Annem…..

Birini kaybedince hayatında… Kendinden çok şeyi de kaybedersin… O biri hayatına ne kadar yakınsa, yani ne kadar uzun süre birlikte yaşadıysanız, o kadar azalırsın o gün… Gittiği gün……

Hayatın yönü birden bocalar. Ne istediğini, ne yaşadığını birden şaşırırsın… Sabah neden uyandığın, günden ne beklediğin çok bilinmezleşir. Saatler anlamsızlaşır…

Çünkü saatler hep ona ayarlı akmıştır onca yıl…

Gün içinde refleks şekilde yaptıklarımız vardır. Alışkanlıklarımız ve zorunluluklarımızdan doğar bu reflekslerimiz. Çalışan biriysen, mesai saatlerine göre uyur ve uyanırsın. Hayatın da bu çerçevede şekillenir. Yani sınırlarını işin büyük ölçüde belirler. Maddi ve manevi… Uzun saatler ve 7 gün çalışırsan ya da ay sonunu zor getirirsen, haftasonunda Fransa’ya uçamazsın(!)

İşin senin benzinindir yaşamda yol alman için. Bu benzin hem cüzdanına hem de ruhuna dolar. Cüzdanına giren, senin hayatta kalma ihtiyaçlarını giderirken, birşeyler üretme tarafın da özgüvenini besler. Bu ikisi de çok önemlidir. Hayatta canın yandığında özellikle, bu ikisi sana zırh oluverir. O an işte anlarsın, ayaklarının yere basması neden gerekir…

Birini kaybettiğinde, benzini kazanacak gücün tükenir. Uyanmaya ve uyumaya zorlanırsın. Küçücük detaylar seni ağlatır. Mesela tülü çekerken bir gece, o tülün tam da dibine, yere yığılırsın… Sesini duyarsın yokluğunun… “ Tülleri kapa da insanlar saymasın içerde kaç kişisin… Hayat hikayeni yazmasın millet!” Huysuz bir uyarıyı, nefes alamaz kadar özlersin… “Bebek miyim ben…” duyguları içinde, hafiften isyanlı çekilen o perdeler ellerindedir… Ama o ses artık o odada değildir… Asla da geri gelmeyecektir…

Bitersin… Yeniden doğamazsın da… Her bittiğin yerde, eksile eksile kendine gelirsin. Aslında her kendine geldiğinde, eski sen sende değildir artık… Değişirsin…. Tadın kaçar… Gözünün feri kısılır…. Neşesizleşirsin…. Gülmek gelir anlık içinden. Bir filme ya da bir şeye. Gülersin de. Daha gülmenin ortasında, üzülüverirsin güldüğüne bile… Artık eskisi gibi, gülemezsin…. Birlikte güldükleriniz içinde ağlar.

Bir çocuk olursun, savunmasız, Özlem dolu… Ama kimse seni susturmaz… O bağrı bulamazsın, kimse seni oraya o güzel duygularla bastırmaz… Bağrın yanar……. Gerçekten yanar. Yanmak nedir ki? Ateş değer eline. Acır. Sonra geçer. Ama yüreğin yandı mı… Ne ilaç, ne su… Her şey nafile…..

Ağladığında eşine dostuna sırtını dayayabilir misin? Gerçekten ama. Bir dağın, bir limanın var mıdır harbiden de:) Harbiiii tarafından… Hani bunalttın mı diye düşünmeden. Hani gözleri gözlerine içi titreyerek bakar mı…? Yoksa herkes ağlayan birini görünce ne oldu der ya da bir çaba gösterir İster istemez… Sen..? Ne kadar kalabalıksın…?

İyi günde herkes herkese kahramandır. Peki o gün..? Kahramanlarını yanında hissedebilir misin? Kaç kişi yüreğini yüreğinde yaşayabilir? Gözyaşlarını anlayan, silen, melhem olan kaç kişi vardır ömründe? Eşin, dostun var mıdır gerçekten de???

“Ağlarsa Anam ağlar, gerisi yalan ağlar “ demiş peeek muhterem birisi. Ağzı bal yesin ya da ruhu şad olsun…

Ağlarsın O gitti diye… Gözlerini silen de vardır belki, derdini dinleyen de… Şükredersin bu yoklukta… Eksile biçile yeni yaşamında, çok da farkındalıklı olmamaya bakarsın… Fazladan taşımaya yük istemezsin ruhunda… Görmezlik ülkesinden gelirsin… Ama yalnızlaşırsın da…

Birini kaybedince…. Birlikte yaptığınız herşeyi kaybedersin. Birlikte kurduğumuz hayaller de buna dahildir… Üstelik yapılmayan öyle çok da şey vardır ki bu hayatta… Çünkü nedense! Hep ertelersin!!!! Sanki herkesin yaşam sözleşmesi varmış gibi(!)

Ölüm varmış… Her canlı bunu bir gün tadacakmış… Ben bu sözü hep ölen kişi ile ilintilendirirdim. Değilmiş… Meğer arkada kalanlar da tadarmış ölümü…. Annem….

Annen gidince hayatından, çocukluğun gider… Kimse artık bebekliğini anlatamaz. Bir film izlerken, çocukluğunun bir anısı aynı anda aklına gelemez bir başkasıyla… O gözlerle buluşamaz gözlerin… Ararsın. Ağlarsın bulamayınca….

Annen artık dünyada yoksa, kimse sana karışmaz. Üşüdün mü, yedin mi, eve geç geldin mi…???? Yüzün somurtuk mu yoksa çok mu gülüyorsun? Neden gülüyorsun ya da üzülüyorsun? Kimse şifrelerini çözmek için bakmaz sana… Kimse Annen kadar sevmez seni…

Annen gittiğinde, sen sadece dünyada biri olarak kalırsın. Bir adreste oturan, bir yerde müşteri, bir üye falan. Biri yani. Prensesliğin, prensliğin, yani dünyalara değerliğin biter…

Değersizleşirsin…..

Annenin sesini duyamaz olunca, kendi sesini de duyamaz olursun. Çünkü kimse konuşmaz seninle onun gibi… Asla anlatamazsın eskisi gibi. Yani susarsın artık bir ıssız gibi…

Annen hayatta mı?

İnan tüm şans oyunları sana çıkmış gibi sevin her nefesinde eğer Annen yaşıyorsa! Bu dünyanın en güzel şansı! Sen hala Annenin çocuğusun. Hala koruyucu meleğin yanında. Sesin soluğun yerinde. Tadın tuzun kıvamında. Annen var! Hayatta! Sesi, sözü, gözü, elleri cennetin senin! İster kız, ister soğuk ol bilmiyorum ki var öyle ilişkiler de. Ama inan! Anne sadece 1 tane dünyada! Ve en kötü saydığın Anne bile en yakın bildiğinden, dünyalardan değerlidir…

Bu değeri iyi bil…

Annem… Muazzez Kızı Neziha için dualarınızı eksik etmezseniz… Çok sevinirim……. Güzeller güzeli kıymetlimin inşallah mekanı cennet olsun…. Bu gecelik de böyle olsun….

Şununla etiketlendi: