An YarıNına Anı’n Oluyor… Anlarını Koru ki Anıların Bol Olsun!

Haftanın ortasına tutunmuş avuçlarım. Kum tanelerinden arınmış uzun süre önce.. Daha da uzun zaman geçmiş, ellerini tuttuğum avuçlardan ayrılalı…. Göğün kuşları geçitteler, griliğe yakışmak heyecanlarıyla. Çam ağacı var karşımda. Bütün tüten fincanlarımın yarı yareni, bu soğukta… Ne kadar da şanslı. Her mevsim güzel. Çam ağaçlarını çok severim ben. Kuru dalları kalmaz geriye kışta. Her mevsim kuşları korur ve böcekleri, gölgesine sığınmak isteyenleri. Yazın sıcakta salar mis kokusunu. En çok da Antalya’da kokar çam ağaçları bundan. Annemin ada ağaçları… Yeşille mavinin bayramında, Büyükada’da çocukluğumu yaşatan çam ağaçları… Senin için önemli midir ağaçlar? Birini diğerinden daha çok sever misin?

Annem en çok zeytin ağaçlarını severdi..

Atalardan kalma zeytin ağaçlarını hep görmek isterdi. Anlamazdım o zamanlar. İznik’teyiz mesela. Birden “Hadi gidelim tarlalara. Ağaçlar derlermiş, sahibim de sahibim. Küsmesinler, özlemesinler.” derdi… Giderdik… Bebek olurdu onların arasında. Gözlerimde koskoca Annem, olurdu cimcime bir prenses… Ağaçlar arasında biri vardı ki her defasında ona dokunurdu mutlaka ve anlatırdı hikayesini… “Bakın burada M harfi hala duruyor…” Anneannemin adı Muazzez’di.. Anneanneme aileden kalmıştı zeytin ağaçları ve ailesine de ailesinden… Küçük bir Kiz çocuğuyken henüz Anneannem, M harfini kazımış zeytin ağacına… Anlatmış bunu evlatlarına… Anneannem gitmiş… Annem meğer Annesine dokunurmuş ağaçlarına dokunurken… Ondanmış o tarlaları büyük bir heyecanla gezmek istemesi… Şimdi anlıyorum… Annem gidince yani… Ve şimdi o M harfinde benim için N harfi de var… Ve oğluma ben de anlatacağım.. Hatta yanındaki ağaca Annemin N harfini de kazıyacağım..

Hayat anlam olmadan nedir ki..?

Hissetmeden yaşadığın bir ömür, hiçtir. Hassas olmak belki biraz yıkıcı ama insan olmak da ancak duygularınla mümkün. Duygularını yaşayabildiğin, duyguları yaşatabildiğin kadar varsın şu fanilikte. Bir ağaca bakarken, tüm ruhundan o ağacı yaşamalısın. Sadece ağaç olmamalı ağaç. Sadece çay içmemelisin, çayını yudumlarken. Ölüp gitmemeli sevdikleri, ölüp giderlerken… Öyle bir yaşamalısın ki sevdiklerini, sen yaşadıkça yaşayabilmeliler. Ve hatta senden sonra bile anılabilmeliler. Yoksa yazık olur onca doğmaya da doğurmaya da alınan eğitimlere de, terfilerde de……

Her insanın tarihi eserleri kalmalı şu hayata.

O kadar önemli ki. Geçen gün oğlumla bir film izledik. Çok varlıklı bir aile. Başkan bile aileden borç istiyor:)) Hırsızlar geldiler ve devasa kasayı açtırdılar anne ve babaya:) Kasa şarkı ile açılıyor:) Karı koca aşk dolu bir şarkı söylüyorlar ve ses eşleşmesi tamamlanıyor. İçerisi sanki mağara! Devasa bir alan, kasa demek aslında hakkını yemek o büüüyüüüüük metrekarenin(!) Hırsızlar dalıyorlar içeri. Aaaaaa! İçeride hiç külçeler, sikkeler, banknotlar yoookkkk! Diyorlar “Nerede hazineler?!” Etrafta sadece eski ödüller, madalyalar, mektuplar, çocuklarına ait bebeklik eşyaları, tablolar, kaşıklar, giysiler falan var. Hırsızlar çıldırıyorlar! “Bunlar da ne!? Bunların hepsi çöp!” Karı koca hemen aslan kesiliyorlar. “Bunlar bizim hazinemiz! Edepsiz adam!” :)))))

Hırsız hem kalbi hem cebi bomboş çıkıyor oradan….

Ben de arşivciyimdir. Düne bağlı yaşamak değil bu. Anları ölümsüzleştirecek kanıtlara sahip çıkmak yaptığım. Sadece fotoğraf yetmiyor bana. Ana ait bir şeyler olsun istiyorum. İnsana ait kendi tarihine ışık tutacak şeyler. Mesela ilk radyoculuk kartım hala duruyor. “Radyo Gold” Selamlar güzel yayın arkadaşlarıma buradan! Mesela diğer radyolardan bir çok anım var. “Dost Fm” son radyo frekansım… Selam olsun güzel canlara da… Ve sonrası iş hayatı:) Radyo benim için hiç bir zaman iş olmadı. Yaşadım ben radyocuyken. Sonrasında, başardım:))) Güzel işler yaptım ve buradan tüm güzel çalışma arkadaşlarıma, tanıdığım tüm güzel canlara da selam olsun. Sanki emekli gibi konuşuyorum ama değil tabiii ki:))) Çalışmaya devam! Harflerimle, yeniden yaşamaya döne döne hem deeee:) Belki mikrofon da katılır yakında harflerimize?:) Bakalım:)

“Yaşadığına dair, iz bırakmak.” der çok sevdiğim bir canım…

Yaşadığına dair iz bırakmak, çok değerli. Kendi tarihini ve sevdiklerinin tarihlerini, mutlaka koruma altına almalısın. Mesela sanırım bu hafta oğlumla benim ellerimizin kalıbını çıkaracağım:) Hem de elele! Çok anlamlı. Zaman içinde böyle böyle anı kırıntıları toplamak, Hansel ve Gratel gibi yolunu kaybetmemek adına şans oluyor insana. Toplamak İçin de onları kaydetmek gerekiyor. Annemin saçları var mesela. Örgülü… Eskiler öyle yaparlarmış. Saçlarını ördürüp öylece saklarlarmış. Annemin öyle gür saçları vardı ki… Ve şimdi Annemin saçlarına dokunabiliyorum böylelikle… Yok olmadılar… Gerçekler ve yanımdalar…

Günlük yazmak da çok önemli.

Hep yazdım ben. Ara verdim, kısa yazdım. Bazen meail attım kendime, bazan telefonun notlar bölümüne ama hep yazdım. Harfler öyle güzel belgelerdir ki ömürde. Kim olduğunu sana hatırlatan en değerli pusuladırlar. Kendi evrimini izlerin satırlarda. Senin için değerli olanları okursun. Neler hissettiğini bir zamanlar, hatırlarsın… İlişkilerini irdelersin. Kimin haklı olduğuna karar verirsin:) İnsan zaman içinde illa suçluyor. Ya kendini ya da karşısındakini suçlamak zorunda sanki ama bu oluyor. İşte bu noktada adalet sağlanmış oluyor:)) Kayıtlar ortalığa dökülünce, tartışacak bir şey de kalmıyor. Tavsiye ediyorum:)

Özellikle de kendini suçlama eğiliminde olanlar İçin yazılı arşivler son derece önemli!

Güzel bir Çarşamba. Çünkü nefes alıyoruz. Yeniden başlamak İçin şans dolu bir Çarşambadayız! Bugün anlarına dokun. Kimsin? Kimdin? Kim olmaya evriliyorsun? Hayatının amacı ne? Hayata başlarken hayallerin nelerdi? Bir gözden geçir kendini. Şu kışta tazecik duran çam ağaçlarını fark et. Bugün bir saksı çiçeği al kendine. Kadın ya da erkek olmanla ilgili değil çiçekleri sevmek. Suyuna muhtaç bir cana önem ver her gün. İyilikle başla güne. Sana güzellik katan bir şeye dokun. Seninle coşan, seninle güzelleşen bir saksı çiçek, İnan mucizen olabilir..?

Senenin sonuna, yeni senenin başına doğru bol bol gülümse:)

Gündemde bir sürü muhabbetler var. 21 Aralık ve sonrası:) İyi olan her şeye İnan, olumsuz her ne varsa da boşver:) Bana göre en mantıklı olanı bu:) Çünkü zaten olan oluyor. Bari gereksiz yere ön korku hali içine düşme. Tedbirini al ve gerisini unut:) İşte sana sağlıklı kalabilmenin sırrı:))) İyi beslen ama iyi hisset de! İyi hissetmezsen olmaaazzzz:) Kendini çok sev! Kendini ve herkesi çok affet! Şamlı olduğuna, başaracağına ve her şeyin olması gerektiği için olduğuna İNAN!

Güzel şarkılar da dinlemeyi unutma! Hatta şuradaki şarkıyı bana hediye et:))) Ondan sonraki de benden sana gelsin:)

Görüşüüürüüüzzzz!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s