkmen canlar diye diye, karikatür oluyorum oracıkta:) Eğlencem kendime….

Covit bir çok şeyi değiştirdi hayatlarımızda. Üst düzey güvenlik sebebi ile eve giriş çıkışlar yasak! Bu esareti de ancak biz kaldırabiliyoruz:)- Acaba gerçekten de kaldırabiliyor muyuz??? Bir uzmana sormak gerek ?!)- Böyle olunca da domatesler gayet ele bakar oluyor. Bugün kırmızıya karşı boğanın neler hissettiğini anlamış gibiyim:) Bu derecelerde kırmızı hassasiyetim(!)

Şanzelizeeeee:) Paris! Ne hoş binalar! İnsan diyor “ Neden bizim sokaklar böyle değil?!” Heykeller, eski ve muhteşem yapılar…Özeniyor insan… O ince belli anneler dahil… Hele bir de domates mevzuya girince!!! Özenmenin fevk noktasında buluşuyor bunalmış kendisiyle!!! İnsan bir aaaah çekiyor:)

Ne mi oluyor sonra? Su içiyor:) Sıcaklarda su içmek pek faydalı…! Soğuk su içmek, çekilen ah sonrası, ayrıca da adettendir:). Yalnız dikkat edilmeli, hasta olunmamalı! Terli terli soğuk su içme, maazallah Covit mi oldum korkusu, yer bitirir insanı. Aman! Tövbe tövbe! Paranoya tavan! Uzman şart…..

Domates severim:) Sevdiğim her şey böyle bende:) Boca etmek diye bir tabir vardır hani. Boca ederim üstüme, ruhuma, haneme artık nereye uygunsa o sevdiğim şey:) Domates bombardımanına tuttum kendimi bugün:) Öyle yoruldum ki sıkılmayı unuttum:)

Korkmayı da…

Şanzelize serpildi yüreğime aralarda bugün… Adını mitolojiden alan güzel cadde. Anlamı Cennet….. İyi geldi… Bugün Covit’e pek bir Fransız kaldım domatesler sayesinde. Annemi özledim, yine çok derin… Yardımcı kadınların kıymetini kavradım(!) Sınırları yine yalanladım. Uykum geldi… Yarın yine gün domatesli……

Şununla etiketlendi: