4 Eylül 2019….

Bugün… 4 Eylül 2020…. Ben, 4 Eylül 2019’u acıyorum, cayır cayır……

Dünyalar güzeli Annem… Yıl 2017… Mayıs aylarımız her zaman daha neşeli. Çünkü doğduğu gün de bu ay Annemin, Anneler günü de bu ay. Peşpeşe organizasyonlar yapıyoruz her sene. Hediyeler, yemekler… Annem şımarabildiği kadar şımarıyor. O aslında hem kocaman dağım hem de evimizde bir küçük prenses… Oyuncu, tatlı, şımarık, hafiften kaprisli de, heyecanlı, hayat dolu, muzip… Her güzel şey üstünde……

Biliyor bir şeyler olduğunu… Söylemiyor bir süre, korkuyor…… Mayıs ayı artıyor korkuları ama bekliyor. Özel ve kutlamalı günler geçince, diyor “Arzum, böyle bir kan görüyorum tuvalette.” Ben hemen diyorum tahliller, testler bakalım yapalım…. Korkuyorum… Elimde telefon, neden olur bu? Soruyorum… Arama motorundan çıkan sonuçlar, kanımı donduruyor. Annem kanser olamaz!

Anneme kanser teşhisi konuluyor kolonoskopi sonrası… Rektum kanseri….. Bir doktor hemen ameliyat diyor. Diğeri de öyle… Bir diğer doktor ise diyor ki “Aslında kanser neşteri hiç sevmez. İleri ülkelerde bunun çözümü farklı ama biraz da pahalı. Siz korkmayın. Ben size öyle bir tedavi uygulayacağım ki hatta gençleşeceksiniz…..”

Annem seviniyor bu habere. Bunu diyen kişi bir de bizim aile dostumuz büyük bir profesör. Kendisinin özel araştırmaları falan var. Ve ailemizden biri…. Annem zaten ameliyat olmaktan kaçıyor ve bu tedaviyi seçiyor. Hepimiz bu tedaviye mutlulukla bakıyoruz. Kendimizi çok özel, çok ayrıcalıklı sanıyoruz. Şanslıyız biz, obize göre….. Hatta aramızda konuşuyoruz… “İnsancıklar boşuna kesilip biçiliyorlar…. Keşke bu tedaviler eşit şans yaratılsa da herkese yapılabilse…”

Bu arada Annem çok iyi. Hiç bir şikayeti yok. Sağlıklı… Sadece NK bağışıklık testi diye bir şey var. Kan alınıyor ve test sonucu sana bağışıklık sitemin hakkında bilgi veriyor. Değerler yüksekse “Korkma” diyorlar. Ama Annemin değerler orta halde. İstenen seviyede değil… Doktorumuz bize sürekli “Işıklar içindeyiz. Bu günümüze şükür” diyor. Biz herşey yolunda sanıyoruz. Annemin şikayetleri de yok….

Geçen sene 2019 Mart ayında Annem endişelenmeye başlıyor. Çünkü büyük tuvaletine gitmekte zorluk başlıyor. Endişe başlıyor…. Doktorumuz hareket etmesini söylüyor Anneme… Annemm başlıyor söylenmeye… Yazlığına kaçmak istiyor… Hareket ederse sorunlarının geçeceğine inanıyor…… Ama Annem yine kan görüyor klozette…. Ve klasik tetkikler başlıyor… Öğreniyoruz ki kolonoskopide, bu şey bitmemiş ve de büyümüş….!

Apar topar doktorlar, görüntülemeler… Karar veriliyor. Annem kemoterapi alacak, koldan… En korktuğumuz tedavi… Annemin ilk sorduğu soru; “Saçlarım dökülecek mi…..?” Saçları dökülmüyor Annemin. Çünkü tedavi sadece ameliyat için yapılıyor. Yani bir miktar küçültmek için o şeyi….. Ameliyata hazırlık için…. Onkoloji doktorumuz Gökhan Demir ( Acıbadem Maslak Hastanesi) herşeyin yolunda olduğunu söylüyor. Çok değerli bir insan…. Bu tedavilerde memnun kaldığımız tek isim…

Ameliyatımız Amerikan Hastanesinde olacak. Doktorumuz Dursun Buğra. Ameliyat öncesi kemoterapi alınmasını kendi söylüyor. Olup gidiyoruz yanına, raporlarımız elimizde. “Tamam” diyor. “Ameliyat için onkoloji doktorunuz uygunluk tarihi versin, yapalım bu ameliyatı.” diyor. Annem ağlıyor birden… Dursun Buğra diyor ki “Önce ağlayacağız, sonra güleceğiz…” Arada 1 ay var hatta 1,5 ay. Ameliyat öncesi başlıyoruz yazı yaşamaya…

Annem her yerde çok duygusal…

Her gittiğimiz yerden ayrılırken ağlıyor ki annemin ağladığını ömrümde ilk kez görüyorum o aralar…. Duygulanıyor, veda eder gibi bakıyor manzaralara… Ben asla bunların hiç birine inanmıyorum. Anneme sürekli diyorum her şeyin çok güzel olacağını… Yaz sonu geliyor. Bu arada ameliyatı biraz geç yapıyor Dursun Buğra. Kendisinin tatile gitmesi gerekiyor falan. Biz soruyoruz sakıncası var mı beklemenin diye. “Yok” diyor.

Ameliyat günü belirleniyor. 4 Eylül 2019… Sabah…

Biz gezip tozup dönüyoruz İstanbul’a… Bu gece işte… Bu evdeki Annemin ağrısız ve cıvıl cıvıl olduğu son gece… Şu an saat 02:07… Annemi düşünüyorum şu an… Acaba uyumuş muydu..? Korkuyordu mutlaka… Ben uyumuştum bu gece… Ama korkarak ve yastığımı da ıslatarak… Canım Annem… Ameliyat iyi geçsin diye dualar içerisinde bir ben… Ameliyat iyi geçerse zaten Annem yaşayacak… Bize hep böyle denildi… Biz korkmadık ki bu şeyden, hiç…….

Sabah oluyor… Annem öyle güzel ki… Henüz genç daha… 69 Yaşında….. Ama görüntü 55…. Ruh ise en fazla 23… Annem ömründe en çok 23 yaşını sevmiş…..

Çok güzel giyiniyoruz. Ameliyat sonrası için çok şık şeyler almıştık. Onlar da bavulda. Son hatırlatmalar falan. Yoldayız. Hastaneye yaklaştıkça hepimizi bir yalancılık sarıyor ki. Ağlamamak için hep zordayım. Kalbim ağzımda. Ama çok gülüyorum. Şarkılar çalıyor arabada… Annem dünden beri aç… Hepimiz de açız… Annem diyor “Bir şeyler yemelisiniz….” Annem… Anneliği öyle güzel bir Anne ki üstelik… Yüreği istiyor aç kalmayalım… Kendini o an bile bizim kadar düşünmüyor….

Açlık ne demek… Heyecandan hiç bir hissimiz yok….

Hazırlıklar yapılıyor. Ameliyathane yakınındayız. 10 adım sonraya beni alamayacaklar. Orada bile sevgimizin hürmetine kalabiliyorum. Annemin başında yeşil bonesi… Güzeller güzeli yeşil gözleri… Ağlamıyorum. O kadar neşeliyim ki. “ Annecim kurtulacağız bu şeyden. Unutacağız bu kabusu. Bitsin artık. Allah’ın izniyle sen çok daha iyi, sağlıklı olacaksın. Bunun için bu ameliyat. Korkma. Orada Allah yanında olacak. Seni ona emanet ediyorum. Seni burada bekleyeceğim. Seni karşılayacağım. Benim canım Annem sen iyisin.” diyorum….. Hemşireler neşeli. Hepimiz sanki bayram yerindeyiz. Anneme diyorlar, “ Bu iğneyi vurunca kendinizde olmayacaksınız.” Anneme son defa”Seni çok seviyorum” diyorum. Anneme iğne vuruluyor. Annem değişiyor.. Bakışları… Annemi götürüyorlar içeriye… Annem diyor “Arzum ben iyiyim. Beni merak etme.” Kendinde değilken diyor bunları… Dili dolaşa dolaşa … Herkes şaşırıyor buna ve ben artık ağlayabiliyorum…. Pazar yerinde kayboşmuş bir çocuk gibi… Anne… Gitme…. Bir uzay boşluğu oluşuyor birden. Öyle bir sessizlik… Öyle bir çekimini kaybediyor yer… Başım dönüyor biraz da…. Annem… Annem…….

Ağlaya ağlaya odaya çıkıyorum. Başka yerde değil orada bekleyeceğim. Doktor ameliyat bitince haber verecek. Dualarla bekliyoruz canım Annemi. “Allahım Annemi ne olur bize bağışa. Ona yardım et…” Ameliyat 4,5 saat sürüyor. Ameliyatın ortasında bizim Prof Dursun Buğra arıyor odayı. Yüreğim ağzımda dinliyorum. Nefesim yok o an.

Annem iyi mi Dursun Bey?

“Annenizin ameliyatı devam ediyor. Yalnız ben makatı da alacağım. Göbeğine torba takılması gerekli. Bunu bildirmek için arıyorum. Yaptığımız iş doğru olsun. Korkulu rüya görmeyelim. Size haber vermek için aradım.” diyor Dursun Buğra. Kapıyor telefonu. Benim zaten demem gereken bir şey olabilir mi ki? Kendisi doktor. Ne uygunsa o yapılacak elbette. Annem iyi olsun, başka biç bir şey umurumda değil. O korku zaten bana yetiyor… “Şükür!” diyorum. “Annem iyi!!!” Aradan az süre geçiyor ve üzülüyorum birden. Anneme nasıl söyleyeceğimi düşünüyorum bunu… Torbayı… Anneme bundan bahsedildi ama sonra iyi olduğu söylendi, vazgeçildi…. Ama boşveriyoruz. Annem yaşasın yeter ki…..

Ameliyat bitiyor. Annem yoğun bakımda kalmayacaktı. Öyle denmişti. Ama Annem yoğun bakımda 1 gece kalacak deniliyor. “Olsun.” diyorum. “Annem iyi mi?????! “ Doktor Dursun Buğra geliyor. “Taş gibi bir şeydi! Kazıdık! Tamamen bitti! Çok başarılı bir ameliyat yaptık. Geçmiş olsun.” diyor. Ben sarılıp öpeceğim neredeyse Doktoru. Nasıl mutluyum! Geçti tüm korkular. Herşey yolunda. Allahım sana şükürler olsun.

Sabah Anneme koşuyoruz. Annem odaya çıkıyor. Ateş ya da başka bir sorun yok. Gerisi klasik hastane ortamı. Yürütmeler falanlar. Katı gıdaya geçişler. Ama Annemde ağırlar var. Hafifletmesi gereken ağırlar. Ama bu ağrılar ağırlaşıyor. Doktor bir şey demiyor. 11 gün hastanede böyle geçiyor. Annem taburcu oluyor. Evdeyiz… Gelenler var. Annem iyi. Ağrılar dışında şükürlerle dokuyuz. Annem ameliyatı atlattı. Bu şey bitti!

Bekliyoruz. Annemi ne zaman göreceğiz..? Annemi görmemiz için izin çıkıyor. Yoğun bakımdayız. Annem orada… Çok üşüyor… Bir cihazla ısınması sağlanıyor. Ayaklarına çorap giydiriyorum. Çok üşüyor. Ellerimle dokunuyorum. Kendinde Annem ama aslında değil de. Bilinci doluyken bile… Bana diyor “ “Üşüme burada.” Abim içeri giriyor. Onu fazla tutmuyor odada. Ben giriyorum yine. Annem çok renksiz, yorgun, her tarafında bir şeyler bağlı…. Ama Annem iyi olacak… Bu gece de geçecek… Dursun Buğra öyle dedi….

Ağrılar yüzünden sürekli soruyoruz ne yapabiliriz? Neden var bu ağrı? Dursun Buğra diyor “Bu fantom ağrı.” Yani duygusal ağrı. Annem sürekli ağrı kesici içiyor. Doktor diyor, Annem de içiyor. Annem uyguluyor. En sonunda bizi hastaneye çağırıyor. Dursun Buğra yeniden. 3 gün daha Amerika’n Hastanesinde yatıyoruz. Annemi incelemek istiyor Dursun Buğra. İçini açıp baktığı Annemi bilmiyor güya! Bir güzel kalıyoruz Amerikan hastanesinde. Görüntülemeler, tahliller yaptırıyoruz. Maliyetleri asla söylemiyorum. Annemin canı sağolsun. Ama olanlar acı….. Anneme 3 gün sadece koldan ağrı kesici vererek ağrıyı hafifletiyorlar. Bir de işte öğreniyoruz ki sağ kasıktaki lenfte kötü hücre var!

Kabus bitmemiş!

İyi de neden var? Sen 4,5 saat süren bir ameliyat yaptın. Sen her şeyi kazıdık dedin. Bu ne? Cevap yok. Olabilir? Peki… Annem yine üzülüyor. Bundan sonrası çok dramatik. Bu süreçleri anlatıp, moralleri yerle bir etmek gibi bir isteğim yok. Bu yazıyı dahi yazıp yazmamakta tereddüt ettim…

Annem 1 Nisan 2020’de hayata gözlerini yumdu… Tarifsiz bir şekilde geçen 6 ay sonrası… Öyle bir ameliyat oldu ki Annem, bir gün bile huzurlu bir nefes alamadı düşünün.

Ne oldu? Neden böyle oldu? Bilmiyoruz??? Covit dolayısıyla da bir girişimde bulunamadım. Ama bir sürü soru işareti kaldı geriye. Neden oldu bunlar? Neden iyi şeyler duyduk ve Annem şu an burada değil..?

Bu yazıyı yazmaktaki amacım, öncelikle bu hastalık adına farkındalık yaratmak. Siz siz olun asla korkmayın. Mutlaka taramalarınızı yaptırın. Tedavileri ihmal etmeyin. Erken teşhis ve işin ehli isimler ile elbette iyileşmek mümkün. Bizim başımıza olmayacak işler geldi. Konu belki de sadece vade. Bilemiyorum. Ama bizim canımız böyle yandı. Bizim canımız böyle yitip gitti.. Amerikan Hastanesi çok güzel bir hastane. Hep böyle bildik. Ama Annem burada bunları yaşadı Dursun Buğra ile… Annem artık hayatta değil…..

Bu yazımı yazmaktaki diğer bir sebebi de tarih… Annemi anmak, anlatmak istedim… Dünyanın en güzel Annesini tanımanızı çok isterdim… Yazılarımda dokunuşlarını hissediyorsunuz. Her zerremde varlığını bile bula yaşıyorum. Sizlere de yansıtabiliyorum bunu. Bu güzel anlamı… Birini var sayarsan vardır. Çünkü yok saydıkların yoklardır. Amacım, canım Annemi bu şekilde yaşatmak. Ve bu hüzünlü günde onun için bir yazı yazmak…

Eğer bu şey zaferle bitmiş olsaydı, bir başarı öyküsü yazacaktım Annem için. Sözüm vardı. Bu hastalığı nasıl yendiğimizi bilsinler istiyordum. Bir kitapla bunu toplumla paylaşmak gibi bir hedefim vardı… Olmadı… Ama Annemin anısına bir kitap yazacağım… Her ne olduysa, hepsini…

İşte böyle… Şu an sabahın 02:43’ü olmuş… Uykum yok… Annemi düşüyorum… Tuzluyorum arada yüzümü… Hepinizden bu yazımın sonunda Annem için dualarınızı rica ediyorum…

Canımdan ötem… Annem…. Seni çok seviyorum… Sen beni nasıl ki 9 ay karnında bedensiz sevdin, şimdi ben de öyle seviyorum seni… Bedensiz, şekilsiz, ruhundan… Hep olduğu gibi… Daima olacağı gibi……. Allah’a emanet ol benim güzeller güzeli Annem…… Mekanın cennet olsun…. Nurlar içinde, aydınlıklar içinde ol inşallah….

Not: Kaybettiğinde üzüleceğini düşündüğün insanları, asla üzme. Bil ki bu dünya sadece bir misafirhane… Sevdiklerimize iyi olmamız kâr. Zarar ise yaşamamak…..

Şununla etiketlendi: