İşaretçi Geldiii! İşaretlerim Vaaar!:)

Uyandığında, film kaldığı yerden devam eder. O yüzden filmi hep iyi yerde bırakmaya gayretle yaşayacaksın. Yüreğine batmayacak sabah, uyandığında. Göğün sana ait olduğu bir dünya kuracaksın kendine, ağzında pas tadı olmayacak içtiklerinden ve sustuklarından. Sabaha bir çiçek gibi açacaksın, rengarenk ve mis kokarak. Arılar sende hayat bulacaklar. Verimli olacaksın yaşama. Yaşamak bereketli olacak ruhunda.

Çarşafların gibi yatakta kalmayacaksın geçlere kadar. Buruşmayacaksın geçen saatlerde yaşamayarak, açılmak için bir ütün yokken..! Kahve de anlatıldığı kadar işinin ehli değil, tütün de! Sanıyorsun ki bunlar ve diğerleri çaredir, daha iyi hissetmeye hem de belki kahvaltı öncesi. Bunlar açmaz seni! Ruhunu ferahlatmaz, yaşatmaz! Çare denen şey asla yanlış yerde dolanmaz, yanlış zamanda bulunmaz! Çare güzeldir. Güzeli çirkinde aramayacaksın! O doğru yol önüne, yan yollardan giderek çıkmaz asla!

Bu sabah yeni bir hikaye yazacaksın! Uyandığında mutlu hissedeceğin bir günü yaşamaya ayılacaksın. Düşünmeden hem de! Bazı yollardan dönmesi kolay değil, evet. Ama farkında olmak ve niyetine girmek en asıl mesele. İşte tam da burası, tuşa basma noktası! Ve o tuşa bir defa bastın mı çarklar dönmeye başlayacak senin için! O çarkın dişlileri arasında yok olacaklar hoşuna gitmeyenlerin an be an. Onlar gittikçe sen geriye geleceksin. Sen kendine geleceksin. Keyfin yerine gelecek. Sana uymayanlar bittikçe, sen tamamlandığını hissedeceksin.

Hayatının hikayesini sen biliyorsun. Çok eski bir nüfus kağıdın olabilir. Hasta olduğuna inandırmaya çalışan tahlillerin dosya dosya karşıdadırlar belki? Aşkın sana çok uzakta kaldığını sanabilirsin. Çocukların vardır ve hayata vaktinin olmadığına inanabilirsin. Boşanmışsındır ve heyecanlarının öldününe eminsindir? Bilmiyorum ki aslında herkes olduğu yerden genelde memnun değildir. Ne desem mutlaka isabet kaydedecektir harflerim, hayatının bir yerine..? Çünkü bu dünyanın kuralı bu. Olana da olmayana da pişman hissetmek sanırım insanın kaçamadığı kederi..!

Bu yüzden hayatları birbiriyle mukayese etmek doğru değil! Kınamak, sınamak, hak vermek, vermemek büyük bir hata! Sen katil olmadan, bilemezsin katil olmayı seçmenin ne demek olduğunu? Bilemezsin sen aldatmadan, aldatmanın neler hissettirdiğini? Sen çirkin değilsen, kıskanmadan yaşamak ne demek boşa anlatırlar sana. O kompleksler hep senin kafana kafana yağarken, öz güven veremez bir danışman 30 dakikada… Asıl mesele; “Zaten sana ne bunlardan!” Sen kendini bulmaya bak. Katil olma, sana güzel diyene gülümse, aldatanı boşver! Sen kendini temiz ve huzurlu tutmaya gayret et. Ve her neresindeysen hayatın, bunu şu an hazmet. Olan oldu. Olacak olanı yönet!

Bu sabah eğer güneşe karşı gerinen bir kedi kadar mutlu uyanmadıysan? Yüzünde saçma bir gülümsemeyle dişlerini fırçalamadıysan? İçinden yapmak istediklerin akmıyorsa? Kilo almış ve ağırlaşmış hissediyorsan? İştahın yoksa ve yemek yemeğe bile üşeniyorsan? Hayatta var olma nedenini bilmediğinden eminsen? Yalnızsan kalabalıklı ya da kalabalıksız..? Mahkumsan? Fakirsen?

Hepsini düzeltebilirsin bu sabah!

Tüm gün sadece yaşayarak, kendini yeniden yazabilirsin, inan! Kendine inanırsan, elindeki iğne koca bir inşaat kepçesine dönüşecek ve sen o kuyuyu değil, o vadiyi kazabileceksin! Sen öyle güçlü bir yaratıksın ki sadece düşünerek dahi evreni değiştirebilirsin! Bunların hiç biri şaka da değil laf olsun diye de değil.

Bak düşün!

O bardağı yerinden oynatmazsan, o sehpanın üstünde kalır. Her sabah kalktığında o sehpada duran bardağa bakıp kızdığını ve üzüldüğünü düşün. “Yine orada!”, “Yine kalmış sehpada!”, “Neden orada?!”, “Keşke orada olmasa!” İstediğin kadar söylen, kendine ve evrene kız, bağır, ağla, kapat kendini dünyaya. Değişir mi birşeyler? O bardak kalkar mı yerinden çizgifilmlerdeki gibi bir sihirle? Ormandan bir iyilik perisi gelip büyü yapar mı?! Seni o baloya gönderir mi ya da prense dönüşür müsün hem de sarayları olan yakışıklı bir prense?! HAYIR! Peki, ne olacak şimdi?

Al o bardağı ve mutfağa götür!

Hayatımızdaki herşey aslında bu kadar. Hoşuna gideni al! Hoşuna gitmeyeni at! Her şeyin yerli yerinde olması, tam olarak bu. Yani sen eğer hislerini üzen ve mutlu eden şeyleri olması gereken yerlere koymamışsan, o evi, o ofisi ya da arabayı, boşa toparlayıp, düzenleyip ışıldatıyorsun!

İstediklerin yanında, istemediklerin uzağında olduğunda, her şey yerli yerini alacak! Böylece takıntıların, komplekslerin, depresyonun kökten şekilde iyileşecek. Dürtülerimiz bizi sürekli yorar eğer düzenli değillerse. İçimizde olanla olmayan savaşı, bizi mağlup eder eğer bir düzene girmezlerse. Sabah kalktığımızda hissettiklerimiz bunun delilidir.

Kendini iyi hissetmek, sadece mutlu hissetmek değildir. Asıl kendini iyi hissetmek, kendine iyi bir şekilde kulak verebilmektir. Kendini iyi hisseder yani iyi anlarsan, iyi olursun, iyi uyanırsın.

Bu sabah kalk ve kendini son kez hüzünlü hisset lütfen. İstediklerin ve istemediklerin netleşsin. O kadar gerçekçi ol ki hiç düşünmek istemediklerin bile karşında sana dil çıkarıyır olsun:) Dünyadaki en beceriksiz, en akılsız, en suçlu halini al rahatça! Yüzleş kendinle. Ama bu sabah bu son olsun. Lütfen… Aynı anda ilmik ilmik dokumaya başla gelecek günlerini. Atacağın adımlarını hazmet bu sabah. Gireceğin savaşları ve zorlukları hesapla. Göğsünü şöyle güzelce ger! “ Hazırım!” de, YAŞAMAYA! Her şeyi göze al bu sabah. Göze alamayacağın tek şey, hayattan vazgeçmek olsun!

Asla yalnız değilsin.

Senin gibi hissedenlerle dolu bir dünyadasın, bil! Bu sana evrenden bir mesaj. Yaşam, işaretleri takip edebildiğin oranda keyifli bir oyundur. Sadece güneş doğar sonra ay doğar değildir gün. Gün, içi mucizelerle dolu çok değerli bir armağandır insana. Yapman gereken tek şey, bu armağanı kabul etmek ve günün kıymetini bilmek. Her ne halde olursan ol, bil ki senden daha iyi ve daha kötü halde olanlar hep var. Ve eğer olduğun şeye sahip çıkarsan, bereketle dolarsın. Şans o andan itibaren, seninledir ve sen bunu hep hissedersin. Olana ve olmayana inançla gülümser ve kendini gerçekten iyi hissedersen, varlıkla hiçlik arasındaki dengeyi keşfedersin. Denge huzurludur…

Dünyanın en huzurlu sabahlarında yürek yüreğe hissetmek için…

Uyan!

Ve

Yaşa!:)

Şununla etiketlendi: