Su’dan Sebep:)

Yaşam, bir bardak suda! İlk dokunan ruhuma, sevdiğim bardakların biri ile içtiğim su oluyor her sabah. Şu an su anımdayım mesela:) Göğün suyu ile bardağımın suyu arasındaki ufuk çizgisiyim… Neşeli bir masal gibi manzaralar. “Yeniden!” diyor kış ve “Yeniden!” diyor zaman. Tekrar etmek için şansın var ve bu defa bilmediğin bir yolu kullan!

Her şey başka bir şey için alternatiflerle dolu. Yaşamın sırlarını bulmaya çalışanlar sadece bilim insanları olmamalı! Yaşamın sırları sadece maddenin ne?’liğinde gizli değil ki??? Bilinçaltı diye bir gömümüz var mesela. Her birimizin seçimlerinin kara kutusu. Ben Freud’cuyum kesinlikle. Sigmond Freud! Kendisi Avustralya’lı bir nörolog, bilirsin. Bu büyük adam, psikanaliz bilimini ortaya koyan isim. Birçok kitabını okuduğum değerli bir ruh olan Freud, köklerimizi bilmemiz gerektiğini vurgular kısaca. Ne varsa o kara kutudadır.

Hayatlar sadece gördüklerimizden ibaret değildir. İçinde, çekirdeğinde var olan şans ve şanssızlıkla ilgilidir yaşamdaki şansımız ya da şanssızlığımız. Sırlarımızı çözmeden yani, su içmek de faydasızdır belki:)

Bir de bildiğimiz sırlar vardır. Bilincin tam da ortasında. Bile bile ya da bilmeden yaptıklarımız, bize yapılanlar, içimizde kalıp da hiç adım atmadığımız hikayeler, hayallerimiz, duyduklarımız, gördüklerimiz….. Çoook şey var. Ağzındaki baklaya bakar hepsi:) Çıkarıyor musun yoksa sır küpü müsün? Herkes anlattığı kadar görünür olur. Sen, ne kadar görünür olmayı seçtin?

Sırlarımız, ağırlıklarımızdır. Hele hele zorlayıcı sırlar, yaşamsal döngüyü çok kötü etkiler. Bu sebeple derdini içinde tutmak iyi değildir. İnsan insanın zehrini alır demiş o güzel eskilerimiz. Ama dikkat! İNSAN olacağız ve İNSANa anlatacağız. Bu şartları taşımayan diyaloglar tehlikelidir. Yanlış yönlendirir… Bu yüzden de belki de suya haykırmalıyız en çok o sustuğumuz sırlarımızı..? En azından bilincin içindekileri iyice temizlemeliyiz. Neden, sadece YAŞAMAK!

Su çok önemli şey. İçine haykırmak, deniz formunda içinde Anne karnı duygusunu yaşamak. Çok benzersiz mutluluktur. Denize girmeyi bu yüzden çok severiz. Bilincimizin altında su, 9 aylık tecrübemizin çağrışımı çünkü. Dalmak… Tekrar Anne karnında olmak gibi… İçindeki tuz da nazarları dağlara taşlara veren muhteşem şey! Tabii ki ciddiyim. Nazar demek, negatif enerji demek. Negatif enerjiyi tuzun nötralize ettiği de bilimsel olarak kanıtlandı. Bu anlamda denizde olmak, topraklamamak demek. Yani SAĞLIK!

Sabah uyanınca su iç olur mu?: Ve denize gir. Olmuyorsa da tuz koy suya belki bir küvette? Ya da ayaklarını tuzlu suya sok kova gibi bir şeyin yardımıyla:) Ah bu eskiler ah! Ayakları yıkamak ne imiş işte burada anlıyoruz:) Sır küpü olma! Ne kadar sır o kadar karma demek. Yani anlatılan herşey senin enerjini etkiliyor ve dümen belki de dönüyor olmaman gereken bir yere..? Bilincinin altını unutma. Orası için de delirmeyi beklemeden bir danışman edin. Çünkü insan insanın zehrini alamıyor artık bu yüzyıllarda…

Herkese muhteşem bir gün diliyorum! Sular seller içinde:))

Şununla etiketlendi: