Etiket: #Annem
-
An YarıNına Anı’n Oluyor… Anlarını Koru ki Anıların Bol Olsun!

Haftanın ortasına tutunmuş avuçlarım. Kum tanelerinden arınmış uzun süre önce.. Daha da uzun zaman geçmiş, ellerini tuttuğum avuçlardan ayrılalı…. Göğün kuşları geçitteler, griliğe yakışmak heyecanlarıyla. Çam ağacı var karşımda. Bütün tüten fincanlarımın yarı yareni, bu soğukta… Ne kadar da şanslı. Her mevsim güzel. Çam ağaçlarını çok severim ben. Kuru dalları kalmaz geriye kışta. Her mevsim…
-
Yağmurca…

Yağmur damlalarını izliyorum. Bakışlarım değiyor kim bilir kaçına birden? Kuşların bu grilikte ağırlaşan kanatlarını hayal ediyorum. Çam ağaçlarının temizlenme günü heyecanlarını. Banyo günleri gelmiş, hoş gelmiş. Kuru dallar zaten Annemin gözleri.. Öyle çok severdi ki kuru dalları… Hepsinde yemyeşil bakışları var Annemin, kuru dallar üzerinde, kışta, bahar gibi…. Türk kahvem gelecek az sonra! Ruhuma hatır…
-
Yalnızlık… Hüzzam Bir Islık…

Eskilerin sesleri nefessiz gökkubbede Dantellerin motiflerince sandık dünya.. Atam bir motifte, Annem diğerinde…. Bulutlardan akarsınız ruhuma, sessizce…. Kalırım böylesi pazar Kala kalırım… Kanmış… Yağmurlu… Soğuk… Dururum yürüdüğümü sandığım yollarda… Yolların hepsi yarım… Sevmelerde… Uykular da…. Ey ruhumun bilinen yüzleri Bu kış kaldırımlarda değilsiniz Sesleriniz varımda Yokumda… Siz… Dilsiz yapıyor beni sizlere sustuklarım Ağlamaklarımdan bıktı şu…
-
Büyük Ben’in Mızmızları…

Şöyle karların yağmaya başlamış olduğu bir Aralık ayında olsak şimdi…. Karlar ki tüm mikropları öldüreninden olsa… Yolları kapatanından hani… Sobalar olsa evlerde. Her evin bacası tütse.. Kışın geldiğini insan biraz da o odun, kömür kokularından anlasa… Portakal kabukları atılsa sobaların üstüne.. Mis koksa sokaklara kadar her yer… Yeni yıl geliyor diye herkes çoook heyecanlı olsa….…
-
Kalanların Gidenlerine İthafen….

Gözlerine okyanuslar mı doldu senin? Döküldüğün yerden, Tükenmez acılar mı biriktirdin..? Hangi çığlık sesini duyulmaz etti, söylesene Suskunluğunu açıklar mı bir dilsiz ya da gece? Yalnızlığın ısırdığı yerden mi kaptın bunca soğuğu Üşütüyorsun aynada her sabah…. Sonra buz gibi bir güne başlıyorsun Sövmeden ve gülmeden… Melekler korku dolu… Yaşaman gereken hayat ardında… Sana koşamıyor, sen…
-
Çamlar Bardak Olmadan! Süsle Onları! Hadi!!!

Noel ağacı sever misin? Ya da Yılbaşı Ağacı? Ya da Nurdogan Ağacı? Ya da Çiçilaki Ağacı??? Ohooo daha ne isimler var:) Çeşitli dönemlerde çeşitli ritüellerde ağaçlar süslenmiş. Dilek ağaçları da var mesela 365 gün süslü püslü dururlar:) Üstlerinde çul çaput:) Kim ne isterse, gider asar üstüne. Bekler olsun diye niyetleri. Umut dünyası bu dünya. O…
-
Şiir Pazar 1 :)

Pazar günü, şiir günü olsun mu?:) İçimden geldi. Bu yağmurlar, ruha kafiye…. Anneme… Kışlık göğün bulutlarından, Soğuk yağıyor ha bire… Sıcağından uzak sessizlik öyle sağar ki Duymuyorum hayatı… Sırılsıklam kış olmuşum, Adı pazar denen şeyde… Sokaklar yapraklarla dolu Adımların ediyor hepsi, Benim sensizlik matematiğimde……
-
4 Eylül 2019….

Bugün… 4 Eylül 2020…. Ben, 4 Eylül 2019’u acıyorum, cayır cayır…… Dünyalar güzeli Annem… Yıl 2017… Mayıs aylarımız her zaman daha neşeli. Çünkü doğduğu gün de bu ay Annemin, Anneler günü de bu ay. Peşpeşe organizasyonlar yapıyoruz her sene. Hediyeler, yemekler… Annem şımarabildiği kadar şımarıyor. O aslında hem kocaman dağım hem de evimizde bir küçük…
-
Sevgi Öğrencisinin Kaleminden….

Annem, mevsimleri severdi. Diyeceksin ki kim sevmez ki? Sevmek, hissetmeden, farketmeden sevmek midir diyeceğim o zaman ben de. Evet. Sevmek, sevdiğini hissettiğini farkettiğin yerden doğar, büyür, güzelleşir. Sonsuzlaşır. Çünkü beslenir ve önemsedikçe daha da çok değerlenir. Sevmek, sevince biten birşey değildir bilinenin aksine. Sevmek, ona karışmak ve anlamlanmaktır bu aidiyette ve sahiplenmede. Annem mevsimleri böyle…
-
Ölümsüzlüğün Formülü!

Naim Süleymanoğlu… Cep Herkül’ü… O zamanlar küçücük bir çocuktum. Ailece Naim Süleymanoğlu için heyecan duyduğumuz anları hatırlıyorum. O yıllar… Annemin henüz çok küçük olduğu güzel yıllar… Hani çerçeveler boş, hani Sezen’in şarkısının tıpkısının aynısı yıllar…. Hep düşünürüm zaten, hepimizin bu dünyaya belli bir görev için geldiğimizi. Yoksa hiç doktor, doktor olabilir miydi(!) Olamazdı! Kim ister…