Yaşamak İste! Hayat Seni Çağırıyor! Ben Sadece Bir Elçiyim! Ve Seni Seviyorum!

Az önce bir blok yazarına yüreğimden dökülenleri gönderdim. Kendisi Covit ile mücadelede şu an hastanede. Tarifsiz duygular içinde olduğunu hissedebiliyorum. Ve ona şifalar diliyorum. Tüm hasta olanlara acilen şifalar diliyorum. Geçen sene canım Annem 4 Eylül’de ameliyat oldu… 1 yıl olacak 9 gün sonra… Zaman çok hızla akıyor…

İnsan bilemiyor zaman nereye akıyor…?! Güzeller güzeli Annem ameliyattan çıktı ama sonrası…. 4 Eylül 2019’da ameliyat oldu, 1 Nisan 2020’de hayata gözlerini yumdu….. Hastaneleri 1 yıl boyunca yol ettik… Orada olmak, o psikoloji, çok net biliyorum ki çok zor….. Bu konuyu özellikle yazacağım başka bir gün. Çok daha detaylı… Faydam olabilir belki okuyanlara diye… Yoksa matem kısmı zaten hep içte… Anlatıp da evrene karanlık salmaya hakkım yok… Herkes iyi hissetmeli hem de bir an önce!

Güzel yürekli blok yazarına içimden gelenlerle şifalar diledim… Ve yazmak istedim bu gece bu konu çerçevesinde. Genel olarak hasta olan herkes için yazmak istedim yani. Yukarıda paylaştıklarımın sebebi de hani boş keseden atmadığımı bilmenizi istediğimden yazıldılar… İnsan sinir oluyor çünkü, hiç yaşamadığı bir şey hakkında seni anlamayan birini dinlerken ya da okurken… Ve şu bir gerçek ki insan asla o şeyi o her ne ise yaşamadan asla bilmiyor… İstediği kadar empati yapsın.

Merhaba…. !

Lütfen yüreğinle oku beni… Şu an hastasın dediler sana. Kim bilir adı ne hastalığının? Covit şu sıralar en popüler sebep…. Bir tek sen biliyorsun neler çektiğini. Bu doğru. Bir de seni çok sevenler biliyorlar, senin için üzülmenin, seni merak etmenin ne olduğunu… Bildikleri bu… O acıları sadece sen çekiyorsun….

Peki neden hastasın? Bunu hiç düşündün mü?

Asla her yerde duyduklarını ısıtmıyorum şu an. “İyi hisset, bas gaza, hadi yaşa!” Aslında evet kök bu ve olması gereken de bu. Ama bunalma, boş laflar söylemeyeceğim… Şu an korku dolusun biliyorum. Acıların mutlaka var. Bak. İnsan, yaşamak istemediğinde hasta oluyor. Şu andan 5 yıl geriye gider misin lütfen. Nasıl geçti bu yıllar? Olumlu? Olumsuz? Ama dürüst ol. Aslında çoğu zaman hayatlarımızı değiştirmediğimizden, herşey yolunda rolü yaparız kendimize ve herkese. Kendimize sürekli şunu deriz” Ya ne var ki o kadar sorun edecek? Aslında o kadar da kötü değilim!”

Bir insan eğer “ O kadar da kötü değilim. “ diyorsa, emin ol gerçekten kötüdür.

Çünkü kötü olma halinin bir “kadar” miktarı yoktur. Eğer kötü olduğuna inandığın bir şeyler varsa bu seni hasta etmeye başlar! Nasıl mı? Yaşam enerjini düşüre düşüre. Ruhun bir enerji ve bu enerji eğer düşmeye başlarsa risk başlamış demektir. Önce ufaklı tefekli aksilikler başlar hayatında. Ama her anlamda. Ters gider işte bir sürü şey. Arabayı yıkarsın, yağmur yağar, en bilindik bahtsızlıktır hani.

Neden peki?

Çünkü frekansın öyle titreşir. İçindeki olumsuzluklar, olumsuzlukları bulur. Hani “Uyuşmadan buluşma olmaz. “ burada devreye giriyor işte. Sen, sana benzer ya da düşüncelerine benzer herşeyle muhattap olmaya başlarsın. Ve bağışıklık sistemin alarm vermeye başlar. Anlarsan ne ala… Müdahale şansın artar tabi… Ama anlamazsan işte o noktada kronik bir hastalığın içinde oluşmaya başlar. Kanser denen şey de böyle oluşur vücutta….

Herşey yaşamak istemenle alakalı!

Eğer sen kendine sahip çıkarsan, enerjin yüksek olur her zaman. Covit dahil olmak üzere herşeyi vücudun yener! Ama işte yaşamak istemen önemli. Herkes yaşamak ister. Şu an sen çok istiyorsun biliyorum. Ama ya için???? Gerçekten yaşamak istemen için önce seni hayattan soğutan nedenlerinden kurtulman gerekiyor. Birşeykere üzülürken Ya da bunalırken, yaşamak istediğine inanmazsın. Konu tamamen bu! Elinde maddi manevi gücün varsa elbette kurtuluşun daha kolay. Ama ya paran yoksa, köklü değişimler yapacak kadar?????

O zaman lütfen kendine çok daha fazla yardımcı ol!

Sen çıplak doğdun! Gidenleri de çıplak gömüyorlar toprağa. Yak gemileri, at kendini dünyaya! Çık o kaostan! Bunların hepsi gerçekten duyduğun duyabileceğin en mantıklı cümleler. İnsanlar sana derler “ Ne yersin, ne içersin nerde kalırsın?” “Bu saatten sonra olur mu?”, “Bu yaşta olur mu?”, “Cebinde paran yok bu halde olur mu?”, “Çocuklarınız var olmaz, sakin!”, “Sen ona aşıksın, onsuz yaşayamazsın!”, “O seni aldattı, nasıl affedersin!”, “Gidemezsin! Senin köklerin burda!”, “Bu işi bir daha bulamazsın!”, “O işe girme! Ya batarsan?!”

İnsanlar susmazlar! İyi niyetten ama sussalar keşke…

Senin yol haritanı çalarlar, zamanını, yenilerini, heyecanlarını, en önemlisi de kendine olan güvenini çalarlar… İyilikten hep… Ama en büyük kötülük aslında bir insana, ait olmadığı bir dünyada yaşanmasını dayatmaktır… Ama hepimiz sadece bunu yapıyoruz yakınlarımıza ve kendimize… Bütün derdimiz “garantide” olmak… Ne garantisi! Hayat garantin ne olacak! Sen üzüldükçe, sen kendini hırpaladıkça, sen senden geçtikçe ne olacak?! Kaybetmek bu! Yaşam enerjini kaybettin mi tamam! En kısa zamanda alırsın eline reçeteni… Artık derecene göre tedavilerin planlanır…

Lütfen şu an… Lütfen… Yaşamak iste….

Hastalandın. Hikaye böyle aktı ve sen “ Tamam!” dedin. Pes ettin! Şimdi bunları yaşama sebebin bunlar. Ayrıca sen hasta falan değilsin! Sadece hayatla aranda bir küskünlük var. Evet intihar etmedin. Ama hasta ettin kendini! Bu da bir kendini yok etme mekanizması ürünü. Yani kendinden baz geçme güçsüzlüğü… Yani yaşamak istememenle alakalı…..

Yapman gereken en önemli şeyi hemen yapmalısın!

Ne yaşadıysan ve ne yaşamadıysan, hepsini bırakmalısın. Ama gerçekten bırakmalısın. Olan da olmayan da “hayırdandır” demelisin ki bu gerçektir. Sen olman gereken yere gidiyorsun. Sebepler bundan var oluyorlar. Eğer sen inat ediyorsan gidişata, o zaman sağlığın bozuluyor. Çünkü kaderin ve enerjin aslında “ İmdat” diyor o anda!

Lütfen bu gece her kötü haline rağmen tüm yüreğinle, büyük bir inançla dua et. Acıların olsa da gülmeye çabala. Sen iyi şeyler söylersen ve gülersen, sebeplerini vücudun oluşturacak. Başına iyi şeyler gelmeye başlayacak. Dominoyu olumsuza sen çevirdin. Bu güç sende var. Şimdi her ne yaptıysan, onun tersini yapacaksın. Bu kadar basit. İnan bu mümkün!

Eğer sen yaşamak istersen, ruhun bedenini iyileştirmek için yükselecek büyük bir enerjiyle. Frekansının düzeldiğini, zaten tedaviye yanıt verdiğini söyleyecek doktorlar. Sen anlayacaksın. Lütfen hemen yap bunu. Şu an! Öyle uzun zamanlar almıyor iyileşmek. Kendini daha iyi hissettiğin anda döngü başlıyor. Asla bunun tersinin olmasına izin verme!

Frekansını yükseltecek şeyler yap!

Sana ne iyi geliyorsa bunların hepsi senin frekansını yükseltecektir. Sevdiğin şarkılar, sevdiğin insanlar, yemekler, filmler, seyahatler, kitaplar ohooo öyle çok şey var ki?! Sana hangisi iyi geliyorsa onu yap ya da düşün. Düşünmek de yapmakla aslında neredeyse aynı şey. Beynine bunu gerçekten ful algı ile yansıtabilirsin, beynin o yansıttığın şeyi gerçek algılıyor ve ona göre salgılamaya başlıyor hormonları ve her şeyi.

Hücreler ona göre çalışıyorlar. Mesela Kanser. Kanser hastalarında bağışıklık hücreleri kötü hücreleri tanımıyor. Tanısa yakacaklar kötüleri. Ama göremiyorlar. Resmen kör oluyor bağışıklık hücreleri. Reseptörler çöküyor. Sanki kanser hücresi rüşver veriyor savaşçı hücrelere! “Hey beni görmediniz tamam mı! Alın şu çorba parasını bakiiim!” Ama böyle gibi birşey okuyor… Gülmesi kolay… Ölmesi zor… Yaşamak ise en kolayı! İste! Tamamdır!

Hasta “güya” iyi olmak istiyor. Aslında çok istiyor tabi. Ama gamlı baykuşlar iyileşemezler..! İyi olmak için, iyi olmak gerekir! Bırak kötü kederli her şeyi..!

Bırakmaz isen frekans yine hep düşük olacak… Neden mi? Onca negatif şeyin üstüne bir de hastalığın getirdiği olumsuz duygular eklendiği için, bir türlü motivasyon oluşturamayabilirsin yaşamaya dair.. Bu sarmal böyle devam etmesin! Bil ki sen yaşamak istersen, mucize denen şey devreye girer! En kötü hasta bile iyi olur ki örnekleri tüm dünyada var. Yeter ki vazgeçme yaşamaktan! Hayattayken hepimiz için çeşitli farklı yollar var. Belki de mücadeleden yoruldun. Ama düşünsene belki de en zorlu sınavları geçtin ve artık rahata ermek vakti. Bunu kaçırmak isteme… Bu adaletsizlik olur çünkü…

Şu an her ne ile mücadele ediyorsan, lütfen hayatı severek mücadelene destek ol!

Biliyorum. İnsan bazen iyi bir sebep bulamaz o an. İyi hissetmek için tüm sebepler yoktur! Hiçtir! O zaman o an sadece olmayanı hayal et ve ona İnan. Hayaller, her zaman en iyi acil çıkış kapılarıdır emin ol. Hayallerine tutun. Göreceksin hepsi geçtiğinde, kendinle gurur duyacaksın bunu başardığın için. Sen çok güçlüsün. Çünkü insan çok güçlü bir organizma. Zaten iyi olmak üzerine çalışan bir sistemin var. Sadece üzülmek ve çeşitli olumsuz duygular, istop ettirmek istiyor. Hastalık denen şey tamamen bu.

Covit de buna dahil! İnan dahil!

Lütfen iyi hisset. Lütfen yaşayacağına inan. Lütfen hayata geri döndüğünde yapacaklarını düşün. Planlar yap kafandan. Asla kötü bir son düşünme. Eğer süreli aklına sadece bu geliyorsa, sesin kargadan beter olsa bile şarkı söylemeye başla. Yeter ki o düşündüğün şeyi gerçek olması için sürekli düşünmüş olma… Diyorum ya ne düşünüyorsak onu gerçekleştiriyoruz bir şekilde. Lütfen…

Şu ana kadar her ne olduysa oldu. Bundan sonra temiz ve sağlık dolu bir sayfada, hayatının en güzel en anlamlı zamanlarını yaşayacağına inandır kendini ve yaşa. Frekansının yükselmesi için ayrıca gül kokusu da çok etkili. Al avuçlarına hayatı ve gülün kokusu ruhunda gezinirken sen şifalan. Ama hepsini güzelliklerle hayal et. Lütfen inanç…

Cüvit de geçecek. Tüm kronik hastalıklar zaten tarih olmak üzere. Ve dünya her zaman sevgiyle güzelleşmeye devam edecek. İçine saldığın o keskin sirkeleri çöpe dök. İçini yıka. İyiliklerle yıka içini. Ağlayarak yıka. Severek evreni, yıka içini. Ruhunu aydınlat. Ve sabaha iyi olarak uyan her sabah. Ne halde olursan ol, iyi olarak uyanmayı asla ihmal etme. 2 defa yalancı olursun kendine ama 3. ye emin ol dediğin başına gelir.

Seni seviyorum.

Güzel ve hassas yüreğin seni bu hallere getirdi. Şimdi o güzel ve hassas yüreğini sevgiyle sar ve inançla ruhuna emret. BEN YAŞAMAK İSTİYORUM! Hadi! Harekete geç! diye!

Blok yazarı can ve tüm hasta olmuş canlar… Hepşnize acilen şifalar diliyorum… Lütfen bu yazımın altında hastalığını yenmiş güzel canların haberleri olsun bol bol. İyileşince bana haber ver hem de hemen o an. Lütfen…

Haydi hepimiz Allah’a emanet olalım… Ben Allah’a inanıyorum. Senin inancında her ne varsa sen de ona emanet ol. Yeter ki yüce bir enerjinin varlığına tüm zerrelerinle inan. Aşk hep ve her zerrende. Yeterki sen bunu hemen hisset. Herkese iyi geceler…

Sabaha şifalanmış olarak uyanmak üzere…!

Şununla etiketlendi: