Yağmurca…

Yağmur damlalarını izliyorum. Bakışlarım değiyor kim bilir kaçına birden? Kuşların bu grilikte ağırlaşan kanatlarını hayal ediyorum. Çam ağaçlarının temizlenme günü heyecanlarını. Banyo günleri gelmiş, hoş gelmiş. Kuru dallar zaten Annemin gözleri.. Öyle çok severdi ki kuru dalları... Hepsinde yemyeşil bakışları var Annemin, kuru dallar üzerinde, kışta, bahar gibi.... Türk kahvem gelecek az sonra! Ruhuma hatır … Okumaya devam edin Yağmurca…

Dümensiz Göl Sahası…

Bir saldasın. Sazdan samandan bir sal. Elinde sadece 1 tane kürek var, çok uzun. Gölün orta yerindesin. Manzaralar masallaştırıyor olduğun yeri. Göl uyuyor. Kendisi ayrı güzel, göğün ve ağaçların yansımaları ayrı güzel. Duruyorsun sal üzerinde. Otururken, birden kendini bırakıveriyorsun sandalın ortasına. Sırt üstü izliyorsun göğü. Kuşbakışı izlediğin yerlerden daha güzel bu sırt üstü bakışı. Göğün … Okumaya devam edin Dümensiz Göl Sahası…

Kala”BALIK” Sahiller ve Zihinler

Fırlatırsın oltanı sulara... Martıları izlersin. Ciğerlerin miisssss. Martılar nerde çok, oraya fırlatmaya çalışırsın oltanı. Martılar klavuzun olur, günün balık saatinde... Oltanın, fırlattığında çıkardığı çok güzel bir sesi vardır. Açarsın makara mekanizmasını. Kurşunun da ağırındansa hani, uuuuhuuuuuu çooook uzaklara coşar misinan! O makaranın dönerken çıkardığı ses, özgürlüğün sesidir... Tüm kilitler açılmış, sıkılmışlığından kurtulmuş misinanın sesi... Kendini … Okumaya devam edin Kala”BALIK” Sahiller ve Zihinler