Biz Issız Cuma’lılar:) Ya siz?!

Cuma:) Hani Robinson Crusoe’un ıssız adadaki yardımcısı değil mi?! Başka ne ki! Bu salgın kıyamette herhalde çıkıp da eğlence mekanlarına koşacak değiliz(!)Neeee! Koşanlar mı var! Var tabi… Var! Bu varlık işte, fazlaca çokluk… Nerde çokluk…(!) Çok olmak bu aralar gerçekten akla da insanlığa da zarar! Pandemi ve cahil cesaretliler gruplarından daha önce bahsettim. Bu bahsi bir daha açmiiijiiiimmmm! de biraz Cuma’sız kalmanın boşluğu var hani içerimde..! Bu boşluk konuşturuyor hep heyhaaattt!

Cuma akşamının bir heyecanı vardır normalde. Mesai biter ve tatil başlar. Geç saatlere kadar uyumama ehliyetin artık cebindedir. Cumartesi geç kalkıp geç kahvaltı etmek de iyi fikirdir hatta zaten mecburi istikametidir akmakta olan tatilin:) Şımarmak, kendin olmak, kazandığın parayı oh bir güzel de harcamak vakitlerinin start düdüğüdür Cuma gecesi:)

Nerde yemek yensin? Kimlerle gidilsin? Bunlar zaten Çarşamba’dan belirlenir ki sıkıntı olmasın mekanen:) Allah muhafaza masa falan kalmaz???? Ya da biletler tükenmesinciler vardır, 1-2 ay önceden alır biletlerini, bakar keyfine günü gelince.. Tabi o zamanlar Pandemi bilinci olmadığı günler(!) Şimdi anca peynir alıyoruz önceden, aman aç kalmayalımından, stok niyetine(!)

Ah bre Covit! Sen neler ettin böyle..? Cuma ne de ıssız o bir gıdım adasında. Günlerden Cuma ve tıpkı da Robinson’un ıssız adası kıvamında… Çoklar için değil elbet(!) Ama onlar için de dilerim en ıssız son olmasın, yolun sonunda….. Ay! Dilimden yel allll!

Canım gerçekten şu an dışarı çıkmak istiyor. Ama evdeyim… Ne mi yapardım..? Ben bu akşam sadece sahilde oturmak isterdim. Ama öyle kolonyasız, maskesiz.. Yıldızları izlemek. Kalkıp yürümek, insanların arasından korkmadan geçerek… Açık, en sevdiğim organik dondurmacıdan dondurma almak isterdim, çikolatasına aşırı bandırılmış bir halde. Ağzım yüzüm çikolata, yürümek isterdim yollarda.. Şu an bunu isterdim sadece. Belki de birden aklıma esseydi, karşı kıyıya geçseydim 30 dakikada:) Hayal Kahvesi’nde birşeyler yeseydim birşeyler dinlerken… Ah acaba birileri sahne alıyor mu bu akşam sahiden de?! Çıkmayııınnnn!:)

Ne kadar basit şeyler, ne büyük hayallere dönüştüler….

Bu gece ne olacak peki bunların yerine? Az sonra balkona çıkacağım:) Kendimi Shakespeare’ın Juliet’i gibi hissedeceğim:))) Verona’da çok güzel bir evde… Balkon denilince aklıma hep o aşk dolu sözcükler gelir.. Romeo ve Juliet..! Aşk ne güzeldir onların ayışığında…. Birbirlerine harflerce dokundukları, şiir olmuştur zamanda… Teşekkürler William Shakespeare! Verona’da Juliet’in evini ilk gördüğümde etmiştim bu teşekkürü, bir borç bilerek:) Evin bahçesinde bir sürü yazının olduğu duvara da yazmışlığım vardır hani isimler:) Aşk güzel şey! Balkona çıktım bu arada:)))

Yahu balkona çıkınca insanın aklına bunlar ve türevleri gelsin(!) Siyaset ilimleri, bilimlerinden son sürat uzakta(!)

Sonra da işte hava kararır. Yıldızlar benim olur. Kayarsa dilek tutarım. Olacaktır elbet, inanırım hayallerime. Yazarım birşeyler. Okurum, üf demeden:)) Gece benimdir. Ben olurum en beninden. Bazılarına duvarlar esarettir, benim gibilerine ise sadece atmosfer:) Kısıt değil asla, alemi cihanı çevreleyen bişey:) Beynin ve ruhun zaten nereye sığsın özgür bıraktığında…! Hissen özgür olduğun kadar yaşarsın! Yani Cuma gelmiş hoş gelmiş:) Sahile inmek isteyen yanımla balkondayım:) Issız adadan kaçtım, Verona’dayım:)

Sonra nerede olurun Allah bilir??? Herkese çooook keyifli Cuma Geceleri dilerim:) Hasetsiz, çokluksuz, sağlıklı……

Şununla etiketlendi: