Kala”BALIK” Sahiller ve Zihinler

Fırlatırsın oltanı sulara… Martıları izlersin. Ciğerlerin miisssss. Martılar nerde çok, oraya fırlatmaya çalışırsın oltanı. Martılar klavuzun olur, günün balık saatinde… Oltanın, fırlattığında çıkardığı çok güzel bir sesi vardır. Açarsın makara mekanizmasını. Kurşunun da ağırındansa hani, uuuuhuuuuuu çooook uzaklara coşar misinan! O makaranın dönerken çıkardığı ses, özgürlüğün sesidir… Tüm kilitler açılmış, sıkılmışlığından kurtulmuş misinanın sesi… Kendini koyarsın o kurşunun üstüne. Uçarsın havalara öyle….

Denize kurşun atarsın işte böyle:) İlla teeeey teeeeeyyy diye kurşun atmalara gerek yok(!)

Oltanın özgürlük sesi bir de bisiklet dişlilerinden çıkar. Hani bisikleti boşa alırsın, bayır aşağı öylece döner tekerlekler! O sese de bayılırım beeen! İçimde bir gitmek var sanırsam:) Ya kurşunun üstünde cumburlop denize!!! Ya da dağ tepe bisikletle yollar uzanıyor önümde… Tabii ki hayalimde…. Bu Covit’te nerdeeeee…. Ne pilayum paluk nasuldur daaa! Maskesuz yaratuklarun hepsina kıçııummmm!

Balık tutmak güzeldir. Bir yer bulursun kendine. Genelde kalabalığı tercih edersin. Neden? Çünkü balık sürüsü oradadır! Bu işin konpedanlarını izler, rahat edersin. Sen de araya bir sığışırsın. Balık tutanlarda haset yoktur zati. Kimse demez sana “ Kardeşim güzergah itibariyle benim sularımdasın! Çek arabanı!”

Bilakis sen geldin suyun boyuna, açtın malzemelerini falan. Baktılar çömezlik paçalardan şelale. Hemen biri der; “ O kurşun değil bak bunu takalım. “‘Diğeri der; “ Sen elini buraya koy öyle fırlat. Daha uzağa gider.“ Bir dostluk, bir sevgi, bir yardımlaşma alır götürür seni şehrin kozmopolitliğinden. Birden kardeşlik ve barış hakim olur orada. İşte oraya balık gelir!;)

Yardımlaşma vardır ama fazladan muhabbet yoktur balıklı sahillerde. Yani oraya gelen balık avlamaya gelir, bay bayan tavlamaya değil. Herkes gerektiğinde sese bürünür, yardımını yapar ama laf lafı asla açmaz. Denize dalar gider herkes. Balığının peşine ya da içinde yaşadığı hayatın en uzağına kaçar gider…

Hayatta ıskaladıklarını tutmaya çalışır belki… Belki de o fırlatılan kurşunla, fırlatılır bunalımlar… Balık tutanlar görünürler sahilde. Oysa bizler hayata tutunuruz balık tutarken. Tutarız hayatın elimden, elde balık olur… Balık çoksa kısmetimizde:) Oh artık talih bizden yana! Olur mu olur:)!

Balık tutmak güzeldir, o paaaluuuhuu tutsan da tutmasan da:) Orada geçen süre, zihnin tam anlamıyla tazelemesiyle ömrüne armağan olur. Ömrüne ömür katarsın balık tutarken. Yani balık gerçekten de sağlığa son derece faydalıdır:)

Bir gün ofise gidiyorum. Karaköy’den geçiyorum. Sağda balık malzemeleri satan dükkanlar. Bakıyorum öylece. Trafik malum akmıyor, damlası dahi yok:) İyi oluyor. Çekiyorum arabayı sağa ki bu da şansıma! Giriyorum içeri. “ Merhaba “ diyorum.

İşte benim balık olayım böyle başlıyor. Veriyorlar bana ne lazımsa. Donanıyorum. Kova bile alıyorum oradan. Satıcı ipi bağlıyor bile kovanın ucuna. Muhabbet kıyamet çıkıyorum dükkandan:) Oysa toplantıya gidiyorum:) Babajda balık malzemelerimle, gülümsüyorum.

O gün işi erken bitirip, boğazda bir yere konuşlanıyorum. Ve başlıyorum balık tutamamaya:))) O geliyor “ Böyle tut. “, bu geliyor Misinaya şunu tak. “, başkası geliyor balığı misinden çıkarıyor!:) E çünkü ben dokunamıyorum balığa, kıyamamaktan…

Balık gelir. Oltanın ucunda, artık kara hayatına göç etmiştir. Alırsın eline balığı. Avucunda bir hayat atar. Sen hiç balığın kalbinin nasıl attığını duydun mu? Balık avucunda. Ağzında zoka… Zokayı yutmuş bir balıkla, kalbin aynı ritimde atmaya başlar o anda.

Balık seni sana yansıtır biraz da. Düşünürsün kendi ömrü hayatını:) Kıskançlıklar, saray entrikaları, falanlar fistanlar uçuşur o an avucunda … Kıyamazsın balığa… Yandan gelir usta balıkçı, bu romantik filmi sonlandırmaya. Der sana “ Korkma bak çek şöyle hop at hemen kovaya.“ Mutlu olursun utana sıkıla. Atasın gelir balığı geriye yani denizine. Ama derler sana. “Artık o yaralı. Ya sen ye ya afiyetler olur büyük başlığa…” Kalır balık kovada…

Düşünürsün. Balık restaurantlarına gittiğimde mutlu mesut, masaya gelen nedur daaaaa! Baban değil ya(!)

Böyle böyle balık canisi oldururlar seni:) Ama hayatın kuralı bu değil mi? Büyük balık küçük balığı yer.. Balık tutmak biraz da büyüklenmektir bilincin altında. Hep küçük balık olacak değilsin ya?!) İplerin senin elinde olması hali budur işte..!

Vel hasıl kelam balık tutmak harika birşeydir. İçinde bir sürü felsefe saklıdır balıkçılığın. Ben henüz giriş bölümündeyim. Yani o sandalla açılmalar, o balık saatini yakalamalar aşamasına geçmedim henüz. Geçmek de istemedim…

Kalbi atan birşeyin son atışının sebebi olmayı pek sevmedim… Kalbi atan birşeyi kırmayı sevmediğimden belki…

Hey! Kalbi atan Sen! O kalbine iyi bak. Kırılmasına izin verme! İçine bol bol sevgi bas. Taş sakın, aman! Taş kalpli olma ki taş devrinden çıksın bu dünya…. Batmasın yani…:)

Güzeeeel bir gün olsun! Beraber olsun! Haaaaydi!

Şununla etiketlendi: