Saflık Derecemiz Kaç?

Kozalakları yağmur dolmuş çam ağacına bakarak açtım bugün penceremi. İçime derin bir hayat çektim. Hemen geri de bırakmadım nefesimi. Tuttum… Tuttum…. Sonra gülümserken, soluğum havaya karıştı birden:) Havuza ilişen gözbebeklerimi gıdıkladı, içindeki rengarenk kağıtlar:))) Oysa onların dibe çökmeleri gerekmiyorlar mıydı..? Amanın! Yani çalışan arkadaş, tüm hayallerimi bilecek miydi bundan böyle! Dilerim İlyas gelip hepsini okumuş ve de görünmez yapmıştır:) Yoksa valla içim dışım bu saat itibariyle bir halde nefes almaya devam edeceğim alemde(!)

İçimiz dışımız bir mi?

İçi dışı bir olmak… Ben öyle biri olduğumu sanıyorum gerçi ama yine de karşımdaki bilir mutlaka en iyisini. Kişi, dışarıdan nasıl göründüğüne bakabilmeli amaaaa çok da objektif olunamıyor ki. Burası net. İnsan, kendini bile pek bilemezken, bilinçaltı diye bir şey varken, karşısındakini nasıl sağlıklı analiz edebilecek peki???

Ben birinin iç dış halini, evrene bakışından anlıyorum.

Çok güvensiz, şüphe duyan, çok sağlamcı bünyeler vardır. İşte o bünyelere dikkat edeceksin:) Neden? Çünkü “Kişi kendinden bilir işi.” demiş kadim atalarımız. Ne kadar da doğrudur. Dene bugün. Hiç şaşmaz. Herkes dünyayı, kendi dünyası gibi algılar çünkü. Bir insan karşısından, ancak kendinin yapabilecekleri kadarını bekler. Güzel bir yüreği olana da bundan saf deniliyor… Bu kısım hüzünlü biraz… Oysa, o sadece iyi bir insan. Aklına gelmiyor, nasıl kötü olunabilir.. Kötü olmak bir zeka işi değildir. Bir şanssızlık meselesidir.. Edinilmiş sözlü ya da fiziki tecrübeleri şanssız kişiler, kül yutmaz denen cinstendirler. Neden? Çünkü bunların içleri dışları kül dolmuştur da ondan…

İçi dışı bir olabilmek, masumiyettir…

Şimdi onca kül dolmuş biri nasıl içini gösterebilir ki? Çekinecek elbette. Ve ortalıklara nurtopu gibi yalanlar doğacak… Konu da amma konuları açtı bugün? Nedir bilemedim bir taraftan da???

Yukarıda yazılanlar, bundan 4,5 saat önceye aittir:))

Araya giren güzel telefonlar ile akış bölünmüş olsa da bu defa yazmaya devam etmek istiyorum. Yeni bir başlangıç için çok değerli bir gündeyiz. Bugün baharın ilk günü kabul ediliyor. Bundan dolayı da iyi şeyler ile başlamak güzel olacaktır yeni bahara. Her bahara güzelliklerle rengarenk açabilmek için, iç dış temizliği mahiyetinde olsun harflerim bugün:) Küller mi var içte yoksa çok mu saf kalıyorsun ele güne bir bak bakalım. Sahi sen hangi tarafta olmak isterdin?

Saf, arı, temiz olmak çok değerli.

Peki insan orijinal ayarlarını nasıl koruyabilir? Yeni doğmuş bir bebek saflığına geri dönebilir mi? Dönmeli mi?

İnsan, bir çok şey bilmenin, başarı getireceğine inanır. Feleğin çemberi olarak tabir edilen bu bilişsel tünel, acaba gerçekten de güçlü kılar mı insanı? Yoksa içten içe zayıflatır mı? Bir çok şey bilmek harikadır tabi. Ama o bir çok şey içinde olumsuzluklar da yaşanacaktır illa ki. Olumsuz tecrübeler de inanmayı sarsacaktır. O süt, dilini yaktıkça, sana o yoğurtları yemesi hep üflü püflü olacaktır. Peki yoğurdun tadı kaçtıktan sonra, kalacak mıdır kıymeti akıllı olmanın??? Daha doğrusu, saf denmemesi sana, senin ömürlük mükafatın mı olacaktır yani? Nasıl bakıyoruz biz böyle…? Nasıl bu kadar hatalı…

Saf altın değerlidir oysa…

Ruhun da saf olması değerli olanıdır. Ve İnan ne kadar saf duygular ile nefes alırsan, o kadar çok mucizelere yakınsındır. Çünkü arı bir ruha sahip olmak demek, yüksek enerjide olmak demektir. Bu da şans, sağlık, huzur, mutluluk kısacası her güzel şey demektir. Ne kadar iyi düşünürsen, evren de sana o kadar iyiliklerle gülümseyecektir. Bunu kuantum fiziği açıklıyor bilimsel olarak. Sen hangi enerjide titreşirsen, aynı enerjileri hayatına çekersin. Yani temiz bir yüreğin olursa, sana hep temiz hikayeler yazılacaktır. O yüzden işte o gönlünün de konacağı yeri sen belirliyorsun:) Gönül kafasına göre iş yapmıyor:)

Külleri at içinden!

Peki şanslı olamayanlar ne olacaklar? Hayata saf başlama şansları çalınmış olan ruhlar??? Hayat bu tabi. Şanslı var şansız var. Kime göre ve neye göre şans? O kadar göreceli ki her anlam şu dünyada. Aslında herkes kendi bildiği varlık ve yokluk kadar şanslı ya da şanssız. Bu yüzden de bir diğeri ile kıyas, son derece anlamsız.

Güzel can, sen nasılsın?

Feleğin çemberinden geçmişlerden misin? Saf olman mümkün değil diye mi düşünüyorsun? Mevlana ne diyor? “Ne olursan ol, yine gel…” diyor değil mi? Defalarca tövbelerini bozmuş olsan da yüreğindeki küllerinden arınabilirsin diyor yani. Elbette çok şey bilmek, masumiyetten kaybettiriyor. Saf enerjide olma halinden seni uzaklarda tutuyor. Ama imkansızlık ve insan, yanyana hiç yakışmıyor!

Sen gönlünü ferah tutacak, kalbini bozmayacaksın.

Dostum… Küllerinden doğmak, daha büyük bir dirençtir. Saf olan, saf kalmakta mücadeleci olacak. Küllerinden doğan, daha da büyük bir şey başarmış olacak. Yaşadığın tarihin değerlisisin sen. Bu dünyada yazılmakta olan bir tarihin parçasısın. Kimine göre ibret, kimine göre imrenilesi bir cansın. Senaryolar içinde sen başka başka sahnelerde, başka başka bir oyuncusun. Her şeyin içinde sen yüreğini korursan şayet, en saf, en arı olansın. Sakın küle dumana bulandım deme. Asıl kararmış olanlar, kalplerini yakıp yok edenlerdir. Senin sıcacık bir yüreğin varken, saflığına bir toz düşmez. Bil.. Hüzünlenirsin belki ekstradan amaaa yolunda ay olur. Sen yolunu kaybetmezsin.

Şanslılar ve şanssızlar dolusu dünya!

Ne vakit dört yapraklı yoncalar, 3 yapraklı yoncalarla sarılacaklar birbirlerine, o vakit dünya şanslı olacak işte. 7 yapraklı yonca olacak şansın sembolü. Kardeş kardeşe yaşayan insanların yuvası olacak dünya. Sınırsız kardeşlik saracak bayrakları. Halklar dans edecekler rüzgarlarla. Çoğalacak sevgi. İçi dışı bir olacak sohbetler, susturacak tüm çığlıkları yüreklerde. Barış gelecek düne ve yarına. Şimdiler saflaşacak böyle böyle. Nice göçüp gidenler, nice baharında dalından koparılanlar bile gülümseyecekler cennetlerinde…

İnanmak güzeldir…

Sen içini dışını bir süpür dostum. Etrafına şöyle bir iyileş. Başkaca fikirleri de sev. Dünü affet, yarını korkutma. Hepsinin üstüne bir temiz sünger çek herkesle birlikte. Ve dünya bu güzel ilkbahar ile yine çok güzel ve taze olsun. İçimiz dışımız bir muhabbetlerde olalım hepimiz. En saf olmaya olsun mücadelemiz. Kim kimi kandırmış çirkinliklerinden sıyrılalım. Prim yapan şeylerimiz, iyiliğe güzelliğe olsun bu andan böyle…

Araya giren hayat ile bugün harflerim iftara yaklaştı neredeyse:) Bugün de böyle olsun. Mevzu demek ki derin, nefes ala ala ilerledi cümleler…

Muhteşem bir ömür olsun o zaman!

En saf halimle diliyorum bunu! En saf hallerimizle 7 yapraklı yonca olabilmek dileğiyle….

Sevgilerimle…

Saflık Derecemiz Kaç?’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s